İçeriğe atla
Atatürk'ün Ölümü ve Sonrası

Atatürk'ün Ölümü ve Sonrası

~23 dk okuma6 Pekiştirme SorusuDers Notu s. 149-150,177-192

Ders Hedefleri

Bu dersin sonunda yapabileceklerin

  1. Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının yurt içinde ve dünyadaki yankılarını, fikirlerinin evrensel değerini ve ardında bıraktığı eserleri kavramak.
  2. II. Dünya Savaşı'nın sebeplerini, bloklaşmaları ve savaş yıllarında Türkiye'nin izlediği aktif denge siyasetini analiz etmek.
  3. II. Dünya Savaşı'nın Türkiye'deki ekonomik, sosyal ve günlük yaşama getirdiği zorlukları (seferberlik, Varlık Vergisi, karne uygulaması) değerlendirmek.
  4. II. Dünya Savaşı sonrasında çok partili siyasi hayata kesin geçişi, Demokrat Parti'nin kuruluşunu ve 1950 seçimleriyle başlayan yeni dönemi analiz etmek.

Bölüm 1 / 5

Atatürk'ün Vefatı ve Yankıları

Atatürk'ün Son Günleri

  • Devlet işlerinde son derece titiz olan Atatürk, yoğun ve aralıksız çalışma temposu yüzünden kendi sağlığına yeterince özen gösteremedi; 1937'den itibaren sağlığı iyice bozuldu.
  • Hastalığına ilk teşhisi Ocak 1938'deki Yalova gezisinde Dr. Nihat Reşat Belger koydu: karaciğer sirozu.
  • Doktorlar kesin dinlenme önerdiği hâlde Atatürk yurt gezilerine devam etti ve gündemdeki Hatay sorununu çözmek için yoğun biçimde çalıştı.
  • Deniz havasının iyi geleceği düşüncesiyle İstanbul'a gitmesine karar verildi; Dolmabahçe Sarayı'nda kaldı.
  • 8 Kasım 1938'de durumu ağırlaştı ve yeniden komaya girdi. 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda hayata veda etti.
Atatürk'ün cenaze törenindeki kalabalık
Büyüt / İncele
Atatürk'ün cenaze töreni (Kasım 1938)Görsel: Original photographer unknown. · Kamu malı · Wikimedia Commons

Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05'te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu. Vefatı Türk milletinde ve bütün dünyada büyük bir yankı uyandırdı; dünya basını onun büyük bir komutan, inkılapçı devlet adamı ve barış elçisi olduğunu yazdı.

11 Kasım 1938'de TBMM tarafından İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçildi. Atatürk'ün naaşı önce Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu, 10 Kasım 1953'te ise ebedi istirahatgâhı olan Anıtkabir'e nakledildi.

Dolmabahçe'den Anıtkabir'e

Anıtkabir önünde tören adımıyla yürüyen nöbetçi askerler
Büyüt / İncele
Anıtkabir: Atatürk'ün ebedî istirahatgâhıGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle
  1. 10 Kasım 1938Atatürk saat 09.05'te İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etti.
  2. 11 Kasım 1938TBMM toplandı; Malatya Milletvekili İsmet İnönü Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.
  3. 16-18 Kasım 1938Naaş Dolmabahçe Sarayı'nda katafalka konuldu; halk üç gün boyunca ulu önderiyle vedalaştı.
  4. 19 Kasım 1938Naaş törenle Yavuz zırhlısına alınarak İzmit'e, oradan özel trenle Ankara'ya yola çıkarıldı.
  5. 20 Kasım 1938Naaş Ankara'ya ulaştı ve TBMM binası önündeki katafalka konuldu.
  6. 21 Kasım 1938Resmî cenaze töreninden sonra naaş Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine konuldu.
  7. 10 Kasım 1953Naaş, ebedî istirahatgâhı Anıtkabir'e nakledildi.

Yeni Cumhurbaşkanı: İsmet İnönü

  • Atatürk'ün vefatıyla boşalan cumhurbaşkanlığına, Anayasa gereği yeni cumhurbaşkanı seçilene kadar TBMM Başkanı Abdülhalik Renda vekâlet etti.
  • Vefattan bir gün sonra, 11 Kasım 1938'de TBMM toplandı; yapılan oylamada Malatya Milletvekili İsmet İnönü Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı seçildi.
  • Devlet başkanlığının bir gün içinde, meclis oylamasıyla ve sorunsuz biçimde el değiştirmesi, cumhuriyet kurumlarının yerleşmiş olduğunu gösterir.
  • İsmet İnönü 1938-1950 yılları arasında cumhurbaşkanlığı yaptı; II. Dünya Savaşı yıllarında ve çok partili hayata geçişte Türkiye'yi o yönetti.

Vefatın Yurt İçinde ve Yurt Dışında Yankıları

Yurt İçindeYurt Dışında
Bütün yurtta derin bir üzüntü yaşandı ve yas ilan edildi.Birçok yabancı gazete vefat haberini birinci sayfadan duyurdu.
Genç, yaşlı bütün vatandaşlar saygılarını göstermek için cenaze törenine katıldı.Birçok devlet başkanı yayımladığı taziye mesajlarıyla derin üzüntüsünü dile getirdi.
11 Kasım günü bütün gazetelerin manşetleri ulu önderin kaybını aktarıyordu.Düşmanlarının bile saygısını kazanmış olan Atatürk, vefatıyla bütün dünyayı etkiledi.
Birçok şair, yazar ve sanatçı bu günün duygusunu ve acısını eserlerine yansıttı.Dünya basını onu büyük bir komutan, inkılapçı bir devlet adamı ve barış elçisi olarak andı.
Sınav İpucu

Yankılardan Çıkan Sonuç: Evrensel Bir Lider

Atatürk'ün ölümü üzerine dünya basınının haberler yayımlaması ve devlet başkanlarının taziye mesajları göndermesi, onun yalnızca Türkiye'nin değil bütün dünyanın değer verdiği evrensel değerlere sahip bir lider olduğunun kanıtıdır. LGS'de yabancı basından bir yorum verilip Atatürk'ün fikirlerinin evrensel değerine ulaşılması istenebilir.

Dikkat: Yabancıların övgüsü Atatürk'ün dünyada tanındığını ve takdir edildiğini gösterir; ancak bu yorumlar tek başına onun inkılaplarının başka ülkelerde aynen uygulandığını kanıtlamaz.

Bölüm 2 / 5

Atatürk'ün Eserleri

Atatürk Türk milletine hem bağımsız bir devlet hem de zengin bir fikir mirası bıraktı. Çok yönlü bir kişiliğe sahipti; yazdığı eserler, yaptığı inkılaplar ve açtığı kurumlar bunun kanıtıdır.

Atatürk, 'En büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir.' sözüyle cumhuriyete verdiği değeri gösterdi. Gençliğe Hitabe'de ise Türk istiklalini ve cumhuriyetini koruma görevini Türk gençliğine emanet etti.

Atatürk daha önce de 'Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.' diyerek cumhuriyetin kendi varlığından daha önemli ve kalıcı olduğunu vurgulamıştı.

Atatürk'ün Başlıca Yazılı Eserleri

Atatürk çalışma masasında yazı yazarken
Büyüt / İncele
Atatürk çalışma masasındaGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle
  • Nutuk (1919 - 1927): Samsun'a çıkışla başlayıp Gençliğe Hitabe ile biten, Millî Mücadele ve Cumhuriyet inkılaplarını birinci elden anlatan ana belgedir.
  • Geometri: Türkçe geometri terimlerini (üçgen, açı, teğet, yüzey vb.) bizzat türettiği ve geometri öğretmenlerine kılavuz olarak yayımlanan eserdir.
  • Medeni Bilgiler (Vatandaş İçin Medeni Bilgiler): Afet İnan ile birlikte yurttaşlık hakları ve sorumlulukları üzerine hazırladığı kitaptır.
  • Askerî Eserler: Zabit ve Kumandan ile Hasbihal, Cumalı Ordugâhı, Bölüğün Muharebe Eğitimi, Tâbiye ve Tatbikat Seyahati.
Önemli Not

Atatürk'ün En Büyük Eseri

"Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir."
— Mustafa Kemal Atatürk (Onuncu Yıl Nutku, 29 Ekim 1933)

Bu sözle Atatürk en büyük eserinin Türkiye Cumhuriyeti olduğunu ifade eder. Cumhuriyetin temelini Türk kahramanlığına ve yüksek Türk kültürüne dayandırması, millî kimliğe verdiği önemi de gösterir.

Atatürk'ün Açtığı Bazı Kurumlar

  • Türkiye Büyük Millet Meclisi (1920): Millî egemenliğin temsil edildiği kurumdur.
  • Ankara Hukuk Mektebi (1925): Yeni hukuk sistemine hukukçu yetiştirmek için açıldı.
  • Türk Tarih Kurumu (1931): Türk tarihini bilimsel yöntemlerle araştırmak için kuruldu.
  • Türk Dil Kurumu (1932): Türk dilini araştırmak ve geliştirmek için kuruldu.
  • Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (1936): Dil, tarih ve coğrafya alanlarında bilim insanı yetiştirmek için Ankara'da açıldı.
Akılda Kalsın

Akılda Kalsın: Atatürk'ün Mirası

Yazılı eserler (Nutuk, Geometri, Medeni Bilgiler, askerî eserler) + açtığı kurumlar (TBMM, Ankara Hukuk Mektebi, Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi) + yaptığı inkılaplar. Hepsinin üstünde ise en büyük eseri olarak gösterdiği Türkiye Cumhuriyeti vardır.

Bölüm 3 / 5

II. Dünya Savaşı ve Türkiye

Atatürk'ün II. Dünya Savaşı Öncesi Tespitleri

  • Atatürk, "Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir." ve "Yurtta sulh, cihanda sulh." (Yurtta barış, dünyada barış) sözleriyle dünya barışının korunmasının önemini vurguladı.
  • Dünyadaki gelişmeleri yakından izleyen Atatürk, Avrupa'da yeni bir büyük savaşın yaklaştığını önceden gördü.
  • Yaklaşan savaşın etkilerinin ülkede hissedilmemesi ve ülke güvenliğinin sağlanması için birtakım önlemler aldı.
  • Bu önlemlerde gerçekçi, dengeli, barışçı ve millî çıkarları koruyan bir dış politika anlayışı izlendi.
  • Atatürk'ün savaş öncesi tespitlerinin gerçekleşmesi, onun ileri görüşlü, öngörülü ve önsezileri kuvvetli bir lider olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Atatürk'ün Savaş Öncesi Girişimleri

GirişimTarihSavaşa Hazırlık Açısından Önemi
Balkan Antantı1934Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile birlik kurularak İtalya'nın yayılmacı tehlikesine karşı batı sınırları güvenceye alındı.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi1936Boğazlar üzerinde tam egemenlik sağlandı; Türkiye Boğazlar'a asker yerleştirme hakkını kazanarak savaşta Boğazlar'ın güvenliğini kendi eline aldı.
Sadabat Paktı1937İran, Irak ve Afganistan ile yapılan bu paktla doğu ve güneydoğu sınırlarının güvenliği güçlendirildi.
Hatay'ın anavatana katılma süreci1936-1939Güney sınırı güvenceye alındı; Hatay, Atatürk'ün vefatından sonra 1939'da anavatana katıldı.
Roosevelt, İnönü ve Churchill Kahire'de
Büyüt / İncele
Roosevelt, İsmet İnönü ve Churchill, II. Kahire Konferansı (Aralık 1943)Görsel: U.S. Army Signal Corps · Kamu malı · Wikimedia Commons

Atatürk sağlığında yaklaşan dünya savaşı tehlikesini öngörmüş ve Türkiye'nin maceracı politikalardan uzak durması gerektiğini vurgulamıştı.

1939-1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı'nda İsmet İnönü liderliğindeki Türkiye, aktif tarafsızlık ve denge politikası izledi. Her iki bloktan gelen baskılara rağmen savaşa fiilen girmedi ve ülkeyi büyük bir yıkımdan korudu. Şubat 1945'te BM kurucu üyesi olabilmek için sembolik olarak Almanya ve Japonya'ya savaş ilan edildi.

Savaşın Ekonomik ve Toplumsal Etkileri: Yetişkin erkeklerin askere alınmasıyla tarım ve sanayi üretimi düştü. Temel tüketim maddelerinde karaborsayı önlemek için ekmek karnesi uygulaması başlatıldı, Millî Korunma Kanunu çıkarıldı ve Varlık Vergisi kanunu kabul edildi.

II. Dünya Savaşı'nın Nedenleri

  • I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan barış antlaşmalarının (özellikle Versay) yenilen devletlere ağır şartlar yüklemesi ve Almanya'da intikam duygusunu güçlendirmesi
  • Dünya barışını korumak için kurulan Milletler Cemiyetinin büyük devletlerin (İngiltere ve Fransa) çıkarlarına göre hareket etmesi ve saldırıları önleyememesi
  • 1929 Dünya Ekonomik Buhranı'nın ülkeleri sarsması; Almanya ve İtalya'da yayılmacı ve baskıcı yönetimlerin güçlenmesi
  • Japonya'nın Mançurya'ya saldırması (1931)
  • İtalya'nın Habeşistan'a (1935) ve Arnavutluk'a (1939) saldırması
  • Almanya'nın yayılmacı bir tutumla Avusturya'yı (1938) ve Çekoslovakya'yı (1938-1939) ele geçirmesi

Savaşın Tarafları

Müttefik DevletlerMihver Devletler
İngiltereAlmanya
Fransaİtalya
Sovyet Rusya (SSCB)Japonya
ABD—

Savaşın Seyri ve Türkiye'nin Adımları

  1. 1 Eylül 1939Almanya Polonya'yı işgal etti.
  2. 3 Eylül 1939İngiltere ve Fransa Almanya'ya savaş ilan etti; II. Dünya Savaşı başladı.
  3. 19 Ekim 1939Türkiye, İngiltere ve Fransa ile karşılıklı yardım antlaşması (Üçlü İttifak) imzaladı; ancak savaşa girmedi.
  4. 18 Haziran 1941Türkiye, Almanya ile saldırmazlık antlaşması imzalayarak iki taraf arasındaki dengeyi korudu.
  5. 1943Savaş Müttefiklerin lehine dönerken Müttefikler Adana (Ocak) ve Kahire (Aralık) Konferansları'nda Türkiye'yi savaşa sokmak istedi; Türkiye kabul etmedi.
  6. 2 Ağustos 1944Türkiye, Almanya ile diplomatik ilişkilerini kesti.
  7. 4-11 Şubat 1945Yalta Konferansı: 1 Mart 1945'e kadar Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmeyen devletlerin kurulacak teşkilata (BM) kurucu üye olarak alınmayacağı açıklandı.
  8. 23 Şubat 1945Türkiye Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti, ancak hiçbir cephede savaşmadı.
  9. 1945Almanya (Mayıs) ve Japonya (Eylül) teslim oldu; savaşı Müttefikler kazandı.

Türkiye'nin Denge Politikası

  • Savaş sırasında Türkiye, iki bloktan birine bağlanmadan dengeli ve temkinli bir politika (denge politikası) izledi.
  • Boğazlar'a sahip olması ve Avrupa ile Asya arasındaki jeopolitik konumu nedeniyle iki taraf da Türkiye'yi kendi yanında savaşa sokmak için baskı yaptı.
  • Müttefik Devletler 1943'te Adana ve Kahire'de düzenledikleri konferanslarda Türkiye'yi yanlarına çekmek istedi; Türkiye ordusunun modern silah eksikliğini gerekçe göstererek savaşa girmedi.
  • Savaş sonunda kurulacak teşkilata girip dünya siyasetinde söz sahibi olmak isteyen Türkiye, Şubat 1945'te Müttefiklerin yanında savaşa girse de herhangi bir cephede savaşmadı.
  • Bu politika sayesinde Türkiye savaşın yıkımından korundu ve Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesine bağlı kalındı.
Dikkat

Karıştırma: Savaş İlanı, Cephede Savaşmak Demek Değildir

Türkiye 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti; fakat tek bir cephede bile savaşmadı. Bu adım, BM'nin kurucu üyesi olmak ve savaş sonrası dünyada söz sahibi olmak için atılmış siyasi bir adımdır.

Adana ve Kahire Konferansları ise Türkiye'yi savaşa sokmak isteyen Müttefiklerin girişimleridir; Türkiye bu konferanslardan sonra da savaşa girmemiştir.

Savaş Yıllarında Türkiye'de Alınan Önlemler

  • Savaş ihtimaline karşı yaklaşık bir milyon erkek askere alındı (seferberlik).
  • Boğazların güvenliğini sağlamak için Boğazlara yakın illerde sıkıyönetim ilan edildi.
  • Gece saldırılarına karşı karartma uygulandı; geceleri sokağa çıkma yasağı getirildi.
  • İstanbul'da özel araçlarla trafiğe çıkmak yasaklandı.
  • Millî duyguları inciten radyo yayınları yasaklandı.
  • Millî Korunma Kanunu çıkarıldı (18 Ocak 1940).
  • Savaş nedeniyle aşırı kazanç elde edenlerden bir defaya mahsus Varlık Vergisi alındı (11 Kasım 1942).
  • Ekmek, şeker ve et gibi temel tüketim malları karneyle dağıtıldı.

Savaş Dönemi Ekonomik Düzenlemeleri

DüzenlemeTarihAmacı
Millî Korunma Kanunu18 Ocak 1940Devlete ekonomiye doğrudan müdahale yetkisi verdi: fiyat belirleme (narh), üretimi ve dağıtımı düzenleme, karaborsa ve stokçulukla mücadele.
Varlık Vergisi11 Kasım 1942Savaş ortamında aşırı kazanç sağlayan tüccar ve büyük servet sahiplerinden bir defaya mahsus vergi alınarak devletin gelir ihtiyacı karşılandı.
Karne uygulaması1942'den itibarenEkmek, şeker gibi temel tüketim mallarının halka adil dağıtılması ve kıtlıkla mücadele.

II. Dünya Savaşı'nın Türkiye'ye Etkileri

AlanEtkiler
SiyasiTürkiye denge politikasıyla savaş dışında kaldı; savaş sonunda BM'nin kurucu üyesi oldu; Sovyet tehdidi nedeniyle Batı'ya yaklaştı; çok partili hayata geçiş hızlandı.
EkonomikSeferberlik nedeniyle tarım ve sanayi üretimi düştü; savunma harcamaları arttı; fiyatlar yükseldi, karaborsa ve stokçuluk yayıldı; temel mallarda kıtlık yaşandı.
SosyalKarne, karartma ve sıkıyönetim günlük yaşamı zorlaştırdı; halkın hükûmete karşı hoşnutsuzluğu arttı; bu durum muhalefetin güçlenmesine zemin hazırladı.
Sınav İpucu

LGS Sınav İpucu

Türkiye II. Dünya Savaşı'na fiilen girmediği hâlde savaşın ekonomik ve sosyal etkilerinden kurtulamadı. Karne, Millî Korunma Kanunu ve Varlık Vergisi bu yargının kanıtıdır. Sorularda 'savaşa girmeyen bir ülkenin bile savaştan etkilendiği' sonucu sık sorulur.

Bölüm 4 / 5

II. Dünya Savaşı Sonrası Gelişmeler ve Çok Partili Hayat

Savaş sonrasında Birleşmiş Milletler kuruldu; dünya ABD ve SSCB liderliğinde iki kutuplu Soğuk Savaş düzenine girdi. Sovyet tehdidine karşı Türkiye Batı Bloku'na yaklaştı ve 1952'de NATO'ya üye oldu.

Türkiye içinde ise demokratikleşme süreci hızlandı. 18 Temmuz 1945'te Nuri Demirağ tarafından Millî Kalkınma Partisi kuruldu. Dörtlü Takrir'i veren ve CHP'den ayrılan Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü, 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi (DP) kurdu.

1946'da ilk çok partili genel seçimler yapıldı. 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde ise Demokrat Parti iktidara geldi; Türkiye'de iktidar ilk kez seçim yoluyla el değiştirdi.

II. Dünya Savaşı'nın Sonuçları

  • Savaşı Müttefik Devletler kazandı. Almanya Mayıs 1945'te, Japonya ise ABD'nin Hiroşima ve Nagazaki'ye atom bombası atmasının ardından Eylül 1945'te teslim oldu.
  • Milyonlarca insan hayatını kaybetti; tarihin en kanlı ve en yıkıcı savaşı yaşandı.
  • Dünya barışını korumak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) kuruldu (24 Ekim 1945); Türkiye BM'nin kurucu üyeleri arasında yer aldı.
  • ABD ve SSCB iki süper güç olarak öne çıktı; dünya iki kutuplu hâle geldi ve Soğuk Savaş dönemi başladı.
  • Savaştan sonra demokratik ülkelerle iş birliği önem kazandı; bu durum Türkiye'de çok partili hayata geçişi hızlandırdı.

Soğuk Savaş'a Giriş ve Türkiye

  • SSCB 1945'te Türkiye ile 1925'te imzaladığı dostluk antlaşmasını yenilemeyeceğini bildirdi; Kars ve Ardahan'ı ve Boğazlar'da üs istedi.
  • Türkiye bu istekleri kesinlikle reddetti ve Sovyet tehdidine karşı ABD ve Batı Bloku'na yaklaştı.
  • ABD, Truman Doktrini (1947) ile Türkiye ve Yunanistan'a askerî yardım, Marshall Planı ile de (1948'den itibaren) ekonomik yardım yaptı.
  • Türkiye 1952'de NATO'ya üye olarak Batı Bloku'ndaki yerini kesinleştirdi.

Bölüm 5 / 5

Demokrasi Yolunda Güçlü Adımlar: Çok Partili Hayat

Çok Partili Hayata Geçişi Hızlandıran Gelişmeler

Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kurucuları
Büyüt / İncele
Serbest Cumhuriyet Fırkası kurucuları: Nuri Conker, Ali Fethi Okyar, Ahmet Ağaoğlu ve Talât Bey (1930)Görsel: Unknown author Unknown author · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • Atatürk döneminde çok partili hayata geçiş denemeleri (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası) yapılmış; ancak ortam uygun olmadığından ve inkılapları hızlandırmak için tek partili hayata devam edilmişti.
  • II. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa devletleri ve ABD, demokratik anlayışla yönetilen ülkelerle iş birliğinin önemini vurguladı.
  • Türkiye'nin kurucu üyesi olduğu BM'nin antlaşması insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı öne çıkarıyordu; Batı ile iş birliği yapmak isteyen Türkiye'de demokratikleşme çalışmaları hız kazandı.
  • Savaşın yarattığı ekonomik sıkıntılar halkta hoşnutsuzluk doğurdu ve hükûmet (CHP) içinde fikir ayrılıklarına yol açtı; bu durum yeni partilerin kurulacağının sinyaliydi.
  • Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün muhalefet partisi kurulmasını destekleyen sözleri, yeni partilerin kurulmasını hızlandırdı.
Önemli Not

İsmet İnönü'nün Sözü (1 Kasım 1945)

"Bizim tek eksiğimiz, hükûmet partisinin karşısında bir parti bulunmamasıdır." — İsmet İnönü, TBMM'nin yeni çalışma yılını açış konuşması (1 Kasım 1945)

Bu sözle cumhurbaşkanı, demokrasinin gereği olarak iktidarı denetleyecek bir muhalefet partisinin varlığını gerekli gördüğünü açıkça ifade etti. Söz, muhalefet partilerinin kurulmasını hızlandırdı.

Savaş Sonrası Kurulan İlk Muhalefet Partileri

PartiKuruluşKurucularÖnemi
Millî Kalkınma Partisi18 Temmuz 1945Sanayici iş insanı Nuri DemirağAtatürk'ün vefatından sonra kurulan ilk muhalefet partisidir; çok partili hayata geçişin ilk adımı oldu.
Demokrat Parti (DP)7 Ocak 1946Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat KöprülüDörtlü Takrir'i veren milletvekillerince kuruldu; 1950 seçimlerini kazanarak iktidara geldi.

Demokrat Parti'nin Kuruluş Süreci

  • Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) savaşın olumsuz etkilerini derinden hissetti; ekonomik sıkıntılara karşı hükûmetin yaptığı bazı çalışmalar parti içinde görüş ayrılığına yol açtı.
  • Hükûmetin topraksız köylüye toprak dağıtmayı amaçlayan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'na (1945) Celâl Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü muhalefet etti.
  • Bu dört milletvekili 7 Haziran 1945'te, Anayasa'nın demokratik ilkelerinin tam olarak uygulanmasını ve meclisin hükûmeti denetleme görevinin güçlendirilmesini isteyen Dörtlü Takrir adlı önergeyi verdi.
  • Önergeleri CHP tarafından kabul edilmeyince dörtlü partiden ayrıldı (bir kısmı ihraç edildi, bir kısmı istifa etti) ve 7 Ocak 1946'da Demokrat Parti'yi kurdu.

1946 Ve 1950 Seçimleri

SeçimNasıl Yapıldı?SonuçÖnemi
21 Temmuz 1946İlk kez tek dereceli (doğrudan) yapıldı; açık oy, gizli sayım uygulandı.CHP kazandı, iktidar değişmedi; DP muhalefet olarak meclise girdi.Birden çok partinin katıldığı ilk genel seçimdir; millet iradesinin belirleyici olduğu demokratik sisteme geçildi.
14 Mayıs 1950Gizli oy, açık sayım ilkesiyle ve yargı güvencesi altında yapıldı. Gizli oy, seçmenin baskı altında kalmadan kendi iradesiyle oy vermesini sağlar.Demokrat Parti kazanarak iktidarı CHP'den devraldı.Türkiye'de iktidar ilk kez seçim yoluyla el değiştirdi; çok partili demokrasi güçlendi.

Çok Partili Hayata Geçişin Sonuçları

  • Demokratik devlet anlayışı ve millî egemenlik anlayışı güçlendi.
  • Hükûmet işlerinin muhalefet tarafından denetlenmesinin önü açıldı.
  • Farklı fikir ve düşünceler yönetimde ve mecliste temsil edilmeye başladı.
  • Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerden biri kalktı.
  • Halk, oyuyla iktidarı değiştirebileceğini gördü; siyasete katılım arttı.
Akılda Kalsın

Akılda Kalsın: Demokrasiye Giden Sıra

Dörtlü Takrir (7 Haziran 1945) → Millî Kalkınma Partisi (18 Temmuz 1945) → Demokrat Parti (7 Ocak 1946) → ilk çok partili genel seçim (1946: açık oy, gizli sayım) → DP iktidarda (14 Mayıs 1950: gizli oy, açık sayım). Kısa yol: 46'da oy açık, 50'de oy gizli.

Ünitenin Kronolojisi

  1. 10 Kasım 1938Atatürk'ün vefatı
  2. 11 Kasım 1938İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesi
  3. 1 Eylül 1939II. Dünya Savaşı'nın başlaması
  4. 18 Ocak 1940Millî Korunma Kanunu
  5. 11 Kasım 1942Varlık Vergisi Kanunu
  6. 1943Adana ve Kahire Konferansları
  7. 4-11 Şubat 1945Yalta Konferansı
  8. 23 Şubat 1945Türkiye'nin Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmesi
  9. 18 Temmuz 1945Millî Kalkınma Partisi'nin kurulması
  10. 1945II. Dünya Savaşı'nın sona ermesi ve Birleşmiş Milletlerin kurulması
  11. 7 Ocak 1946Demokrat Parti'nin kurulması
  12. 21 Temmuz 1946İlk çok partili genel seçim
  13. 14 Mayıs 1950Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi
  14. 1952Türkiye'nin NATO'ya üye olması
  15. 10 Kasım 1953Atatürk'ün naaşının Anıtkabir'e nakli
Sınav İpucu

4 Seçenekli LGS Soru Stratejisi

Önce soru kökündeki olumsuz ifadeye veya ana kavrama dikkat et; olay, kişi ve sonucu eşleştir; ardından dönem ve amaç bakımından ünite dışı kalan seçeneği doğrudan ele.

Bu ünitenin soruları çoğunlukla bir alıntı (Atatürk, İsmet İnönü ya da yabancı basın), bir tablo veya bir zaman şeridi üzerine kurulur. 'Ulaşılabilir' sorularında yalnızca metinde yazana dayan; 'ulaşılamaz' ve 'kanıt gösterilemez' sorularında metinde hiç geçmeyen ya da konuyla ilgisiz bilgiyi bul.

Ders Özeti · Son Tekrar

Dersin en önemli noktaları; sınavdan önce hızlıca göz at.

  • Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09.05'te Dolmabahçe Sarayı'nda vefat etmiştir.
  • Atatürk'ün vefatı bütün yurtta ve dünyada derin teessür uyandırmış; yerli ve yabancı devlet adamları onun büyüklüğünü övmüştür.
  • TBMM Başkanı Abdülhalik Renda geçici cumhurbaşkanlığı yapmış, 11 Kasım 1938'de İsmet İnönü Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
  • Atatürk'ün naaşı Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabre konulmuş, 10 Kasım 1953'te Anıtkabir'e nakledilmiştir.
  • Atatürk'ün 'En büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti'dir' sözü onun cumhuriyete verdiği değeri kanıtlar; Nutuk, Geometri ve Medeni Bilgiler önemli eserleridir.
  • II. Dünya Savaşı Mihver (Almanya, İtalya, Japonya) ve Müttefik (İngiltere, Fransa, SSCB, ABD) blokları arasında gerçekleşmiştir.
  • Türkiye II. Dünya Savaşı boyunca denge politikası izleyerek savaşın fiilen dışında kalmayı başarmıştır.
  • Savaş yıllarında seferberlik sebebiyle üretim düşmüş; Millî Korunma Kanunu, Varlık Vergisi ve ekmek karnesi uygulanmıştır.
  • II. Dünya Savaşı sonrasında dünya barışını korumak için Birleşmiş Milletler (BM) kurulmuş ve Soğuk Savaş dönemi başlamıştır.
  • Türkiye 1946'da kesintisiz çok partili siyasi hayata geçmiş; Demokrat Parti kurulmuş ve 1950 seçimlerini kazanarak iktidara gelmiştir.
  • Atatürk 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesiyle barışçı ve dengeli bir dış politika izlemiş; Balkan Antantı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve Sadabat Paktı ile ülkeyi yaklaşan savaşa karşı güvenceye almıştır.
  • Müttefikler 1943'te Adana ve Kahire Konferansları'nda Türkiye'yi savaşa sokmak istemiş; Türkiye denge politikasıyla savaş dışında kalmıştır.
  • Yalta Konferansı kararı üzerine Türkiye 23 Şubat 1945'te Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etmiş, ancak hiçbir cephede savaşmamış ve BM'nin kurucu üyesi olmuştur.
  • Çok partili hayata geçişi; savaş sonrası demokratik ülkelerle iş birliğinin önem kazanması, savaşın ekonomik sıkıntıları ve İnönü'nün muhalefet partisini destekleyen sözleri hızlandırmıştır. 1946 seçimleri açık oy-gizli sayım, 1950 seçimleri gizli oy-açık sayım ilkesiyle yapılmıştır.