İçeriğe atla
II. Dünya Savaşı

II. Dünya Savaşı

~47 dk okuma6 Pekiştirme SorusuDers Notu s. 177-184
Genel Bakış
  • II. Dünya Savaşı Almanya'nın 1939'da Polonya'yı işgaliyle başladı; Mihver ve Müttefik devletler arasında küresel çatışmaya dönüştü.
  • Almanya'nın yıldırım savaşı, SSCB cephesi ve Pasifik'teki çatışmalar savaşın askerî seyrini belirledi.
  • Stalingrad, Normandiya Çıkarması ve Pasifik'teki ABD ilerleyişi Mihver Devletlerinin yenilgisini hızlandırdı.
  • Holokost ve sivillere yönelik kitlesel şiddet savaşın en ağır insani sonuçları arasındadır.
  • Türkiye savaş boyunca denge politikası izleyerek fiilen savaş dışında kalmaya çalıştı.
  • Savaş sonrasında Birleşmiş Milletler kuruldu; Avrupa güç kaybederken ABD ve SSCB iki süper güç olarak öne çıktı.

Sınav İpucuAYT Tarih-2 soru yaklaşımı

Kişi, kurum, tarih ve gelişmeleri tek tek ezberlemek yerine aynı başlık altında karşılaştır. Soruda verilen ipucunu kronoloji ve neden-sonuç bağıyla doğrula.

II. Dünya Savaşı (II. Dünya Savaşı)

Bölüm 1 / 3

II. Dünya Savaşı (1939 - 1945)

Savaş Öncesindeki Gelişmeler Totaliter rejimlerin kuruluşu

İtalya'da Faşizm ve Mussolini'nin Yayılmacılığı

Benito Mussolini
Büyüt / İncele
Benito MussoliniGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

I. Dünya Savaşı'ndan umduğunu bulamayan İtalya’nın ekonomisi de felce uğramıştı. Özellikle asker kaçakları, aydınların maddi ve manevi beklentileri, işsizlik iç politikadaki istikrarı bozdu. Bu durum Benito Mussolini’nin liderliğini yaptığı Faşist Partinin işine yaradı.

Zamanla taraftar sayısında artış yaşanan bu parti 1919 yılında yapılan seçimlerde meclise giremedi. 1922 yılında ülke genelinde yapılan işçi grevlerini zor kullanarak bastıran bu partinin sempatizanları yani “Kara Gömlekliler’’ Napoli’den Roma’ya yürüyüş gerçekleştirdiler.

Ülkede bir darbe olabileceğini düşünen mevcut hükûmet istifa etti ve başbakanlığa Mussolini getirildi. 1924 yılından itibaren bu sefer de Mussolini’ye karşı muhalefet arttı.

Bunun üzerine Mussolini mevcut anayasayı kaldırmadan 1925 - 1926’da çıkardığı olağanüstü yasalarla yetkilerini artırdı. Ceza Kanunu’nda değişiklik yaparak kendi partisi haricindeki diğer partileri kapattı. Böylece İtalya’da diktatörlük dönemi de başlamış oldu.

İtalya’nın uzun zamandan beri gerçekleştirmek istediği sömürgecilik emelleri, Mussolini ile birlikte “Roma İmparatorluğu’nun yeniden kuruluşu’’ adı verilen millî bir ideal hâline geldi. İtalya’nın bu dış politikası rahatsızlığa sebep oldu. İlk problem Yugoslavya ile yaşandı.

“Serbest Şehir’’ olarak bağımsızlık statüsüne kavuşturulan Fiume, Mussolini’nin Yugoslavya’ya baskısı sonucunda 1924’te İtalya’ya katıldı.

Milletlerarası bir komisyonda görevli İtalya temsilcisinin Yunanistan’da öldürülmesi üzerine İtalya, Yunanistan’a ait Korfu Adası’nı işgal etti. 1924 yılı sonunda İtalya, Arnavutluk’taki bir iç meseleyi fırsat bilerek ekonomik ve siyasi desteği ile Arnavutluk’u nüfuzu altına aldı.

Ayrıca 1931’de Japonya’nın Mançurya’ya saldırması, Almanya’nın Versay şartlarından kurtulma girişimlerine İngiltere ve Fransa’nın tepkisiz kalması İtalya’yı Habeşistan’ın işgali konusunda harekete geçirdi.

İtalya’nın 1935’te başlattığı Habeşistan saldırısı 1936’da işgalle sonuçlandı. İtalya’nın Habeşistan’a saldırısı ile Almanya, Locarno Antlaşması’nı feshetti. Avrupa’daki mevcut durum bozuldu.

Mussolini “Sürekli barış ne mümkün ne de faydalıdır. Sadece savaş insan enerjisini en yüksek gerilimde tutar.” diyerek dış politikasını ne üzerine kuracağını da göstermiştir.

Almanya'da Nazizm ve Hitler

I. Dünya Savaşı’ndan sonra Alman İmparatorluğu yıkıldı ve yerine cumhuriyet ilan edildi. Ancak Versay Antlaşması’nın imzalanmasıyla Almanya’da iç istikrarsızlıklar arttı.

Bunun üzerine “Weimar Anayasası’’ yürürlüğe konularak demokrasiye geçildi ve partiler kuruldu.

Bu partilerden biri olan Nazi Partisi 1924 yılındaki seçimler sonucunda parlamentoya girdi. 1932 seçimlerinde ise en güçlü parti olarak çıktı. 1933 yılında Hitler, başbakan oldu ve meclisten dört yıllığına olağanüstü yetkiler ele alarak diktatörlüğünü ilan etti.

Gestapo adı verilen gizli bir örgüt kurarak muhalefet ve toplum üzerinde baskı kurdu. Sanatçılar ve bilim insanlarına yasaklar getirildi.

Kütüphanelerdeki kitaplara “okunur ya da okunmaz” ibaresi konuldu. Nazi ideolojisiyle uyuşmayan her şey ders kitaplarından çıkarıldı. Naziler bu rejime “Halk Toplumu’’ dediler.

Hitler ile birlikte Alman dış politikası yeniden şekillendi. Bu politikanın ilk hedefi Versay Antlaşması’nın maddelerinden kurtulmaktı. İkinci hedefi Almanya dışında Almanların yaşadıkları toprakları almak ve topraklarını sınır tanımadan genişletmekti.

Almanya’da 9 - 10 Kasım 1938’de yaşanan “Kristal Gece” ile Yahudi karşıtlığı farklı bir boyut kazanmıştır.

Önemli Not

1 Mart 1935’te Versay Antlaşması’yla 15 yıllığına Milletler Cemiyeti yönetimine bırakılan (kömür madenleri Fransa’ya verilen) Saar Bölgesi, halk oylaması sonucunda Alman yönetimine geçti.

Versay’ın getirdiği askerî kısıtlamalardan kurtulmak isteyen Almanya, gizlice silahlanmaya başlayarak Ekim 1933’te Silahsızlanma Konferansı ve Milletler Cemiyetinden çekildi. 1934’ten itibaren kara, deniz ve hava kuvvetlerini güçlendirme çalışmalarını başlattı.

Modern silah, araç ve gereç yapımına önem vererek asker sayısını 300 bine çıkardı. Daha sonra da askerliği zorunlu hâle getirip asker sayısını 550 bine çıkardı.

Versay Barış Antlaşması’nı tamamen ortadan kaldırmaya kararlı olan Almanya, 7 Mart 1936’da, askerden arındırılan Ren Bölgesi’ne asker gönderdi. Fransa bu durumu kabul etmek zorunda kaldı. Almanya, 13 Mart 1938’de de Avusturya ile birleştiğini ilan ederek burayı ilhak etti.

Südet Bunalımı ve Münih Konferansı

Çekoslovakya’nın Südetler Bölgesi’nde 3,5 milyon Alman yaşamaktaydı. Burayı ilhak etmek isteyen Hitler’in Nazilerin çıkardıkları karışıklıklardan yararlanmak istemesi, iki ülke ilişkilerini bir bunalıma dönüştürdü.

Hitler, 28 Mayıs 1938’de Çekoslovakya’yı işgal etme kararı aldı. Ara buluculuk faaliyetlerinin sonuç vermemesi Avrupa’da genel bir savaş ihtimalini ortaya çıkardı.

İngiltere’nin önerisi üzerine Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere arasında 29 Eylül’de Münih Konferansı toplandı. Bu konferansta Südet, Almanya’ya verilirken, Çekoslovakya toprakları İngiltere ve Fransa’nın garantisi altına alındı.

Münih Konferansı’na davet edilmeyen ve Çekoslovakya ile ilgili kararlarda kendisine danışılmayan SSCB, Batılı devletlerden uzaklaşıp Almanya’ya yakınlaştı.

Münih Konferansı'nın Ardından

Münih Konferansı’nın ardından 2 Ekim’de Polonya, Çekoslovakya’nın Teschen Bölgesi’ni işgal etti.

Hitler “Nasyonal - Sosyalist akım onu bugünkü dar yurdundan çıkarıp yeni topraklara doğru yürütmek cesaretini göstermek zorundadır.’’ diyerek dış politika hedeflerini ortaya koydu.

İspanya’da Franco Dönemi

General Franco
Büyüt / İncele
General FrancoGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

İspanya’da 1923’te General Primo de Rivera tarafından askerî darbe yapılarak yönetim ele geçirildi. 1936 yılında General Franco’nun ayaklanmasıyla İspanya iç savaşı başladı.

“Cumhuriyetçiler” ile “Milliyetçiler” arasında süren üç yıllık savaşı Almanya ve İtalya’nın desteklediği General Franco kazandı.

Japonya

Pearl Harbor saldırısından sonra yanan USS Arizona
Büyüt / İncele
Pearl Harbor saldırısında yanan USS Arizona (7 Aralık 1941)Görsel: Photographer: Unknown Unknown Retouched by: Mmxx · Kamu malı · Wikimedia Commons

Japonya, 1920’li ve 1930’lu yıllarda Uzak Doğu’nun en güçlü devleti oldu. Japonya, 1931’de Mançurya’yı işgal ederek Çin’e yöneldi. Asya’daki faaliyetlerinde serbest kalmak amacıyla 1933’te Milletler Cemiyetinden; 1934’te Washington Antlaşması’ndan çekildi.

Aynı zamanda 1934’te, “Asya, Asyalılarındır.’’ diyerek Batılıların Çin’le olan münasebetlerini kesmelerini istedi. Japonya’nın yayılmacı politikası, Uzak Doğu’da güçler dengesini bozdu. Bu bölgede çıkarları olan İngiltere ve ABD gibi devletler, önce Japonya’nın bu tutumuna tepkisiz kaldı. Ancak Japonya’nın 1937’de Çin’e saldırması üzerine bu devletler Çin’e yardıma başladı.

1938’de Japonya Doğu ve Orta Çin’in topraklarını ele geçirdi.

Batılıların Doğu Asya’dan atılmasını öngören “Yeni Düzen’’i ilan etti. Japonya’nın emperyalist tutumu nedeniyle Uzak Doğu, II. Dünya Savaşı’nın cephelerinden biri oldu.

Yayılmacı devletlerin politikaları

DevletPolitikanın adıHedefi
Almanya (Hitler)Hayat Sahası (Lebensraum)Versay'ı yıkmak, dışarıdaki Almanları tek çatı altında toplamak ve Avrasya'nın ham madde ve enerji kaynaklarını ele geçirmek
İtalya (Mussolini)Bizim Deniz (Mare Nostrum)Roma İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak, Akdeniz'e ve Balkanlara hâkim olmak, Habeşistan gibi ham madde bölgeleri edinmek
JaponyaBüyük Doğu Asya Ortak Refah Alanı“Asya, Asyalılarındır.” diyerek Batılıları Doğu Asya'dan çıkarmak; Asya'yı kendi liderliğinde birleştirip ham madde ve pazar ihtiyacını karşılamak

Savaş öncesinde diğer büyük güçlerin tutumu

  • İngiltere: Fransa'nın aşırı güçlenmesini istemediği için denge politikası izledi. Başbakan Chamberlain'in “yatıştırma politikası” ile Almanya'nın silahlanmasına, Avusturya'yı ilhakına ve Südet Bölgesi'ni almasına göz yumuldu.
  • Fransa: Almanya'dan çekindiği için güvenliğini yeni ittifaklarla sağlamaya ve Almanya'yı Versay Antlaşması'na uymaya zorlamaya çalıştı.
  • ABD: Yalnızlık politikasına dönerek Avrupa'nın iç işlerine karışmadı; I. Dünya Savaşı'nda verdiği borçları geri alamayınca daha da temkinli davrandı.
  • SSCB: Bolşevik İhtilali'nden sonra Batı'dan uzak durdu; 1933'ten sonra Hitler'den çekindiği için Fransa ile yakınlaştı ve 1934'te Milletler Cemiyetine üye oldu.
  • Milletler Cemiyeti: Japonya, İtalya ve Almanya'nın saldırıları karşısında yaptırım gücü olmadığından etkisiz kaldı ve 1930'lardan sonra etkinliğini yitirdi.

Mihver bloğunun oluşumu

  1. 25 Kasım 1936Almanya ile Japonya, komünizme ve SSCB'ye karşı iş birliği amacıyla Anti-Komintern Paktı'nı imzaladı.
  2. 6 Kasım 1937İtalya da Anti-Komintern Paktı'na katıldı; Berlin-Roma-Tokyo Mihveri oluştu.
  3. 22 Mayıs 1939Almanya ile İtalya arasında askerî ittifak niteliğindeki Çelik Pakt imzalandı.
  4. 27 Eylül 1940Almanya, İtalya ve Japonya Üçlü Pakt'ı imzaladı; Macaristan, Romanya ve Bulgaristan da sonradan Mihver'e katıldı.
Akılda Kalsın

Bloklar: kim hangi tarafta?

Mihver Devletler: Almanya, İtalya, Japonya (sonradan Macaristan, Romanya, Bulgaristan). Müttefik Devletler: İngiltere, Fransa, SSCB, ABD (ve Çin).

Tuzak: SSCB savaşın başında Almanya ile saldırmazlık paktı imzalamış ve Polonya'yı Almanya ile paylaşmıştı. Almanya'nın 22 Haziran 1941'de saldırmasıyla Müttefiklerin safına geçti. ABD ise Pearl Harbour Baskını'ndan (Aralık 1941) sonra savaşa girdi; büyük devletlerden Müttefiklere en son katılan ABD'dir.

II. Dünya Savaşı’nın Nedenleri

  • Versay Antlaşması’nın koşullarının Almanya’ya ağır gelmesi
  • Rusya’nın Brest Litowsk Antlaşması ile kaybettiği toprakları geri almak istemesi
  • Rusya’nın komünizm ideolojisinin dünya devrimi ile gerçekleşeceğine inanması
  • İtalya’nın Avrupa siyasetinde etkinliğini artırmak istemesi ve I. Dünya Savaşı’ndan istediklerini alamaması
  • Almanya ve İtalya’da Nazizm ve faşizm gibi totaliter rejim ve liderlerin başa geçmesi
  • Japonya’nın Uzak Doğu ve Pasifik’te İngiltere ile ABD’nin baskısında olması
  • Fransa’nın Almanya ile yaşadığı problemlerden dolayı güvenlik endişesi yaşaması
  • 1929 Dünya Ekonomik Krizi’nin yarattığı ekonomik ve sosyal sorunlar
  • Savaş yılı 1939: 1939 Münih Konferansı’yla Çekoslovakya’dan Südet Bölgesi’ni alan Almanya, 15 Mart 1939’da Prag’a girerek Çekoslovakya’yı işgal etti. Tamamı Almanlardan oluşmayan Çekoslovakya’nın işgaliyle, “Hayat Sahası’’ politikası uygulamaya koyuldu. Hitler Memel’i de Litvanya’dan istedi ve imzalanan bir antlaşma ile Memel Alman yönetimine geçti.

1939: Savaşa Giden Son Adımlar

Almanya’nın işgallerinden cesaret alan İtalya, 7 Nisan’da, 1926’dan beri nüfuzu altında olan Arnavutluk’u işgal etti. Bu işgal Almanya tarafından desteklenirken İngiltere ve Fransa tarafından sert tepkiyle karşılandı. Alman ve İtalyan ittifakı 22 Mayıs’ta “Çelik Pakt’’ ile pekiştirildi.

Almanya’nın ticari bir antlaşmayla Romanya’yı da nüfuzu altına alması, İngiltere’nin yatıştırma politikasından vazgeçmesinde etkili oldu. Almanya, Versay’la serbest şehir statüsüne geçirilen Danzig’i Polonya’dan istedi.

Bu istek kabul edilmeyince Almanya Polonya’yı işgal etmeye karar verdi. Ancak İtalya’nın 1942 yılı sonuna kadar savaşa girmeyeceğini bildirmesi üzerine Almanya SSCB’ye yaklaştı. 23 Ağustos’ta “SSCB - Almanya Saldırmazlık Paktı’’ imzalandı. Almanya’nın 1 Eylül’de Polonya’ya saldırması üzerine İngiltere ve Fransa 3 Eylül’de Almanya’ya savaş açtı.

II. Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra SSCB’nin de katılmasıyla Polonya’nın işgali hız kazandı. Daha sonra SSCB, Estonya, Letonya ve Litvanya’yı işgal etti. Finlandiya bütün çabalarına rağmen bazı sınır bölgelerini SSCB’ye vermek zorunda kaldı (1940).

Adım adım savaşa: Hitler'in Versay'ı yıkışı

  1. Ekim 1933Almanya Silahsızlanma Konferansı'ndan ve Milletler Cemiyetinden çekildi.
  2. 1 Mart 1935Saar Bölgesi halk oylamasıyla Almanya'ya geçti.
  3. 16 Mart 1935Hitler zorunlu askerliği ilan ederek Versay'ın askerî hükümlerini tanımadığını açıkladı.
  4. 7 Mart 1936Askerden arındırılmış Ren Bölgesi'ne Alman askeri girdi.
  5. Mart 1938Avusturya Almanya'ya katıldı (ilhak).
  6. 29 Eylül 1938Münih Konferansı ile Südet Bölgesi Almanya'ya bırakıldı.
  7. 15 Mart 1939Almanya Prag'a girdi; Çekoslovakya'nın işgaliyle Hayat Sahası politikası Alman olmayan topraklara yöneldi.
  8. Mart 1939Memel Litvanya'dan alındı; Danzig için Polonya'ya baskı başladı.
  9. 1 Eylül 1939Almanya Polonya'ya saldırdı; II. Dünya Savaşı başladı.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Yatıştırma politikasının sonu ve Polonya

İngiltere ve Fransa, Münih'te Almanya'ya ödün vererek savaşı önleyebileceklerini düşündü (yatıştırma politikası). Almanya'nın yalnız Almanların yaşamadığı Çekoslovakya'yı işgal etmesi (Mart 1939) ve Romanya'yı nüfuzuna alması bu politikanın çöktüğünü gösterdi.

İngiltere ve Fransa 31 Mart 1939'da Polonya'nın bağımsızlığına, İtalya'nın Arnavutluk'u işgalinden sonra da Romanya ve Yunanistan'a garanti verdi. Polonya'ya verilen garanti yüzünden 3 Eylül 1939'da Almanya'ya savaş açtılar.

SSCB-Almanya Saldırmazlık Paktı'nın gizli hükümleriyle Polonya iki devlet arasında paylaşıldı; SSCB 17 Eylül 1939'da Polonya'nın doğusuna girdi. Tuzak: Savaş Çekoslovakya'nın işgaliyle değil, Polonya'ya saldırıyla başladı.

Savaş Yılları

3 Eylül’de Almanya’ya karşı savaş ilan eden Fransa ve İngiltere hemen savaşa girebilecek güçte değildi. Bu yüzden Mihver Devletler savaşın ilk üç yılı içerisinde Müttefiklere karşı üstünlük sağladı. Savaş; Avrupa, Pasifik ve Kuzey Afrika olmak üzere üç cephede cereyan etti.

Önemli Not

Yıldırım savaşı (Blitzkrieg)

Almanya, tank, uçak ve motorlu birlikleri bir arada kullanarak düşman hatlarını hızla yaran ve kısa sürede sonuç almayı amaçlayan “yıldırım savaşı” taktiğini uyguladı. Bu taktikle Polonya, Nisan 1940'ta Danimarka ve Norveç, 10 Mayıs 1940'tan itibaren Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Fransa kısa sürede yenildi.

Yıldırım savaşı SSCB'de işe yaramadı: geniş topraklar, büyük insan kaynağı ve sert iklim Almanya'nın hızlı sonuç alma planını bozdu.

Avrupa’da Savaş

İngiltere ve Fransa, Alman ekonomisini zayıflatarak savaşın süresini kısaltmak istedi. Bu iki devlet, İsveç’ten Norveç yoluyla Almanya’ya gelen demir cevherinin gelişini durdurmak için Norveç kıyılarını mayınladı.

Bunun üzerine Fransa’ya saldırmayı planlayan Almanya, Danimarka ile Norveç’i ele geçirdi. 10 Mayıs 1940’ta Hollanda ve Belçika’yı kısa sürede ele geçirdi.

Ardından Almanya Fransa’nın kendileri için oluşturduğu savunma hattını (Maginot Hattı) aşarak Fransa’yı ele geçirdi. 22 Haziran’da Almanya ile Fransa ateşkes kararı aldı.

Yapılan antlaşma ile Fransa topraklarının büyük bir bölümünü işgal eden Almanya, kalan bölümde de kendi kontrolünde Vichy Hükûmetini kurdu.

Ağustos sonlarında Hitler, İngiltere’ye karşı hava saldırısı (Kartal Hücumu) başlattıysa da başarılı olamadı. Hitler, hava ve deniz kuvvetleri açısından üstün olan İngiltere’ye karşı başarı kazanmanın zor olduğunu anladı.

Doğu Cephesi: Barbarossa Harekâtı ve Stalingrad

Stalingrad Muharebesi
Büyüt / İncele
Stalingrad MuharebesiGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

Hayat sahası için gerekli zenginlikleri doğuda aramaya karar vererek SSCB’yi hedef aldı. Aynı zamanda SSCB’nin Alman hayat sahası içindeki Balkanlar ve Boğazlara doğru genişlemesi ve silahlanması, Almanya’nın çıkarlarına uygun değildi. Finlandiya’nın işgalinde SSCB ordusunun zorlanması Hitler’i saldırı için cesaretlendirdi.

Almanya, SSCB işgalinden önce Balkanlar’a yönelerek Romanya ve Bulgaristan ile ittifak antlaşmaları yaptı. Kısa sürede Yugoslavya ve Yunanistan’ı ele geçirdi. Daha sonra 22 Haziran 1941’de SSCB’ye saldırarak “Barbarossa Harekâtı”nı başlattı.

Bu harekâtla 6 ay içinde SSCB’yi teslim almak isteyen Almanya, iklim şartlarından dolayı hedefine ulaşamadı. Buna karşılık iklime alışık Ruslar, Alman hatlarının en ileri birliklerini durdurarak sınırlı da olsa onları geriletti.

Almanya, 1942 ilkbaharında ikinci saldırıya geçti ise de Moskova düşmedi. Aynı zamanda Almanya güneye doğru yöneldi.

Amacı Kafkaslar üzerinden İran’a geçerek petrol kaynaklarını ele geçirmek, Batılıların İran yolu ile SSCB’ye yardımını engellemek ve Hindistan’a ulaşarak Japonya ile birleşmekti. Alman ordusu mayıs ayında Kırım’ı alarak Kafkaslara girdi ve “Maikop Petroller Bölgesi’’ düştü.

Böylece SSCB’nin kömür ve elektrik kaynaklarının yarısı ele geçirildi. SSCB’nin orduları Stalingrad’a çekildi. 23 Ağustos’ta Stalingrad’da başlayan ve 2 Şubat 1943’e kadar süren mücadele, Almanların yenilgisiyle sonuçlandı. Bu yenilgi Mihver Devletler için bir dönüm noktası oldu.

Kuzey Afrika’da Savaş

1940’ta Fransa savaş dışı kalırken İtalya’nın savaşa girmesi Akdeniz ve Doğu Afrika’da İngiltere’yi zor durumda bıraktı. Savaşın ilk haftalarında İtalya, Cebelitarık, Malta, İskenderiye ve Süveyş’i; İngiltere ise Rodos’u ve İtalya’nın endüstri bölgelerini bombaladı.

Akdeniz’e kesin hâkim olmak isteyen İtalyanlar bu kolay başarıdan sonra İngilizleri tüm Afrika’dan çıkarabileceklerini düşünüp Süveyş Harekâtı’na karar verdiler. 1940 Eylül’ünde İtalyanlar, Trablusgarp üzerinden saldırıya geçerek bir haftada 150 km batısına kadar geldiler.

Bu noktada karşı saldırıya geçen İngilizler, beş gün içinde İtalyanları Mısır’dan çıkardığı gibi Şubat 1941’de İtalyan işgalinde olan Bingazi’yi de ele geçirdiler.

İtalya, 31 Mart 1941’de Almanya’nın müdahalesi ile Kuzey Afrika’da yeni bir harekât başlattı. Almanya, bu harekâta büyük önem veriyordu.

Plana göre İtalya güneyden; Almanya, Kafkaslar ve İran üzerinden Mısır’a gelip Orta Doğu Bölgesi’ni kıskaç içine alacaktı. Japonya’nın, Birmanya ve Hindistan üzerinden İran’a gelmesiyle savaş sona erecekti. Bu yüzden Almanya, bu harekâta hem kara hem de hava kuvvetleri ile destek verdi.

Bingazi, Derne, Tobruk ve Sallum ortak Almanya - İtalya saldırısı ile İngiltere’den alındı. Bu durum üzerine İngilizler karşı saldırıya geçerek Alman - İtalyan kuvvetlerini Mısır ve Libya’dan attıkları gibi Bingazi’ye kadar ilerleyişini de sürdürdü.

Bu harekâtla İngiltere, İtalya’nın sömürgelerini elinden alırken Kuzey Afrika’nın büyük bir bölümünü ele geçirdi. 1943 Mayıs’ına gelindiğinde tüm Alman ve İtalyan birlikleri teslim oldu. Müttefikler 250.000 kadar Mihver askerini tutsak aldılar. Bundan sonra Müttefikler Avrupa’ya yöneldi.

Savaş Sürecinde ABD ve Atlantik Bildirisi

II. Dünya Savaşı çıktığı zaman Amerikan kamuoyu, Hitler’in diktatör (totaliter) rejimi, saldırgan politikası, Yahudilere olan tutumu, demokratik rejimlere karşı bakışı ve antlaşmaları çiğnemesi sebebiyle Almanya’ya karşıydı.

Ancak tarafsızlık politikası gereği ABD Başkanı Roosevelt, savaşın başında (3 Eylül 1939) bir demeç vererek ülkenin tarafsız kalacağını açıkladı, fakat Amerikan halkından düşüncelerinde de tarafsız kalmalarını isteyemeyeceğini söyledi.

Alman ilerleyişi durdurulamayınca 1940’ta İngiltere’ye para ve silah yardımı yaptı. 1941’de Amerika “Ödünç Verme ve Kiralama Yasası’’nı çıkardı.

Buna göre, her ülke yiyecek ve savaş malzemesi dâhil her türlü yardımı “bedeli savaş sonunda ödenmek şartıyla’’ alabilecekti.

14 Ağustos 1941’de ABD ve İngiltere bir araya gelerek Atlantik Bildirisi’ni yayımladı. Buna göre;

Atlantik Bildirisi'nin Maddeleri

  • Savaştan sonra toprak kazanılmayacak
  • Uluslar kendi geleceklerini kendileri saptayacaklar
  • İlgili halkın onayı alınmadan toprak değişikliği yapılmayacak
  • Temel ham maddelerden eşit biçimde faydalanılacak
  • İnsanlar korku ve açlıktan kurtarılacak
  • Açık denizlerde ticaret serbestliği gerçekleştirilecek
  • Mihver Devletler silahlardan arındırılacak ve savaştan sonra topyekûn silahsızlanmaya gidilecek
  • Uluslararası iş birliği gerçekleştirilip geliştirilecek

Pearl Harbour Baskını ve ABD’nin Savaşa Girişi

B. Pearl Harbour Baskını ve ABD’nin Savaşa Girişi
Büyüt / İncele
Görsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

Japonya, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Pasifik Bölgesi’nde ABD ve İngiltere’nin baskısı altında kalmıştı. Japon yöneticiler II. Dünya Savaşı ile bu baskıdan kurtulmak istedi. İlk adım olarak da Hainan Adası’nı ele geçirdi. 1940’ta da Fransa, Almanya’ya yenilince Almanya’nın Vichy Hükûmetine baskısı sonucu Japonya, Fransa’ya ait Çinhindi’nden stratejik üsler aldı.

Roosevelt, Japonya’ya petrol ambargosu koyarak Japon ekonomisini yıprattı. Bu meseleyi diplomatik yollarla çözemeyen Japonya, 7 Aralık 1941’de ABD’nin Pasifik üstünlüğünü simgeleyen Hawaii takımadalarından Honolulu’daki deniz ve hava üssü Pearl Harbour’a saldırdı.

Kısa sürede ABD’nin Pasifik donanmasıyla hava filosunun büyük bölümü etkisiz hâle getirildi. Bu saldırı üzerine ABD savaşa girmiş oldu.

Ancak Japonya’nın ABD’nin Hawaii’deki petrol depolarını vurmaması ve askerî açıdan önemli bir üssü işgal etmemesi, harekâtın stratejik açıdan başarılı olmasını engelledi.

Pasifik Savaşları

1942’ye gelindiğinde Almanya Avrupa’da; Japonya Uzak Doğu’da üstünlüğü elinde tutmaktaydı. Japonya, Pearl Harbour saldırısından sonra güneye doğru yöneldi.

ABD’nin Manila; İngiltere’nin ise Singapur ve Hong Kong’da üslerini ele geçirdi. Nisan 1942’de Japonya, Avustralya’da durduruldu. Mayıs’ta Amerikan ve Japon filoları Mercan Denizi’nde karşılaştı ve Japonya burada yenildi.

Savaş sırasında ABD donanmasının toparlandığını gören Japonya, vakit kaybetmeden ABD’nin “Midway Üssü”ne saldırı planladı. 4 Haziran’da gerçekleştirilen Japonya’nın Midway saldırısı, başarısızlıkla sonuçlandı. Bu gelişme Pasifik’teki savaşın seyrini etkileyecek bir dönüm noktası oldu.

Avrupa’da Savaşın Sona Ermesi

14 - 24 Ocak 1943’te Roosevelt ve Churchill, Kazablanka Konferansı’nda aldıkları kararla “Mihver Devletlerin kayıtsız şartsız teslim alınması’’ için harekete geçtiler.

İtalya’yı Kuzey Afrika’dan atan Müttefikler Avrupa’ya yöneldi.

Saldırı için en uygun yer İtalya idi. İngiltere ve ABD’nin bu harekâtı Stalingrad ölçüsünde bir başarı olmamakla beraber Mihver Devletlerin Avrupa’daki yenilmezliği sona erdi. Müttefikler ancak Haziran 1944’te Roma’ya girip 1945 yılının başında Kuzey İtalya’yı ele geçirebildi.

6 Haziran 1944’te Alman işgali altındaki Fransa’ya İngiliz ve ABD birlikleri Normandiya kıyılarından girmeye başladılar. Almanların çok iyi tahkim ettikleri için hiç beklemedikleri Normandiya’dan Müttefik donanması büyük bir çıkartma yaptı. Müttefik birlikleri büyük kayıplara rağmen başarılı oldu ve 25 Ağustos’ta Paris’e ulaştı. Fransa’nın güneyinden gelen birliklerle ise Eylül 1944’te birleşti.

II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru gelecekteki barışın esaslarını saptamak amacıyla Roosevelt, Churchill ve Stalin arasında 4 - 11 Şubat 1945’te Yalta Konferansı yapıldı.

Avrupa'da son aşama: İtalya'nın çekilişinden Berlin'e

  • Kuzey Afrika'yı alan Müttefikler, İtalya'yı savaş dışı bırakmak için 10 Temmuz 1943'te Sicilya'ya çıkarma yaptı.
  • Başarısızlıklar üzerine Mussolini Temmuz 1943'te iktidardan düşürüldü, Faşist Parti kapatıldı; İtalya Eylül 1943'te ateşkes imzalayarak savaştan çekildi. İtalya'daki güçlü Alman direnişi yüzünden Müttefikler Roma'ya ancak Haziran 1944'te girebildi.
  • 28 Kasım-1 Aralık 1943'teki Tahran Konferansı'nda Roosevelt, Churchill ve Stalin Fransa'da ikinci bir cephe açılmasını kararlaştırdı; bu karar Normandiya Çıkarması'yla (6 Haziran 1944) uygulandı ve Almanya'nın batı cephesi çöktü.
  • Doğudan SSCB, batıdan İngiliz ve ABD orduları Almanya'ya girdi. Hitler 30 Nisan 1945'te intihar etti; Almanya 7 Mayıs 1945'te kayıtsız şartsız teslim oldu.

Yalta Konferansı'nda alınan kararlar

  • Almanya için dört ayrı müttefik işgal bölgesi oluşturulmasına ve Almanya’nın askerî ve endüstriyel kapasitesinin yok edilmesi
  • Polonya’da seçimlerin özgürce yapılmasına ve savaş suçlularının yargılanması
  • Sovyet Rusya lehine Boğazlar konusunda birtakım değişiklikler yapılması
  • Birleşmiş Milletlere üye olmak isteyen devletlerin 1 Mart 1945’e kadar Mihver Devletlerine savaş ilan etmesine ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine üye olanların veto haklarının kabul edilmesi
  • Churchill, Balkanlar’daki İngiliz etkisinin sona ermesinden, savaş sonunda ABD’nin Avrupa’dan çekilmesinden sonra güçlü bir SSCB ile tek başına kalmaktan çekiniyordu. Bu nedenle Fransa’nın da Almanya ve Avusturya’nın işgaline katılmasını sağladı.
  • SSCB, Doğu Avrupa’dan ordularını çekmek ve serbest seçimlerin yapılmasını sağlamak için söz verdi. Ancak çekilmenin şartları ile Polonya’nın gelecekteki sınırları konusunda açıklık getirmedi.
  • Almanya’dan tazminat almayı da garantileyen SSCB, Japonya’ya karşı savaşa girmesine karşılık kurulacak Birleşmiş Milletlerde üç sandalye (Sovyetler Birliği, Belarus ve Ukrayna) aldı.

Yalta'nın Sonucu, Almanya'nın Teslimi ve Potsdam

Böylece SSCB konferanstan en kârlı çıkan devlet oldu. Konferansta SSCB’nin Japonya’ya karşı savaşa girmesi karara bağlandı.

Daha sonra gerçekleşen San Francisco Konferansı sırasında 7 Mayıs 1945’te Almanya kayıtsız şartsız teslim olmuş ve Avrupa’da savaş sona ermişti.

Potsdam Konferansı, Almanya’nın savaştan çekilmesi üzerine yaşanan sorunları görüşmek ve barış düzenini tesis etmek amacıyla SSCB, İngiltere ve ABD arasında yapılmıştır.

Potsdam Konferansı'nda alınan kararlar

  • Almanya’nın dört işgal bölgesine ayrılarak İngiltere, Fransa, SSCB ve ABD yönetimlerine bırakılmasına ve Almanya’ya ekonomik ve askerî alanda sınırlamalar getirilmesine
  • Müttefik devletlerin elinde olan tüm Nazi liderlerinin bir Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinde yargılanmasına
  • Avusturya’nın dört işgal bölgesine ayrılmasına
  • İtalya ile yapılacak olan barışa öncelik verilmesine ve barış hükümlerinin mümkün olduğunca yumuşak tutulmasına
  • Fransa’nın Alsace-Lorraine’i, Çekoslovakya’nın “Südet Bölgesi”ni geri almasına karar verildi.
Önemli Not

Potsdam Konferansı (17 Temmuz-2 Ağustos 1945)

Roosevelt 12 Nisan 1945'te öldüğü için Potsdam'a ABD'yi yeni başkan Truman temsil etti. İngiltere Başbakanı Churchill, konferans sürerken ülkesindeki seçimi kaybedince yerini Clement Attlee'ye bıraktı; SSCB'yi Stalin temsil etti.

Konferans sürerken, 26 Temmuz 1945'te Japonya'ya kayıtsız şartsız teslim olması çağrısı yapıldı (Potsdam Bildirisi). Japonya bu çağrıyı reddedince atom bombaları kullanıldı.

Savaş dönemi konferanslarını karşılaştır

KonferansKatılanlarÖne çıkan karar
Atlantik Bildirisi (14 Ağustos 1941)Roosevelt, ChurchillSavaş sonrası düzenin ilkeleri; BM'nin temeli
Kazablanka (Ocak 1943)Roosevelt, ChurchillMihver'in kayıtsız şartsız teslim alınması
Tahran (Kasım-Aralık 1943)Roosevelt, Churchill, StalinFransa'da ikinci cephe açılması
Yalta (4-11 Şubat 1945, Kırım)Roosevelt, Churchill, StalinAlmanya'nın dört işgal bölgesine ayrılması, veto hakkı, 1 Mart 1945 şartı, SSCB'nin Japonya'ya savaş açması
San Francisco (25 Nisan-26 Haziran 1945)51 kurucu devletBirleşmiş Milletler Antlaşması'nın imzalanması
Potsdam (17 Temmuz-2 Ağustos 1945)Truman, Churchill/Attlee, StalinAlmanya ve Avusturya'nın dört işgal bölgesine ayrılması, Nazi liderlerinin yargılanması
Dikkat

Yalta ile Potsdam'ı karıştırma

Yalta'da üçlü Roosevelt-Churchill-Stalin'dir; Potsdam'da ABD'yi Truman temsil eder. SSCB'nin Japonya'ya karşı savaşa girmesi ve BM'ye üyelik için 1 Mart 1945 şartı Yalta'nın, İtalya ile barışa öncelik verilmesi ve Avusturya'nın dört bölgeye ayrılması Potsdam'ın kararıdır.

Pasifik’te Savaşın Sona Ermesi

6 Ağustos’ta Hiroşima’ya atılan ilk atom bombası ile 70.000 kişi, 9 Ağustos’ta Nagazaki’ye atılan ikinci bomba ile 80.000 kişi öldü.

ABD’nin Hiroşima üzerine atom bombası kullanmasının ardından SSCB, 8 Ağustos’ta Japonya’ya savaş ilan etti ve Mançurya’yı ve 38. Enlem’in kuzeyindeki Kore topraklarını işgale başladı. Japonya, Nagazaki’nin bombalanması üzerine barış istemişti.

Japonya 14 Ağustos’ta kayıtsız şartsız teslim oldu. 2 Eylül 1945’te ateşkes antlaşması imzalandı ve II. Dünya Savaşı sona erdi.

Cephelere göre dönüm noktaları

CepheDönüm noktasıSonucu
Doğu Avrupa (SSCB)Stalingrad Muharebesi (Ağustos 1942-Şubat 1943)Almanlar doğuda geri çekilmeye başladı; Mihver'in üstünlüğü bitti.
PasifikMidway saldırısı (Haziran 1942)Japon ilerleyişi durdu; ABD Pasifik'te üstünlüğü ele geçirdi.
Kuzey AfrikaMihver birliklerinin teslimi (Mayıs 1943)Müttefikler Avrupa'ya (İtalya'ya) yöneldi.
Batı AvrupaNormandiya Çıkarması (6 Haziran 1944)İkinci cephe açıldı; Fransa kurtarıldı, Almanya iki yönden sıkıştı.
Pasifik (son)Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombaları (Ağustos 1945)Japonya teslim oldu; nükleer çağ başladı.

Siyasi Sonuçlar ve Birleşmiş Milletler

II. Dünya Savaşı’nın Müttefikler tarafından kazanılması ile faşizm ve Nazizm gibi akımlar tasfiye edildi. Asya, Afrika ve Orta Doğu’da yaşayan halklar, II. Dünya Savaşı’nda, emperyalist devletlerin zayıflığını görerek bu devletlere karşı mücadeleye başladı. 1942’de Hindistan, Endonezya gibi ülkelerde millî kurtuluş hareketleri oluştu.

Savaşın mağlup devletleri İtalya ve Almanya’nın toprakları işgal edildi. Müttefik ordularının denetimi altında başkentleri Berlin ve Viyana da dâhil olmak üzere, Almanya ve Avusturya toprakları dört işgal bölgesine ayrıldı. Savaşın diğer mağlup devleti Japonya, ABD orduları tarafından işgal edildi. Avrupa kıtasının yarısına hâkim olan SSCB, savaş sonunda büyük bir güç hâline geldi.

II. Dünya Savaşı’ndan en az etkilenen ABD, atom bombasına sahip olmakla önemli bir avantaj elde etti. Birleşmiş Milletlerin New York’u, Uluslararası Para Fonunun (IMF) Washington’u merkez olarak seçmesi ABD’nin gücünü artırdı.

II. Dünya Savaşı sırasında dünya barışını sağlamak amacıyla ABD ve İngiltere, Atlantik Bildirisi’ni yayımlayarak Birleşmiş Milletler Teşkilatının temelini attı.

Şubat 1945’te Yalta Konferansı’nda ABD, İngiltere ve SSCB, Mart 1945’e kadar Mihver Devletlere savaş ilan eden devletlerin Birleşmiş Milletlere üye olarak kabul edilmesine karar verdi.

Aynı yıl Birleşmiş Milletleri resmen kurmak için San Francisco Konferansı toplandı. Bu konferansta ABD, SSCB, İngiltere, Çin ve daha sonra Fransa’nın katılımıyla oluşan büyük devletler teşkilat üzerinde kesin üstünlük kurmak ve bunu antlaşmaya eklemek istedi.

Konferans sonunda Birleşmiş Milletler Antlaşması kabul edilerek Birleşmiş Milletler Teşkilatı kuruldu ve Milletler Cemiyeti 19 Nisan 1946’da yetkilerini bu teşkilata devretti.

Birleşmiş Milletler fikrini ilk olarak ortaya atan Türk - İslam filozofu Farabi’dir.

Birleşmiş Milletler kavramını ilk kez kullanan ise ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’tir.

Birleşmiş Milletlerin kuruluş adımları

  1. 14 Ağustos 1941ABD ve İngiltere Atlantik Bildirisi'ni yayımladı; ilkeleri sonra BM Antlaşması'na temel oldu.
  2. 1 Ocak 1942Mihver'e karşı savaşan 26 devlet, Atlantik Bildirisi'nin ilkelerini kabul eden Birleşmiş Milletler Bildirisi'ni imzaladı.
  3. Şubat 1945Yalta'da veto hakkı ve 1 Mart 1945'e kadar Mihver'e savaş açma şartı kabul edildi.
  4. 25 Nisan-26 Haziran 1945San Francisco Konferansı'nda, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 51 kurucu devlet BM Antlaşması'nı imzaladı.
  5. 24 Ekim 1945BM Antlaşması yürürlüğe girdi ve BM resmen kuruldu; merkezi daha sonra New York oldu.
  6. 19 Nisan 1946Milletler Cemiyeti yetkilerini BM'ye devretti.

BM'nin amaçları ve Güvenlik Konseyi

  • Amaçları: uluslararası barış ve güvenliği korumak, uluslar arasında dostça ilişkiler geliştirmek, ekonomik ve sosyal iş birliğini sağlamak, insan haklarına saygıyı güçlendirmek.
  • Güvenlik Konseyinin veto hakkına sahip beş daimi üyesi: ABD, SSCB, İngiltere, Fransa ve Çin. Veto hakkı, büyük devletlerin teşkilat üzerindeki üstünlüğünün göstergesidir.

Savaş sonrası yeni dünya düzeni

  • Savaş sonrası sorunlar için toplanan konferanslardan sonra 10 Şubat 1947'de Paris Barış Antlaşmaları imzalandı (İtalya, Romanya, Macaristan, Bulgaristan ve Finlandiya ile).
  • Savaşın kazananları arasındaki büyük ittifak dağıldı; ABD liderliğindeki Batı Bloku ile SSCB liderliğindeki Doğu Bloku arasında iki kutuplu dünya düzeni ortaya çıktı (ayrıntısı Soğuk Savaş dersinde).
  • SSCB işgal ettiği Doğu Avrupa ve Balkan ülkelerinde kendisine bağlı komünist yönetimler kurdu. ABD yalnızlık politikasını bırakarak dünya siyasetine yön vermeye başladı.
  • İngiltere ve Fransa güç kaybetti; zayıflayan sömürgeci devletlere karşı Asya ve Afrika'da birçok ulus bağımsızlığını kazandı. Almanya 1949'da Batı (Federal) ve Doğu (Demokratik) Almanya olarak ikiye bölündü.
  • Atom bombasının kullanılmasıyla nükleer çağa girildi ve nükleer silahlanma yarışı başladı.

Ekonomik, Askerî ve Teknolojik Gelişmeler ve Sonuçlar

İlk bilgisayar ENİAC
Büyüt / İncele
İlk bilgisayar ENİACGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

Washington’da, 45 ülkenin imzasıyla “Uluslararası Para Fonu’’ (IMF) kuruldu. Ayrıca “Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’’ oluşturularak üye devletlerin yeniden yapılanma ve kalkınma çabalarına maddi destek sağlanması amaçlandı.

II. Dünya Savaşı sırasında ENİAC ve MARK 1 adında ilk bilgisayarlar üretilirken askerî teknolojide de büyük gelişmeler yaşanmıştır. Hücumbotlar, cep denizaltıları, V1 adındaki seyir füzesi ve V2 adındaki balistik füze, Panther, Tiger gibi etkili tanklar, avcı uçakları, B-17 ve B-29 bombardıman uçağı, radar sistemleri, atom bombası bu gelişmelere örnektir.

Ekonomi, bilim ve sanatta savaşın izleri

  • IMF ve Dünya Bankası (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), Temmuz 1944'te ABD'de toplanan Bretton Woods Konferansı'nın kararlarıyla kuruldu; amaç döviz kurlarında istikrar, uluslararası ticaret ve savaş sonrası yeniden yapılanmaydı.
  • Radar ve sonar cihazları savaşın gidişatını etkiledi. Almanların Enigma şifre makinesinin Müttefiklerce çözülmesi önemli bir avantaj sağladı.
  • Sinema: Charlie Chaplin'in “Büyük Diktatör” (1940) filmi Nazizm ve faşizmi eleştirdi; savaştan sonra İtalyan sinemasında “Yeni Gerçekçilik” akımı doğdu.
  • Edebiyat ve düşünce: George Orwell'ın “Hayvan Çiftliği” ve “1984” romanları totaliter rejimleri eleştirdi; Bertolt Brecht oyunlarında totaliter sistemlerin topluma etkisini işledi. Savaşın acıları varoluşçuluk gibi akımların yayılmasına zemin hazırladı.

Toplumsal Sonuçlar

Hava saldırıları, karne uygulaması, işgal edilen ülkelerin talan edilmesi, sivil esirlerin öldürülmesi, verem, tifüs gibi hastalıkların yayılması ayrıca Nazilerin üstün ırk yaratma gayesiyle engellileri, Yahudileri, Romanları, Sintileri, ten rengi farklı olanları toplama kamplarında yok etmeleri neticesinde 60 milyona yakın kişi hayatını kaybetti. Bunlardan yaklaşık 21 milyonu SSCB vatandaşı, 13,5 milyonu Çinli, 7 milyonu Alman’dı.

İnsan Hakları İhlalleri: Kasım 1945’ten Ekim 1946’ya kadar Nürnberg’de, uluslararası bir mahkeme tarafından suçlu görülen Nazi Alman yöneticileri, Nazi Partisi siyasi liderleri ve diğer suçlular da mahkeme karşısına çıkarılarak yargılandı.

II. Dünya Savaşı’nda yaşananlardan dolayı “Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme” 9 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edildi.

Savaş sırasında işlenen insanlık suçları “soykırım’’ olarak adlandırıldı.

Bu kapsama giren suçlar ve suçluların cezalandırılması ile ilgili kararlar alındı. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Teşkilatı, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’’ni kabul etti.

ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’in eşi Eleanor Roosevelt kendi çabaları ile çıkarılan bu bildiri için “Tüm insanlığın Magna Carta’sı” sözünü kullanmıştır.

Savaşta insan hakları ihlalleri

  • Savaşta sivillerin hedef alınmasıyla başta yaşama hakkı olmak üzere temel haklar ağır biçimde çiğnendi; savaş hukuku fiilen askıya alındı.
  • Nazi Almanyası: “saf Alman ırkı” düşüncesiyle Yahudiler ve Romanlar soykırıma (Holokost) uğratıldı; insanlar Auschwitz gibi toplama kamplarında öldürüldü ya da gettolarda insanlık dışı koşullarda yaşamaya zorlandı.
  • Japonya: 1937'de Çin'de Nankin (Nanjing) Katliamı'nı gerçekleştirdi; savaş esirleri üzerinde biyolojik ve kimyasal deneyler yaptı.
  • SSCB: 1940'taki Katyn Katliamı'nda Polonyalı subay ve aydınları öldürdü; 1944'te Kırım Tatarlarını ve Ahıska Türklerini Orta Asya ve Sibirya'ya sürdü.
  • Müttefikler: Hamburg ve Dresden gibi kentleri yoğun biçimde bombaladı; ABD'de yaşayan Japon kökenliler kamplara kondu; Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları büyük sivil kayıplara yol açtı.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Savaş suçlarının yargılanması

1945'te Londra'da “insanlığa karşı suçlar” kavramı tanımlandı. Savaş suçluları için Nürnberg'de Uluslararası Askerî Mahkeme, Tokyo'da Uzak Doğu Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi kuruldu; Nürnberg'de Nazi liderleri, Tokyo'da General Hideki Tojo gibi Japon yöneticiler yargılandı.

Tuzak: Yargılananlar yalnızca mağlup devletlerin siyasi ve askerî yöneticileriydi; galip devletlerin sorumlu olduğu ihlaller yargılanmadı. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, BM İnsan Hakları Komisyonunca hazırlanıp 10 Aralık 1948'de BM Genel Kurulunda kabul edildi; özgürlük, eşitlik, adalet ve insan onuru gibi evrensel değerlere dayanır.

Savaş başlarken Türkiye: Üçlü İttifak ve denge politikası

Atatürk'ün ölümünden sonra cumhurbaşkanı olan ve “Millî Şef” unvanını alan İsmet İnönü, savaş boyunca Türkiye'yi savaş dışında tutmayı amaçlayan denge politikasının mimarıdır. İtalya'nın Nisan 1939'da Arnavutluk'u işgali Türkiye'yi Batılı devletlere yaklaştırdı: 12 Mayıs 1939'da İngiltere ile, 23 Haziran 1939'da Fransa ile ortak deklarasyonlar imzalandı.

19 Ekim 1939'da Ankara'da İngiltere ve Fransa ile Üçlü İttifak (Karşılıklı Yardım) Antlaşması imzalandı. SSCB-Almanya Saldırmazlık Paktı'ndan sonra Türkiye, antlaşmaya eklenen 2 numaralı protokolle kendisini SSCB ile savaşa sürükleyecek yükümlülüklerden muaf tuttu. İtalya Haziran 1940'ta savaşa girip Fransa yenilince Türkiye bu protokole dayanarak savaşa girmedi ve “savaş dışı” kalmayı sürdürdü.

Savaş başlayınca kısmi seferberlik ilan edildi. İstanbul'u ve Trakya'yı olası bir saldırıya karşı korumak için Mareşal Fevzi Çakmak'ın adıyla anılan Çakmak Hattı (korugan hattı) inşa edildi.

II. Dünya Savaşı’nda Türk Dış Politikası

Çakmak Hattı’nda yer alan Korugan
Büyüt / İncele
Çakmak Hattı’nda yer alan KoruganGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

İngiltere, Türkiye’nin kendi yanında savaşa katılması durumunda her türlü yardımı yapmaya hazır olduğunu belirtti.

Yunanistan’ın Almanlar tarafından işgali ve Bulgaristan’ın Mihver Devletler safında savaşa girmesi savaşı, Türkiye sınırına kadar dayandırdı.

Türkiye, Almanların II. Dünya Savaşı’nda Bulgaristan’a yerleşmesi üzerine Almanya ile saldırmazlık antlaşması imzaladı. Daha sonra Almanların SSCB’ye saldırmasıyla Türkiye “Polonya Sendromu”ndan kurtulmuş oldu.

Önemli Not

Polonya Sendromu; II. Dünya Savaşı’nda Polonya’nın hem Rusya hem de Almanya tarafından işgal edilmesi ihtimaline karşı duyduğu endişe için yapılan tanımlamadır. Türkiye de Almanların Türkiye sınırına 60 km yaklaşması üzerine bu sendromu yaşamıştır.

Bu gelişmelerden sonra Almanya, Türkiye ile İngiltere’nin yakınlaşmasını önlemeye çalıştı. 18 Haziran 1941’de Almanya ile Türkiye arasında bir “Saldırmazlık Paktı” imzalandı. 22 Haziran’da Alman ordularının SSCB üzerine saldırıya geçmesiyle Türkiye üzerindeki baskı azaldı.

Almanların Kasım 1942’de Stalingrad’da kuşatılmasından sonra Müttefiklerin Türkiye üzerindeki beklentilerinin artmasıyla İngiltere ve Türkiye 30 Ocak 1943’te Adana Konferansı’nda bir araya geldi.

Yapılan görüşmelerde, Türkiye’nin savaşa katılmak için hazırlıksız olduğu ve özellikle SSCB’nin savaştan galip çıkması hâlinde duyduğu ciddi endişeler dile getirildi. Bunun üzerine İngiltere ve Türkiye Dışişleri bakanları 5 - 6 Kasım tarihlerinde Kahire’de bir araya geldi. Türkiye Müttefiklerin savaşa girmesi konusundaki tekliflerini reddederek savaş dışı kalmayı sürdürdü.

Devamı

Müttefiklerin isteği üzerine Türkiye’yi savaşa katılma konusunda ikna etmek isteyen Roosevelt ve Churchill, İnönü’yü Kahire’ye davet etti. Böylelikle 4 - 6 Aralık’ta gerçekleşen Kahire görüşmelerinde İnönü, Türkiye’nin ihtiyacı olan silah ve malzemenin sağlanması şartıyla savaşa katılmayı ilke olarak kabul etti. Ancak 1944 yılı başlarında Türk ve İngiliz askerî yetkililerinin Türkiye’nin ihtiyaçlarının tespiti konusundaki çalışmaları sonuca ulaşamamıştır.

II. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin savaşa girmesini isteyen Müttefik Devletler Moskova, I. ve II. Kahire, Tahran ve Adana Görüşmelerinde kendi aralarında veya Türk heyetleri ile bir araya gelmişlerdir. Ayrıca Türkiye’de II. Dünya Savaşı sırasında Refik Saydam (1939 - 1942) ve Şükrü Saracoğlu (1942 - 1946) başbakanlık yapmışlardır.

Türkiye'yi savaşa sokma girişimleri

GörüşmeKatılanlarTürkiye açısından sonucu
Kazablanka (Ocak 1943)Roosevelt, ChurchillTürkiye'nin Müttefikler yanında savaşa sokulmasına karar verildi; bu görev İngiltere'ye bırakıldı.
Adana (30 Ocak 1943)Churchill, İnönüTürkiye hazırlıksız olduğunu ve SSCB'den duyduğu endişeyi bildirdi; savaş dışı kaldı.
Moskova (Ekim 1943)ABD, İngiltere ve SSCB dışişleri bakanlarıTürkiye'nin savaşa girmesi için baskı yapılması kararlaştırıldı.
I. Kahire (Kasım 1943)İngiltere ve Türkiye dışişleri bakanlarıTürkiye savaşa girme tekliflerini reddetti.
Tahran (Kasım-Aralık 1943)Roosevelt, Churchill, StalinTürkiye'nin savaşa katılması konusu görüşüldü.
II. Kahire (4-6 Aralık 1943)İnönü, Roosevelt, Churchillİnönü, silah ve malzeme ihtiyacı karşılanırsa savaşa girmeyi ilke olarak kabul etti; ihtiyaçlar karşılanmadığı için sonuç çıkmadı.
Önemli Not

Türkiye 23 Şubat 1945’te savaş sonrası düzenin oluşturulacağı San Francisco Konferansı’na katılabilmek ve Yalta Konferansı kararları uyarınca Birleşmiş Milletler Teşkilatının asil üyeleri arasında yer alabilmek için Almanya’ya savaş açtı.

Savaşın sonunda Türkiye

  1. Nisan 1944Müttefiklerin isteğiyle Almanya'ya krom satışı durduruldu.
  2. 2 Ağustos 1944Türkiye Almanya ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini kesti.
  3. 23 Şubat 1945Türkiye Almanya ve Japonya'ya sembolik olarak savaş ilan etti; fiilen çatışmaya girmedi.
  4. 25 Nisan 1945Türkiye San Francisco Konferansı'na katıldı ve BM'nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Türkiye savaşa girdi mi?

Türkiye savaşa fiilen girmedi. 19 Ekim 1939 Üçlü İttifakı'na rağmen 2 numaralı protokolle savaş dışı kaldı; 18 Haziran 1941'de Almanya ile Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması imzalayarak iki taraf arasında denge kurdu.

23 Şubat 1945'teki savaş ilanı sembolikti; amacı Yalta kararı uyarınca San Francisco Konferansı'na katılmak ve savaş sonrası düzende yer almaktı. Soruda “Türkiye cepheye asker gönderdi” gibi bir ifade görürsen yanlıştır.

II. Dünya Savaşı’nın Türkiye’ye Etkileri

Türkiye II. Dünya Savaşı’na fiilen katılmamasına rağmen, savaşın getirdiği ağır ekonomik şartları tümüyle yaşadı.

Savaş yıllarında Türkiye’de izlenen ekonomik politika, büyümeyi ve gelişmeyi hızlandırmak amacından ziyade mal darlığını hafifletmek, fiyat artışlarını frenlemek, karaborsa ile mücadele etmek ve sosyal adaleti sağlamak gibi hedeflere yönelmiştir.

Bu malların yüksek kâr elde edilerek satılması mevcut hükûmetleri bazı kararlar almak zorunda bıraktı.

Yersiz fiyat yükselmelerine engel olmak amacıyla fiyatları yükseltilen maddelere “narh koyma“ bu kararlardan bir tanesiydi. 18 Ocak 1940’ta çıkan ve 1942’de değişikliğe uğrayan “Millî Korunma Kanunu“ alınan tedbirlerin dayanak noktası oldu.

Bu kanun ile üretim, dağıtım ve tüketim ilişkileri tümüyle devlet kontrolü altına alındı. Millî Korunma Kanunu’nun 6. maddesine dayanarak 1941’de Petrol Ofisi kuruldu. Et ve Balık Kurumu ise savaştan sonra, 1952’de kuruldu.

1942’de büyük kentlerde karne uygulamasına geçildi. Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi yeni kurumlar oluşturuldu. Her ülkede savaş zamanlarında az çok görülen karaborsa ve fiyat artışları kent nüfusunu etkiledi. Aşırı ve vergilendirilemeyen kazançlar ile yüksek enflasyon da dikkate alınarak Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi olmak üzere iki olağanüstü vergi uygulaması getirildi.

Varlık Vergisi Kanunu, 11 Kasım 1942’de kabul edildi. Verginin amacı savaşı fırsata dönüştüren işletmelerin haksız kazançlarının önüne geçmekti.

Fakat varlık vergisi uygulamada sermaye sahibi bazı gayrimüslim yurttaşların aleyhine birtakım sonuçlar doğurdu. Yurt içinde ve yurt dışında tartışmalara yol açan vergi uygulaması 15 Mart 1944’te kaldırıldı.

Varlık vergisi alınmayan çiftçilerden de 1943’ten itibaren ayni olarak alınan Toprak Mahsulleri Vergisi de 1946’da kaldırıldı.

Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılar sonucunda 1940 ve 1945 yıllarında nüfus artışında azalma görüldü. Ayrıca “II. Beş Yıllık Sanayi Planı” ise uygulanamadı.

Bu dönemde savaş şartlarına rağmen devlet harcamalarının bir kısmı eğitim ve kültüre ayrıldı. Bir yandan ilkokul yapımına hız verilirken diğer taraftan 1940’ta çıkarılan bir kanunla köylülerin kendi yörelerinde ve pratik bilgilerle eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri kuruldu.

Şiirde serbest nazımı savunan Orhan Veli Kanık, Oktay Rifat Horozcu, Melih Cevdet Anday’ın öncülüğünü yaptığı “Garip Akımı” bu dönemde ortaya çıktı. Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Behçet Necatigil ve Sait Faik Abasıyanık bu dönemin önemli şair ve yazarlarındandır.

Ankara Radyosu deneme yayınlarından sonra 1943’te sürekli yayına geçti. Bu dönemde halk müziği derleme çalışmalarının dinleyenlere sunulduğu “Yurttan Sesler’’ programları yapıldı.

Sadettin Kaynak başta olmak üzere bazı bestekârlar ise halk türküsü tarzında şarkılar bestelediler.

Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri gibi dönemin önemli sanatçıları radyo programları ve taş plaklarla kendilerini halka tanıttılar.

Savaş yıllarında iç politika ve toplum

  • Tek parti yönetimi sürdü; İnönü “Millî Şef” unvanını aldı. 1939 seçimlerinde Kâzım Karabekir, Fethi Okyar ve Hüseyin Cahit Yalçın gibi Atatürk döneminde siyaset dışında kalan isimler yeniden milletvekili oldu; ancak savaş bu açılımları kesintiye uğrattı.
  • Savaş yıllarında hükûmetin ekonomi ve basın üzerindeki denetimi arttı.
  • Kısmi seferberlikle yaklaşık bir milyon kişinin silah altına alınması tarımsal üretimi düşürdü, savunma harcamalarını artırdı. Ekmek karneye bağlandı.
  • Savaş yıllarının ekonomik sıkıntıları ve olağanüstü vergiler iktidar partisine tepkiyi artırarak savaştan sonra çok partili hayata geçişin zeminini hazırladı.

Bölüm 2 / 3

Nuri Demirağ

Nuri Demirağ'ın ürettiği Nu.D.36 eğitim uçağı
Büyüt / İncele
Nuri Demirağ'ın Nu.D.36 uçağıGörsel: neznámý (unknown) · Kamu malı · Wikimedia Commons

1886 - 1957 arasında yaşayan Nuri Demirağ;

  1. 19221922'de ilk Türk sigara kâğıdını (Türk Zaferi) üretti.
  2. 1936Seri üretim olarak 1936'da ilk Türk uçağını (N.U.D) yaptı.
  3. 19541954'te Demokrat Partiden Sivas milletvekili olarak Büyük Millet Meclisine girdi.

Nuri Demirağ: sanayici ve siyasetçi

  • Demir yolu yapımında üstlendiği işler nedeniyle “Demirağ” soyadını aldı; fabrika ve demir yolu inşaatı gibi birçok alanda çalışan ilk büyük özel girişimcilerdendir.
  • İstanbul Beşiktaş'ta uçak fabrikası, Yeşilköy'de uçak meydanı ve pilot yetiştiren Gök Okulu'nu kurdu. Nu.D.36 eğitim uçağını ve Nu.D.38 yolcu uçağını üretti; ancak devletten beklediği siparişleri alamadı.
  • 1945'te Millî Kalkınma Partisini kurdu; bu parti çok partili hayata geçiş döneminin ilk muhalefet partisidir.

Bölüm 3 / 3

Vecihi Hürkuş

Vecihi Hürkuş kendi yaptığı K-VI uçağının içinde
Büyüt / İncele
Vecihi Hürkuş, Vecihi K-VI uçağında (1925)Görsel: Unknown author Unknown author · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • 1896 - 1969 yılları arasında yaşayan askerî pilot, uçak imalatçısı ve uçak mühendisidir. Yaptığı çalışmalar ise şunlardır:
  • I. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nda "Astsubay Pilot" olarak görev aldı.
  • 1932'de Türkiye'nin ilk sivil uçuş okulunu (Vecihi Sivil Uçak Okulu) İstanbul Kadıköy'de açtı.
  • Tayyare Onarım ve Türk Motor Anonim Şirketinde (TOMTAŞ) şef pilot olarak görev yaptı.
  • K-6, V-14 ve V-15 adında uçaklar üretti.
  • Türkiye'nin ilk özel hava yolu şirketi olan "Hürkuş Hava Yolları"nı kurdu.
Akılda Kalsın

Demirağ ile Hürkuş'u ayırt et

Vecihi Hürkuş: pilot ve tasarımcı; Türkiye'de tasarlanıp yapılan ilk uçak Vecihi K-VI (1924-1925), ilk sivil uçuş okulu (1932), ilk özel hava yolu şirketi. Nuri Demirağ: sanayici; uçak fabrikası ve Gök Okulu, Nu.D.36 ve Nu.D.38 uçakları, 1945'te Millî Kalkınma Partisi, 1954'te DP Sivas milletvekili.

İkisinin ortak noktası, özel girişimle havacılık sanayisi kurmaya çalışmaları ve yeterli devlet desteğini bulamamalarıdır.