Tarih Bilimine Giriş ve Tarih Öncesi Çağlar
Tarih ve Zaman
- Tarih; geçmişteki insan faaliyetlerini yer, zaman, neden-sonuç ilişkisi ve belgelere dayanarak inceleyen bilim dalıdır.
- Olay kısa sürede gerçekleşen tekil gelişmeyi, olgu ise aynı tür olayların uzun sürede ortaya çıkardığı genel değişimi ifade eder.
- Tarih araştırmasında kaynak arama, tasnif, tahlil, tenkit ve sentez aşamaları izlenir.
- Birinci el kaynaklar incelenen dönemde üretilmiş; ikinci el kaynaklar ise daha sonra, önceki kaynaklardan yararlanılarak hazırlanmıştır.
- Takvimler zamanı düzenler; Miladi takvim güneş yılına, Hicri takvim ay yılına dayanır.
- Yazının icadı tarih çağlarının başlangıcı kabul edilir; çağlara ayırma öğrenmeyi kolaylaştıran bir yöntemdir.
Sınav İpucuTYT soru yaklaşımı
Ana kavramı, temel kronolojiyi ve doğrudan neden-sonuç bağını kur. Ayrıntıyı ana bilgiyi desteklediği ölçüde kullan.
İçindekiler5 bölüm
Tarih bilimine giriş
A. Tarih Nedir?
Tarih, insanların geçmişte yaşadıkları her türlü faaliyeti, olayların birbirleri ile olan ilişkilerini, sebep - sonuç, yer ve zaman göstererek belgelere dayalı olarak inceleyen bilim dalıdır.
Geçmiş ile tarih aynı şey değildir
| Geçmiş | Tarih |
|---|---|
| Yaşanmış olayların tamamıdır; somuttur ve geri döndürülemez. | Geçmişteki olayların kaynaklara dayanarak incelenmesi ve yorumlanmasıdır. |
| Sınırsızdır; yaşanan her şeyi kapsar. | Tarihçi, geçmiş içinden önemli gördüğü olay ve olguları seçer. |
| Kendi başına bir açıklama sunmaz. | Olayların nedenlerini, sonuçlarını ve etkilerini açıklar. |
| Ham madde gibidir. | Bu ham maddeden yapılan eser gibidir. |
ÖSYM dikkat: Tarihçi geçmişin izlerini yorumlar
Tarihçi geçmişe doğrudan ulaşamaz; geçmişten kalan izleri (belge, kalıntı, buluntu) kendi yaşadığı dönemde yorumlar. Bazı belgeler kaybolmuş, sözlü bilgiler unutulmuş ya da değişmiş, görgü tanıklarının hafızası eksik kalmış olabilir. Bu yüzden geçmiş tıpatıp yeniden kurulamaz.
Aynı olay farklı tarihçiler tarafından farklı yorumlanabilir ve tarihsel bilgi yeni belgelerle değişebilir. Bu durum tarihin bilim olmadığını göstermez; tarihçi yorumunu kaynak ve kanıtla desteklemek zorundadır.
Tarih biliminin Özellikleri
- Tarih biliminde gözlem ve deney yapmak mümkün değildir.
- Bu yönüyle diğer bilim dallarından ayrılır.
- Tarihî olayların aynı şekilde tekrarlanması mümkün değildir.
- Tarihte yeni bulunan ve kanıtlanan her bilgi, eski bilgileri değiştirebilir.
- Tarih bilimi objektif olmayı ve olaylara tarafsız yaklaşmayı esas alır.
- Tarih, insanlığın ortak mirası ve toplumların hafızasıdır.
- Tarihin ana konusu insan ve insan faaliyetleridir. O yüzden insana dair yaşanan her şey (deprem, savaş, hastalık, göç, antlaşmaların etkileri vb.) tarihin konusu içinde yer alır.
- Tarihte yer ve zaman göstermek zorunludur. O yüzden tarih belgelere dayalı bir bilim dalıdır.
Tarih ile doğa (fen) bilimlerinin karşılaştırması
| Ölçüt | Tarih | Doğa (fen) bilimleri |
|---|---|---|
| İncelenen olay | Geçmişte yaşanmış, tekrarlanamaz olaylar | Tekrarlanabilen olay ve süreçler |
| Deney ve gözlem | Doğrudan kullanılamaz | Temel yöntemdir |
| Yasa | Kesin ve genel geçer yasalara ulaşılamaz | Genel geçer yasalara ulaşılabilir |
| Dayanak | Kaynak, belge, kanıt ve yorum | Ölçüm, deney ve gözlem |
Tarih neden yine de bir bilimdir?
- Olayları yer ve zaman göstererek, neden-sonuç ilişkisi içinde inceler.
- Kaynaklara ve kanıtlara dayanır; kaynakları eleştiriden (tenkit) geçirir ve birbiriyle karşılaştırır.
- Sistemli bir yöntem izler: veriler toplanır, sınıflandırılır, çözümlenir, eleştirilir ve birleştirilir.
- Nesnel (objektif) olmayı esas alır; tarihçi kişisel, siyasi ve ideolojik ön yargılarını bilgiye karıştırmamalıdır.
- Diğer bilim dallarından yararlanır ve bilinmeyeni araştırır.
- Uzak geçmişe gidildikçe kaynak ve kanıt sayısı azalır; bu yüzden bazı dönemler hakkındaki bilgimiz daha sınırlıdır.
Deney yok ama bilim var
Tarihte deney ve gözlem yapılamaması tarihin bilim olmadığını göstermez. Tarihin bilimsel niteliği; belgeye dayanmasından, sistemli yöntem kullanmasından, kaynak eleştirisi yapmasından ve nesnel olmasından gelir. Soruda “Tarih, deney yapılamadığı için bilim değildir.” gibi bir yargı görürsen bu yargı yanlıştır.
Tarih biliminin Konusu
Yeryüzündeki insan faaliyetleri, değişimler ve insan eylemlerinin sonucunda ortaya çıkan eserlerdir. Tarihin konusu kısaca insandır ve insanın olmadığı yerde tarih olamaz.
İnsan ile birlikte coğrafi olayların ortaya çıkardığı bazı sonuçlar da tarihin ilgi alanına girer.
Depremler, tufanlar, hastalıklar, kuraklıklar gibi doğal felaketler coğrafya biliminin konusu iken bunların sonucunda oluşan göç dalgası, toplu ölümler vb. ise tarihin konusu içine girer.
Tarih biliminin konusu içine giren iki unsurdan biri olay diğeri ise olgudur.
Tarihin konusu mu? Ölçüt insandır
| Durum | Tarihin konusu mu? | Gerekçe |
|---|---|---|
| Kavimler Göçü | Evet | İnsan topluluklarının hareketidir ve Avrupa tarihini derinden etkilemiştir. |
| Yabani kuşların mevsimsel göçü | Hayır | İnsan faaliyeti değildir; doğa bilimlerinin konusudur. |
| Küresel ısınmanın fiziksel oluşum süreci | Hayır | Coğrafya ve doğa bilimlerinin konusudur. |
| Küresel ısınmanın göçlere ve ekonomiye etkisi | Evet | İnsan ve toplum üzerindeki sonuçları tarihin konusudur. |
Olay
- Hayat içerisinde tek tek meydana gelen değişimlerdir.
- Biriciktir, özgündür ve tekrarlanamaz.
- Tarihte insanlığı etkileyen siyasi, dinî, ekonomik, sosyal ve kültürel konularda kısa sürede meydana gelen gelişmelerdir.
- Kendine has özelliklere sahiptir. Yer ve zaman bildirir.
- Başlangıç ve bitiş süreleri bellidir.
- Örneğin; Malazgirt Savaşı, İstanbul'un Fethi, Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşı gibi.
Olgu
- Aynı türdeki olayları bir bütün olarak anlatmak için kullanılan bir kavramdır.
- Tarihte insanlığı etkileyen olayların ortaya çıkardığı sonuçlara göre uzun sürede meydana gelen değişmelerdir.
- Olaylara göre geneldir, soyuttur ve süreklilik gösterir ve tekrar edebilir.
- Belirli bir zaman ve yer söz konusu değildir.
- Uzun zaman diliminde gerçekleşen durumlardır.
- Örneğin; Anadolu'nun Türkleşmesi, İstanbul'un bir bilim ve kültür merkezi hâline gelmesi, Türkiye'nin çağdaşlaşması gibi.
Olay ve olgu karşılaştırması
| Özellik | Olay | Olgu |
|---|---|---|
| Süre | Kısa sürelidir. | Uzun sürelidir. |
| Yer ve zaman | Bellidir. | Belirli bir yer ve zamanla sınırlandırılamaz. |
| Yapı | Somut ve özeldir. | Soyut ve geneldir. |
| Tekrar | Tekrarlanamaz, biriciktir. | Benzer süreçler farklı toplumlarda görülebilir. |
| Başlangıç ve bitiş | Bellidir. | Kesin olarak belli değildir. |
Aynı konuda olay ve olgu çiftleri
| Olay (kısa süreli, tarihi belli) | İlgili olgu (uzun süreli, genel) |
|---|---|
| Hicret (622) | İslamiyet'in yayılması |
| Malazgirt Savaşı (1071) | Anadolu'nun Türkleşmesi |
| James Watt'ın buhar makinesini geliştirmesi | Sanayi Devrimi |
| Fransız İhtilali'nin başlaması (1789) | Milliyetçilik düşüncesinin yayılması |
| Mustafa Kemal'in 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkması | Türk inkılabı |
ÖSYM dikkat: Neden-sonuç ilişkisi ve tek neden tuzağı
Olaylar ve olgular arasında sıkı bir neden-sonuç ilişkisi vardır: bir olay başka bir olayın nedeni ya da bir olgunun sonucu olabilir. Örneğin Fransız İhtilali, milliyetçilik düşüncesinin yayılmasına önemli katkı sağlamıştır.
Neden-sonuç ilişkisi kurulmazsa tarih, olayların kronolojik olarak art arda sıralanmasından ibaret kalır; tarihçi de bilimsel bir araştırmacı olmaktan çıkıp hikâye anlatıcısına dönüşür.
Savaşlar, ihtilaller ve göçler tek bir nedenle açıklanamaz. Seçeneklerde “tek nedeni”, “yalnızca” gibi kesin ifadeler genellikle yanlış yargıyı gösterir.
Tarih Öğrenmenin Faydaları
- Millî ve toplumsal kimliğin inşasında önemli bir rol oynar.
- Bireylere yaşadığı toplumun geçmişini öğreterek kişinin kendi milletine aidiyet duygusuyla bağlanmasını sağlar.
- Geçmiş hakkındaki aktarımlar sayesinde milletlerin ortak hafızasını biçimlendirir.
- Bireylerde araştırma ve kanıt kullanma becerisini artırır.
- İnsanların sorgulama ve eleştirel düşünme becerilerini geliştirir.
- Bireylerin çok yönlü düşünme yeteneğini geliştirir ve tarihî süreçte meydana gelen değişim ve sürekliliklerin algılanmasını sağlar.
- Bireyler tarihsel empati yaparak geçmişte yaşamış insanların değer yargılarını, olaylara ve dünyaya nasıl baktıklarını, ne hissettiklerini anlayabilir ve bunların sonucunda geçmişi anlama becerisini geliştirir.
- Geçmişin iyi analiz edilip yarınlara yön verilmesini sağlar.
- Ayrıca geçmişteki hataları tekrar etmeyen devlet ve milletlerin gelecekle ilgili doğru planlama yapmalarını sağlar.
- Millî bilinci oluşturduğu için toplumun birlik ve beraberlik içinde olmasını sağlar, manevi değerlerin gelişmesini ve bu değerlerin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlar.
- Kişi, bağnaz ve bilime aykırı düşünme biçimi yerine ileriye dönük güncel olayları geniş açıdan değerlendirebilen, toplumsal gelişmeleri anlayıp yorumlayabilen bir düşünme tarzına sahip olur.
- Kişi bugünkü uygarlığa, geçmişte yaşamış toplumların katkısıyla oluştuğu bilincine ulaştığı için ortak değerlere sahip çıkarak insanlar veya milletler arasında din, dil veya ırk ayrımı yapmadan barış içinde yaşamayı öğrenir.
Anakronizm: Geçmişi bugünün gözüyle yargılama
Anakronizm, geçmişteki bir olayı kendi döneminin şartları yerine bugünün değerleri ve bakış açısıyla değerlendirme hatasıdır. Tarihçi her olayı kendi döneminin inançları, ekonomik koşulları, yönetim anlayışı, toplumsal yapısı ve bilgi seviyesi içinde ele almalıdır.
Tarihsel empati ile anakronizm birbirinin zıttıdır: empati geçmişi kendi koşulları içinde anlamaya çalışır, anakronizm onu bugünün ölçüleriyle yargılar.
Değişim ve süreklilik
Değişim, bir durumun önceki hâline göre farklı bir yapıya bürünmesidir. Süreklilik ise zaman içinde değişmeyen ya da çok az değişerek devam eden unsurları ifade eder. Örneğin gemi teknolojisi Fenike gemilerinden modern yük gemilerine kadar değişmiş, ama deniz taşımacılığı sürmüştür.
Sanayi Devrimi ile üretim biçimleri değişmiş, üretim ve tüketim faaliyetleri ise devam etmiştir. Bir toplumun dili, gelenekleri ve mimari anlayışı da yüzyıllar boyunca hem varlığını korur hem de kendi içinde değişir. Tarihçi bu değişim ve sürekliliğin nedenlerini ve sonuçlarını inceler.





Mustafa Kemal Atatürk Halil İnalcık İsmail Hakkı Uzunçarşılı İlber Ortaylı Zeki Velidi Togan Türk tarihine hizmet etmiş önemli kişiler
Tarih biliminin Yöntemi
Herhangi bir konuda doğru sonuca ulaşmak için bilim ve mantığa uygun biçimde yapılan araştırma şekline yöntem denilmiştir. Her bilim doğru sonuca ulaşmak için farklı metotlar kullanır. Örneğin; sosyal bilimler ile fen bilimlerinin yöntemleri birbirlerinden farklıdır.
Fen bilimlerinde doğru sonuca ulaşmak amacıyla gözlem, deney, formül, kural, laboratuvar ölçümleri kullanılabilirken sosyal bir bilim olan tarih biliminde bunların hiçbiri kullanılamaz.
Çünkü yaşanmış bir olay aynı şartlarda tekrarlanmadığı için yaşanmış olayların yeniden deneye tabi tutulması imkânsızdır.
Bu yüzden tarih biliminde doğru sonuca ulaşabilmek için o dönemden kalan belge ve bulgulara ulaşabilmek ve elde edilen bu bilgilerle bir değerlendirme yapmak mümkün olabilir. Bu değerlendirmede ise sırayla şöyle bir yöntem izlenir:
Araştırmadan önce: Konuyu belirleme ve sınırlandırma
- Tarihçi geçmişteki bütün olayları, kişileri, toplulukları ve mekânları araştıramaz; bu yüzden önce bir konu ya da araştırma problemi belirler.
- Konunun sınırları zaman, mekân ve içerik açısından çizilir; araştırma soruları (5N1K) sorulur ve süreç planlanır.
- Konunun tarihsel önemi şu sorularla belirlenir: Olay o dönemde yaşayan insanlar için ne kadar önemliydi? İnsanların yaşamını nasıl etkiledi? Etkileri günümüze kadar sürüyor mu?
Tarih araştırmasının beş aşaması
| Aşama | Bu aşamada ne yapılır? |
|---|---|
| Tarama (Kaynak arama) | Tarihe kaynaklık edebilecek her türlü bilgi ve verilerin bulunduğu aşamadır. |
| Tasnif (Sınıflandırma) | Toplanan verilerin bir sistem dâhilinde sınıflandırıldığı aşamadır. |
| Tahlil (Çözümleme) | Elde edilen verilerin kaynak ve bilgi yönünden yeterli olup olmadığının kontrol edildiği aşamadır. |
| Tenkit (Eleştiri) | Toplanan verilerin gerçekliği ve bilgi açısından güvenirliğinin tespit edildiği aşamadır. |
| Terkip (Sentez) | Toplanan verilerin birleştirilerek sonuca ulaşılan aşamadır. |
| Kavram karşılıkları | Kaynak Arama Sınıflandırma Çözümleme Eleştiri Sentez |
Atatürk’ün tarih Dersine bakışı ve Yaptığı Çalışmalar
Atatürk, öğrenim yıllarında bile en çok sevdiği derslerin başında gelen tarih dersine hem okul yıllarında hem de Cumhurbaşkanlığı Dönemi’nde büyük önem vermiştir.
Atatürk özellikle “Eğer bir millet büyükse kendisini tanımakla daha büyük olur.” diyerek tarih öğrenimine verdiği önemi göstermiştir.
Kendisi sadece Türk tarihinin değil Anadolu’da kurulan ilk medeniyetler ve dünya tarihinin de araştırılması konusunda gayret göstermiştir.
Bu konuda kendisi “Türk milletinin tarihi, şimdiye kadar sanıldığı gibi yalnız Osmanlı tarihinden ibaret değildir. Türk’ün tarihi çok daha eskidir.
Büyük devletler kuran ecdadımız büyük ve şümullü (kapsamlı) medeniyetlere de sahip olmuştur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüğe ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur. Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak
için kendinde kuvvet bulacaktır.” demiştir. Atatürk Dönemi’nde tarih alanında yapılan çalışmalardan bazıları ise şunlardır;
Atatürk Dönemi'nde tarih çalışmaları
- Türk Tarih Kurumunun kurulması
- Ankara Etnografya Müzesinin açılması
- Belleten adıyla bir tarih dergisinin çıkarılması
- Ankara Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesinin açılması
- Tarih alanında yardımcı diğer müzelerin açılması (Arkeoloji, resim, heykel müzeleri gibi)
- Liselere yönelik tarih ders kitaplarının hazırlatılması
- “Türk Tarih Tezi”nin oluşturulması
Atatürk'e göre tarih yazmak
“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.”
Bu söz, tarih yazan kişinin belgelere bağlı ve tarafsız olması gerektiğini vurgular. Tarihçinin olayları çarpıtması, gerçeği insanlar için yanıltıcı hâle getirir.
Tarama (Kaynak Arama)
Tarihî bir olayla ilgili bilgi veren her türlü malzemeye kaynak denir. Kaynaklar oluştuğu döneme ve kullanım önceliğine göre iki gruba ayrılır:
Tarihe kaynaklık edebilecek her türlü bilgi ve verilerin bulunduğu aşamadır.
Tarihî olayın geçtiği döneme yakın veya o dönemin kaynaklarından yararlanılarak meydana getirilen eserlerdir.
Kaynaklar İkinci Elden Birinci Elden Kaynakların Sınıflandırılması Ferman, mühür, para, gazete, berat, kitabe, tablet Yazılı CD, film, resim Çizili, Sesli, Görüntülü Destan, hikâye, masal, menkıbe, atasözü Sözlü Arkeolojik buluntular, lahit, balbal, mezar Kalıntı
Birinci ve ikinci el kaynak karşılaştırması
| Kaynak | Ne zaman oluşur? | Örnekler | Dikkat |
|---|---|---|---|
| Birinci el | Olayın yaşandığı dönemde ya da hemen sonrasında; olaya tanıklık eder. | Kitabe, abide, arkeolojik buluntu, para, kil tablet, dönemin antlaşma metni, mektup, fotoğraf, hatırat | Daha değerli kabul edilir ama tamamen tarafsız sayılmaz; o da tenkit edilmelidir. |
| İkinci el | Olaydan sonra, birinci el kaynaklardan yararlanılarak hazırlanır. | Modern tarih kitapları, ansiklopediler, makaleler, araştırma eserleri | Yazarın yorumunu içerdiği için başka kaynaklarla karşılaştırılarak okunmalıdır. |
ÖSYM dikkat: Birinci el olmak kesin doğru olmak değildir
Bir kaynağın birinci el olması, verdiği bilginin kesinlikle doğru olduğu anlamına gelmez; yazarı taraflı olabilir. Örneğin hatırat (anı), olayı yaşayan kişi tarafından yazıldığı için birinci el kaynaktır ama yazarın kişisel yorumlarını içerebilir.
Tek bir kaynağa dayanmak tarihsel gerçekliği eksik ya da taraflı gösterebilir. Bu yüzden tarihçi farklı türdeki kaynakları (yazılı, sözlü, görsel, kalıntı) bir araya getirir, karşılaştırır ve eleştiriden geçirir.
Tasnif (Sınıflandırma)
İncelenen konu ile kaynakların bulunmasından sonra elde edilen bilgiler çalışmanın amacına ve konusuna göre sınıflandırılır. Bu aşamada eserin genel olarak yazım planı yapılır. Araştırılan konunun ana başlıkları ve içindekiler bölümü ana hatları ile ortaya çıkarılır.
Tahlil (Çözümleme)
Bu aşamada elde edilen verilerin kaynak değeri açısından yeterli olup olmadığı ve bilginin nesnelliği, güvenirliği ve kanıtlanabilirliğine dikkat edilir. Böylece eldeki malzeme kullanıma hazır ve işe yarar hâle getirilir.
Tenkit (Eleştiri)
Bu aşamada eldeki belgelerin doğruluk derecesi, yazıldığı tarih, yazarı ve aynı olayı anlatan eserlerin arasındaki uyum ve uyumsuzluklar tespit edilerek eserlere eleştirel açıdan bakılır. Kaynaklar bu aşamada eleştirilirken iç ve dış tenkit olmak üzere ikiye ayrılır.
İç Tenkit
Yazar görüşlerinin eser üzerindeki etkileri ve verilen bilgilerin kaynaklarda ne şekilde yer aldığına bakılır.
Dış Tenkit
Eserin yazarı, yazıldığı yılı, basım yeri, basım tarihi, kullanılan belgelerin orijinalliğine bakılır.
Terkip (Sentez)
Bu aşamada elde edilen tüm kaynaklar esere dönüştürülmek üzere son kez gözden geçirilir. Varsa bilgi eksikliği tamamlanır fazla olan bilgiler varsa çıkarılır. Daha sonra eserin yazımına geçilir.
Aşamalar arasındaki ilişki ve tarihçinin sorumluluğu
- Ön koşul ilişkisi: Bir aşama, önceki aşama tamamlanmadan sağlıklı yapılamaz. Konu sınırlandırılmadan doğru kaynak toplanamaz; kaynaklar toplanmadan güvenilirlikleri sorgulanamaz.
- Geri dönüş: Süreç her zaman tek yönlü ilerlemez. Kaynaklar incelenirken bilginin yetersiz olduğu anlaşılırsa tarihçi yeniden kaynak taramaya döner.
- Tarama, tasnif, tahlil ve tenkit yapılmadan oluşturulan bir eser güvenilir olmaz.
- Tarihçi yararlandığı kaynaklara atıf yapmalı ve onları kaynakçada göstermelidir; bu hem çalışmanın güvenilirliğini artırır hem de bilimsel etiğin gereğidir.
- Belgeleri çarpıtmak, işine gelmeyen bilgiyi görmezden gelmek ya da tarihi propaganda aracı yapmak tarihsel bilgiyi bozar; toplumda yanlış bilinç ve ön yargı oluşturur.
Tarih Konularının Tasnif Edilmesi
Tarihin çok geniş bir çalışma alanına ve genişliğine sahip olması onun incelenmesini güçleştirmiştir. Bu yüzden tarih öğrenimini kolaylaştırmak ve tarihî olayları iyi bir şekilde incelemek için zamana, mekâna ve konuya göre sınıflandırma yapılmıştır.
Zamana göre
Tarih; çağ, yüzyıl gibi zaman dilimlerine göre ayrılmıştır. Tarihin çağlara ayrılmasında dünyayı etkileyen olaylar ve yazının bulunuşu etkili olmuştur. Örnek; Kavimler Göçü, İstanbul’un Fethi, Fransız İhtilali gibi.
Araştırmacı ayrıca araştıracağı konuyu zamana göre sınıflandırırken çağlara göre, yüzyıla göre veya yıllara göre ayırarak bir çalışma yapabilir.
Zamana göre sınıflandırmaya örnek olarak; İlk Çağ tarihi, XX. yüzyıl tarihi, Yakın Çağ tarihi, 1950 yılında yaşananlar vb. verilebilir.
ÖSYM dikkat: Çağlara ayırma evrensel değildir
Tarihin çağlara ayrılması Avrupa'da ortaya çıkmış ve XVII. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupalı tarihçiler tarafından yaygınlaştırılmıştır. Çağların başlangıcı ve bitişi olarak seçilen Kavimler Göçü, İstanbul'un Fethi ve Fransız İhtilali gibi olaylar, Avrupa tarihindeki gelişmelere göre belirlenmiştir.
Bu yüzden bu dönemlendirme Avrupa merkezlidir ve her toplum için aynı anlamı taşımaz: Bir toplum için çağ değiştiren bir olay, başka bir toplumu etkilemeyebilir. Çağlar arasındaki geçiş de bir anda olmaz, uzun bir süreçte gerçekleşir.
Milat Hz. İsa’nın doğumu 0-24 24-0 50-74 74-50 25-49 49-25 1. çeyrek 1. çeyrek 2. çeyrek 2. çeyrek 3. çeyrek 3. çeyrek 4. çeyrek 4. çeyrek I. yüzyılın 1. yarısı I. yüzyılın 1. yarısı I. yüzyılın 2. yarısı I. yüzyılın 2. yarısı
I. yüzyıl I. yüzyıl
75-99 99-75
Yüzyılın çeyrekleri ve yarıları
| Bölüm | MS (yıllar ileri sayılır) | MÖ (yıllar geriye sayılır) |
|---|---|---|
| 1. çeyrek | 00-24 | 99-75 |
| 2. çeyrek | 25-49 | 74-50 |
| 3. çeyrek | 50-74 | 49-25 |
| 4. çeyrek | 75-99 | 24-00 |
| 1. yarı | 00-49 | 99-50 |
| 2. yarı | 50-99 | 49-00 |
Yüzyılı ve çeyreği bulmanın kısa yolu
Yılın son iki basamağını at, kalan sayıya 1 ekle: 1453 → 14 + 1 = XV. yüzyıl. Ardından son iki basamağa bak: 53, MS'de 50-74 aralığındadır, yani 1453 XV. yüzyılın 3. çeyreğidir.
Aynı kural MÖ'de de yüzyılı verir: MÖ 330 → 3 + 1 = MÖ IV. yüzyıl. Ancak MÖ'de yıllar geriye sayıldığı için çeyrekler ters işler: 30, MÖ'de 49-25 aralığındadır, yani MÖ 330 MÖ IV. yüzyılın 3. çeyreğidir.
Bölüm 1 / 5
MS MÖ
Mekâna göre
Bu sınıflandırmada belirli bir coğrafi bölge, kıta, ülke ve şehirlerin tarihi söz konusudur. Örneğin; Asya tarihi, Anadolu tarihi, Kütahya tarihi, Silifke tarihi gibi.
Konuya göre
Bu sınıflandırmada toplumların siyasi, sosyal, dinî, hukuki, kültürel, ekonomik yönlerinin incelenmesi söz konusudur.
Örneğin; tıp tarihi, askerî tarih, hukuk tarihi, dinler tarihi gibi.
Takvimlerin Ortaya Çıkışı
Takvim, zamanı yıllara, aylara, haftalara ve günlere ayırma yöntemidir. İnsanlar yaptıkları gözlemler sonucu Ay’ın ve Güneş’in hareketlerine dayalı takvimler yapmışlardır. Takvimi ilk kullananlar Sümerler ve Mısırlılar olmuştur.
Ay’ın Dünya çevresinde 12 kez dönmesini esas alan “Ay Takvimi”ni ilk kullanan Sümerler olurken, Dünya’nın Güneş çevresinde bir kez dönmesini esas alan “Güneş Takvimi”ni ilk kullananlar ise Mısırlılar olmuştur. Ay takvimi 354 gün iken, Güneş takvimi ise 365 gün olarak belirlenmiştir.
Takvimler zamanla farklı milletler tarafından geliştirilmiştir. Mısırlıların kullandığı Güneş takvimi Roma İmparatoru Jül Sezar zamanında yeniden düzenlenip “Julien (Jülyen) Takvimi” adıyla kullanılmaya başlamıştır.
Bu takvimler Papa XIII. Gregorius tarafından yeniden düzenlenerek günümüze kadar gelmiştir. Bu takvime “Gregoryen ya da en bilinen adıyla Miladi Takvim” denilmiştir. Günümüzde dünya devletlerinin en çok kullandığı takvimdir.
Takvimler incelendiğinde toplumların önemli gördüğü tarihî olayları takvimlerinin başlangıç yılları yaptığı görülmüştür. Örneğin, İbraniler MÖ 3761 yaratılış yılını, Yunanlar ilk olimpiyat oyunlarının yapıldığı MÖ 776 yılını, Romalılar, Roma şehrinin kuruluşu olan MÖ 753 yılını, Müslümanlar ise Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği 622 yılını takvimlerinin başlangıç yılı yapmışlardır.
Miladi takvime giden yol
- Eski MısırMısırlılar, Nil'in taşma zamanını belirlemek için Güneş yılına dayalı takvimi kullandı.
- MÖ 46Jül Sezar, Mısır Güneş takvimini düzenletti; Jülyen takvimi ortaya çıktı.
- 1582Papa XIII. Gregorius Jülyen takvimini yeniden düzenledi; Gregoryen (Miladi) takvim doğdu. Bu takvimde başlangıç yılı olarak Hz. İsa'nın doğumu kabul edilir.
- 1 Ocak 1926Miladi takvim Türkiye'de resmen kullanılmaya başlandı.
Türklerin tarih boyunca Kullandığı takvimler
Türkler tarih boyunca sırasıyla 12 Hayvanlı Türk takvimi, Hicri takvim, Celâli takvimi, Rumi takvim ve son olarak da miladi takvimi kullanmışlardır.
Bölüm 2 / 5
Türklerin Tarih Boyunca Kullandığı Takvimler

| Takvim Adı | Esas Aldığı Yıl Sistemi | Önemli Özellikleri |
|---|---|---|
| 12 Hayvanlı Türk Takvimi | Güneş yılı (365 gün 5 saat) | Türklerin kullandığı ilk takvimdir. Her yıla bir hayvan adı verilir, 12 yılda bir devir yapar. Aylar sayılarla belirtilir. |
| Hicri Takvim | Ay yılı (354 gün) | Başlangıcı 622 Hicret'tir. Hz. Ömer Dönemi'nde hazırlanmıştır. Ay ile Güneş yılı arasında 11 günlük fark vardır; dinî günlerin belirlenmesinde kullanılır. |
| Celâli Takvimi | Güneş yılı (365 gün 6 saat) | Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah adına Ömer Hayyam başkanlığındaki heyet tarafından mali işleri düzenlemek için hazırlanmıştır. Başlangıcı 1079'dur. |
| Rumi Takvim | Güneş yılı (365 gün 6 saat) | Osmanlı Devleti'nde XVII. yüzyıldan itibaren mali işleri ve vergi toplama dönemlerini düzenlemek amacıyla kullanılmıştır. Başlangıcı 622 kabul edilir. |
| Miladi Takvim | Güneş yılı (365 gün 6 saat) | Temelini Mısırlılar atmış; İyonlar, Yunanlar ve Romalılar geliştirmiştir. Türkiye'de 1 Ocak 1926'dan itibaren resmen kullanılmaya başlanmıştır. |
Neden farklı takvimlere ihtiyaç duyuldu?
Hicri takvim Ay yılına dayandığı için Güneş yılından her yıl yaklaşık 11 gün kısadır; bu yüzden aylar mevsimlere göre kayar. Tarım ürünlerinden alınan vergiler ise hasat mevsimine, yani Güneş yılına bağlıdır.
Bu nedenle mali işleri düzenlemek için Güneş yılına dayalı takvimler kullanılmıştır: Büyük Selçuklu'da Celâli takvimi, Osmanlı'da Rumi takvim. Dinî günler ise Hicri takvimle belirlenmeye devam etmiştir. Soruda “mali işler, vergi” ipucu varsa Güneş yılına dayalı takvimi düşün.
Bölüm 3 / 5
Tarihe Yardımcı Bilim Dalları (I)

| Bilim Dalı | İnceleme Alanı ve Özellikleri |
|---|---|
| Arkeoloji | Kazı bilimidir. Toprak veya su altında kalmış tarihî kalıntıları ortaya çıkarır; özellikle yazısız tarih öncesi dönemlerin aydınlatılmasında temel kaynaktır. |
| Coğrafya | İnsan ve mekân ilişkisini inceler. Tarihî olayların geçtiği yerin iklim, yeryüzü şekilleri ve coğrafi özelliklerinin olaylara etkisini araştırır. |
| Kronoloji | Zaman bilimidir. Olayların meydana geldiği zamanı belirler, kronolojik sıraya koyarak neden-sonuç ilişkisinin kurulmasını sağlar. |
| Paleografya | Eski yazı bilimidir. Tarih boyunca kullanılmış alfabeleri, el yazılarını ve belgeleri inceler; yazılı dönem araştırmalarında kullanılır. |
| Epigrafya | Kitabeler (yazıtlar) bilimidir. Taş, mermer ve maden gibi sert zeminler üzerine yazılan anıt kitabeleri inceler; filoloji ve paleografya ile birlikte çalışır. |
| Sosyoloji | Toplum bilimidir. Toplumsal yapıları, kurumları, sosyal ilişkileri ve toplumların geçirdiği değişimleri inceler. |
Bölüm 4 / 5
Tarihe Yardımcı Bilim Dalları (II)
| Bilim Dalı | İnceleme Alanı ve Özellikleri |
|---|---|
| Antropoloji | Irk bilimidir. İnsan ırklarının fiziksel özelliklerini (fiziki antropoloji) ve kültürlerin gelişimini (kültürel antropoloji) inceler. |
| Filoloji | Dil bilimidir. Dillerin yapısını, kökenini ve diller arasındaki tarihsel akrabalık bağlarını inceler. |
| Etnografya | Kültür bilimidir. Toplumların örf, âdet, gelenek ve halk sanatlarını inceleyerek milletlerin öz kültürünü aydınlatır. |
| Diplomatik | Belge bilimidir. Fermanlar, beratlar ve devletler arası diplomatik yazışmaları şekil ve içerik yönünden inceler. |
| Nümizmatik (Meskukat) | Para bilimidir. Tarih boyunca basılan madenî paraları inceler; basıldığı dönemin ekonomik gücü ve hükümdarı hakkında bilgi verir. |
| Heraldik | Arma bilimidir. Devletlerin, hanedanların ve şehirlerin kullandığı armaları, mühürleri ve sembolleri inceler. |
| Kimya (Karbon 14) | Yaş tayini bilimidir. Tarihî buluntuların madde yapısını inceleyerek hangi döneme ait olduğunu tespit eder. |
Tarih neden başka bilimlerden yararlanır?
Tarihî olaylar çok boyutludur; siyasi, sosyal, ekonomik, kültürel, coğrafi ve psikolojik yönleri vardır. Tek bir bilim dalı geçmişi bütün yönleriyle açıklamakta yetersiz kalır.
Bu yüzden tarihçi, kaynaklarını değerlendirirken yardımcı bilimlerin verilerinden yararlanır; böylece karmaşık neden-sonuç ilişkileri daha net ortaya çıkar.
Örneğin bir medeniyeti anlamak için arkeologların bulgularından ve antropologların kültürel analizlerinden yararlanılabilir.
ÖSYM dikkat: Sık karıştırılan yardımcı bilimler
| Karıştırılan | Ayırt edici ipucu |
|---|---|
| Paleografya – Epigrafya | Paleografya eski yazı çeşitlerini ve el yazılarını okur; epigrafya taş, mermer, maden gibi sert zemine yazılmış kitabeleri (yazıtları) inceler. |
| Diplomatik – Paleografya | Diplomatik ferman, berat gibi resmî belgeleri şekil ve içerik yönünden inceler; paleografya belgenin yazısını çözer. |
| Nümizmatik – Heraldik | Nümizmatik para, sikke ve madalyaları; heraldik arma, mühür ve özel işaretleri inceler. Paranın üzerindeki hanedan armasını yorumlamak heraldiğin konusudur. |
| Antropoloji – Etnografya | Antropoloji insan ırklarının fiziki özelliklerini ve kültürlerin gelişimini; etnografya bir toplumun örf, âdet ve halk kültürünü inceler. |
| Kronoloji – Kimya (Karbon 14) | Kronoloji olayların zamanını belirleyip sıralar; Karbon 14 bir buluntunun yaşını madde yapısından tespit eder ve buluntunun gerçek olup olmadığını anlamaya da yardım eder. |
Bölüm 5 / 5
Tarih Yazım Türleri ve Gelişimi
| Yazım Türü | Öncü Temsilcisi | Temel Özellikleri |
|---|---|---|
| Hikâyeci (Rivayetçi) Tarih | Herodotos (Tarih eseri) | Olaylar efsane ve rivayetlere dayandırılarak anlatılır. Yer ve zaman belirtilse de neden-sonuç bağı zayıftır, eleştirel süzgeçten geçirilmez. |
| Öğretici (Pragmatik) Tarih | Thukydides (Peloponnesos Savaşı) | Topluma ders vermek, ahlaki ve millî duyguları güçlendirmek amaçlanır. Zaferler ve kahramanlar öne çıkarılır, hatalar gizlenebilir. |
| Sosyal Tarih | Modern Dönem | Olayların siyasi boyutundan çok toplumun yaşam tarzını, kültürünü, inançlarını ve ekonomik durumunu ele alan tarih anlayışıdır. |
| Bilimsel (Araştırmacı) Tarih | Modern Tarihçiler | Olaylar yer, zaman, neden-sonuç ilişkisi ve birinci el belgelere dayandırılarak nesnel, tarafsız ve tenkitçi bir yöntemle incelenir. |
Osmanlı Devleti Dönemi'nde Tarih Yazıcılığı
Osmanlı Devleti'nde tarih yazıcılığı başlangıçta şehnamecilik şeklinde başlamış, XVIII. yüzyıldan itibaren vakanüvislik adıyla resmî devlet tarihçiliğine dönüşmüştür. İlk resmî vakanüvis Naima Efendi, son vakanüvis ise Abdurrahman Şeref Efendi'dir.
Türkiye Cumhuriyeti'nde Tarih Yazıcılığı
Cumhuriyet Dönemi'nde Atatürk'ün önderliğinde Türk Tarih Tezi ve Türk Tarih Kurumu kurulmuş, ümmetçi tarih anlayışı yerine millî, bilimsel ve belgelere dayalı modern tarih yazıcılığı benimsenmiştir.