İçeriğe atla
Değişim Çağında Avrupa ve Osmanlı

Değişim Çağı'nda Avrupa ve Osmanlı

~32 dk okuma6 Pekiştirme SorusuDers Notu s. 97-100
Genel Bakış
  • Coğrafi Keşifler yeni ticaret yolları açarak Akdeniz limanlarının önemini azalttı ve sömürgeciliği hızlandırdı.
  • Rönesans Avrupa'da sanat, bilim ve insan merkezli düşüncenin gelişmesini sağladı.
  • Reform hareketleri Katolik Kilisesi'nin birliğini sarstı ve Avrupa'da yeni mezheplerin ortaya çıkmasına yol açtı.
  • Matbaanın yaygınlaşması bilgi üretimini hızlandırdı ve düşüncelerin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı.
  • Merkantilizm devletlerin değerli maden biriktirme, ihracatı artırma ve korumacı ekonomi politikaları izlemesine yol açtı.
  • Bilim Devrimi ve Aydınlanma akıl, deney ve gözleme dayalı düşünceyi güçlendirerek modern Avrupa'nın temellerini hazırladı.

Sınav İpucuAYT Tarih-2 soru yaklaşımı

Kişi, kurum, tarih ve gelişmeleri tek tek ezberlemek yerine aynı başlık altında karşılaştır. Soruda verilen ipucunu kronoloji ve neden-sonuç bağıyla doğrula.

Yeni Çağ’da Avrupa Tarihi (Değişim Çağı’nda Avrupa ve Osmanlı)

Bölüm 1 / 6

Yeni Çağ’da Avrupa (1453 - 1789)

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethetmesinden, 1789 Fransız İhtilali’ne kadar geçen zamana “Yeni Çağ” denilmiştir. Bu dönemde Avrupa’da yaşanan en önemli gelişmeler Coğrafi Keşifler, Rönesans ve Reform hareketleridir.

Bölüm 2 / 6

Coğrafi Keşifler

Kolomb'un Yeni Dünya'ya ayak basışını betimleyen tablo
Büyüt / İncele
Kolomb'un karaya çıkışı (1847 tarihli tablo)Görsel: John Vanderlyn · Kamu malı · Wikimedia Commons

İspanya ve Portekiz önderliğindeki Avrupalıların XV. ve XVI.

yüzyıllarda yaptığı keşif yolculuklarına “Coğrafi Keşifler” denir.

Nedenleri

  • Osmanlıların Akdeniz’e ve Doğu ticaret yollarına hâkim olması
  • Avrupalıların yeni ticaret yolları araması
  • Doğu’nun ihtiyaç mallarına ulaşmak isteyen Avrupalıların keşfedilen yerlerdeki değerli madenlere sahip olma arzusu
  • Gelirlerini artırmak ve zenginliğe ulaşmak isteyen Avrupalı kralların keşif hareketlerini desteklemesi
  • Avrupa’nın XVI. yüzyılda dünyanın en güçlü Müslüman ülkesi Osmanlı’ya karşı meydan okuma isteği
  • Pusulanın bulunmasıyla Batı’da coğrafya ve denizcilik bilgisinin artması
  • Cesur gemiciler yetişmesi ve gemicilik teknolojisinin gelişmesi
  • Avrupalıların Hristiyanlığı yaymak istemesi
  • Açık denizlere dayanıklı gemilerin yapılması

Nedenlere ek ayrıntılar

  • Avrupa’da baharata büyük ihtiyaç vardı. Baharat yiyecekleri korumak ve tatlandırmak için kullanılıyor, yükte hafif pahada ağır olduğu için çok kârlı bir ticaret ürünü sayılıyordu.
  • Avrupa’daki altın ve gümüş madenleri azalmış, para darlığı ticareti ve üretimi olumsuz etkilemişti.
  • Doğu ticareti Müslüman tüccarların ve onlarla iş birliği yapan Venediklilerin elindeydi. Bu durum Doğu mallarını pahalılaştırıyor, diğer Avrupalıları Doğu’ya doğrudan ulaşacak yeni deniz yolları aramaya yöneltiyordu.
  • Portekizli denizciler Müslüman coğrafyacılardan öğrendikleri harita bilgisini geliştirdi. Okyanuslara dayanıklı karavel ve karak tipi gemiler yapıldı; pusula ve usturlap ile açık denizde yön bulmak kolaylaştı.
  • Sömürge sahibi olmak siyasi prestij ve askerî üstünlük demekti. Bilinmeyen yerleri tanıma ve macera arzusu da denizcileri etkiledi.

Keşif yolculukları ve denizciler

DenizciDevletGelişme
Denizci HenriPortekizXV. yüzyılda Afrika kıyılarına yönelik keşifleri başlattı ve destekledi.
Bartolomeu DiasPortekizAfrika’nın güney ucundaki Ümit Burnu’na ulaştı (1488). Bu gelişme Hindistan deniz yolunun bulunmasına zemin hazırladı.
Kristof KolombİspanyaBatıdan giderek Hindistan’a ulaşmak isterken Amerika kıtasına ulaştı (1492).
Vasco da GamaPortekizÜmit Burnu’nu dolaşarak Hindistan’ın Kalikut Limanı’na ulaştı (1498). Portekiz baharat ticaretinde güç kazandı.
Pedro Alvares CabralPortekizBrezilya’ya ulaştı (1500). Brezilya Portekiz toprağı ilan edildi.
Macellan (Magellan)İspanyaBaşlattığı yolculuk (1519-1522) ilk dünya turuyla tamamlandı; Dünya’nın yuvarlak olduğu uygulamada kanıtlandı.

Sonuçları

  • Yeni ticaret yolları bulunmuştur. Bu da İpek ve Baharat yollarının öneminin kaybolmasına neden olmuştur.
  • Akdeniz limanları önemini kaybederken (Cenova, Marsilya gibi) Atlas Okyanusu limanları (Lizbon, Londra, Rotterdam) önem kazanmıştır.
  • Keşif hareketleri Avrupa’nın Türk ve Müslümanlara bağımlı olmayan bir ticaret yapabilmesinin önünü açmıştır.
  • Keşifler sonucu patates, kakao, vanilya, domates, mısır, fasulye ve tütün gibi ürünler bulunarak dünyanın her yerine Avrupalı devletler tarafından ithalatı başlatılmıştır.

Sonuçları (Ayrıntılar)

Avrupa’nın yeni ürünleri kendi bölgelerine taşımaları ile birlikte büyük çiftlikler kurularak üretim yapılmıştır. Bu durum Avrupa’nın zenginleşmesine yol açarken ayrıca insanların beslenme düzeninin değişmesine, günlük alışkanlıklarını değiştirmesine ve üretim yaparken kaybettikleri enerjilerini yeniden yerine koyabilecek ürünleri tüketmesine bu da Avrupa’da refah ortamının artmasına ve nüfusun çoğalmasına neden olmuştur.

Önemli Not

Avrupalılar ihtiyaç duyduğu her madeni ve besini vergi ödemeden yeni keşfettikleri yerlerden karşılamışlardır.

Bu keşifler sonucu Avrupa’da köylü ve burjuva sınıfı önem kazanırken, keşifler sayesinde önemli miktarda sermaye elde edilmesi “Sanayi Devrimi”ne giden yolun önünü açmıştır.

Keşifler sonucunda ulus devletler sömürgeciliğe yönelip İspanya ve Portekiz gibi sömürge imparatorlukları kurulmuştur.

Keşifler sonucunda Papa ve kiliseye duyulan güven azalırken zenginleşen Avrupalılarda Rönesans ve Reform hareketlerini başlatan düşünce yapısı ortaya çıkmıştır.

Hristiyanlık keşfedilen yerlerde ve farklı kıtalarda yayılma imkânı bulmuştur.

Keşfedilen yeni kıtalardaki İnka ve Aztek gibi eski medeniyetler talan veya yok edilmiştir.

Sonuçları

Coğrafi Keşifler sonucu; Kuzey Amerika, Haiti, Afrika ve Hindistan kıyıları, Ümit Burnu, Labrador, Venezuela, Amazon, Brezilya, Orta Amerika, Sri Lanka, Panama, Meksika, Kanada, Peru, Şili, Yeni Zelanda ve Avustralya gibi yeni kıtalar ve yerler bulunmuştur.

Sömürgecilik ve sömürge imparatorlukları

  • Sömürgecilik; bir devletin başka toplulukları siyasi ve ekonomik egemenliği altına alması, onların ham maddesini, iş gücünü ve pazarını kendi çıkarı için kullanmasıdır.
  • Portekiz, Hindistan deniz yolunu açarak baharat ticaretini ele geçirdi. Malakka (1511) gibi Asya kıyılarındaki ticaret üsleriyle kısa sürede büyük bir sömürge imparatorluğu kurdu.
  • İspanya, Amerika’daki altın ve gümüşü Avrupa’ya taşıdı ve XVI. yüzyılda Avrupa’nın en zengin ve güçlü krallıklarından biri oldu.
  • Portekiz ve İspanya’nın başarısı Hollanda, Fransa ve İngiltere’yi de harekete geçirdi. Avrupa devletleri arasında sömürgecilik yarışı başladı; deniz gücü siyasi gücün temel unsurlarından biri hâline geldi.
  • Hollanda ve İngiltere Asya’da Doğu Hindistan şirketleri aracılığıyla etkili oldu; Fransa Amerika, Afrika ve Asya’da koloniler kurdu. Geniş sömürgeleri nedeniyle İngiltere’ye zamanla “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” denildi.

Yerli halklar ve Atlantik köle ticareti

  • Amerika’daki yerli halklar topraklarını kaybetti, zorla çalıştırıldı ve köleleştirildi; salgın hastalıklar ve kültürel baskı nedeniyle ağır kayıplar verdi. İnka ve Aztek medeniyetleri İspanyol yayılmasıyla yıkıldı.
  • Yerli nüfusun azalması üzerine Afrika’dan Amerika’ya zorla köle taşınmaya başlandı; böylece Atlantik köle ticareti ortaya çıktı.
  • Afrikalı köleler şeker kamışı tarlalarında (plantasyonlarda) ve madenlerde çalıştırıldı. Köle emeğinden elde edilen kâr, Avrupa’da ticaretin, bankacılığın ve sanayinin gelişmesine katkı sağladı.
  • Atlantik köle ticareti XIX. yüzyılın ortalarında büyük ölçüde sona erdi.

Amerika gümüşü ve Fiyat Devrimi

  • XVI. yüzyıldan itibaren Amerika’dan İspanya’ya çok büyük miktarda altın ve özellikle gümüş taşındı.
  • Avrupa’da para miktarı arttı, paranın değeri düştü ve fiyatlar hızla yükseldi. Bu enflasyon sürecine “Fiyat Devrimi” denir.
  • Sabit gelirliler yoksullaştı; ticaretle uğraşan tüccarlar (burjuvazi) zenginleşti. Fiyat artışları köylü ayaklanmalarını ve toplumsal huzursuzlukları artırdı.
  • İspanya bu gelirle büyük ordular kurup savaşlarını finanse etti. Ancak üretime dayalı güçlü bir ekonomi kuramadığı için gümüş başka ülkelere aktı ve İspanya ekonomik olarak gerilemeye başladı.

Merkantilizm ve burjuva sınıfı

  • Merkantilizm; bir ülkenin zenginliğini sahip olduğu altın ve gümüş miktarına bağlayan ekonomi anlayışıdır.
  • Coğrafi Keşifler’den sonra ortaya çıktı ve XVI-XVII. yüzyıllarda Avrupa devletlerinin ticaret politikalarının temelini oluşturdu.
  • Merkantilist devletler ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya ve yerli üretimi korumaya (korumacılık) çalıştı; sömürgeleri ham madde kaynağı ve pazar olarak gördü. Yeni ticaret yolları arayışında ve sömürgecilik yarışında bu anlayış belirleyici oldu.
  • Keşiflerle ticarette zenginleşen burjuva sınıfı güçlendi; yönetimde ve ticarette söz sahibi oldu.
  • Avrupalı devletlere verilen kapitülasyonlar, merkantilist politikaların Osmanlı pazarlarında uygulanmasını kolaylaştırdı. Zamanla Avrupa malları Osmanlı pazarlarını doldurdu, yerli esnaf zarar gördü.
  • Şehirlerde nüfusun artması, kırdan kente göç ve sermaye birikimi Sanayi Devrimi’ne zemin hazırladı.

Keşiflerin Osmanlı Devleti’ne etkileri

  • Ticaret yollarının yönü değişti; Osmanlı topraklarından geçen İpek ve Baharat yolları önemini kaybetti.
  • Osmanlı’nın gümrük ve transit ticaret gelirleri azaldı; Akdeniz ticareti eski canlılığını yitirdi.
  • Avrupa’nın deniz ticaretinde güçlenmesi, Osmanlı’nın dünya ticaretindeki etkisini zamanla zayıflattı.
  • Amerika’dan gelen bol gümüş Osmanlı pazarlarına da girdi; fiyatlar yükseldi, akçe değer kaybetti ve enflasyon yaşandı. Bu ekonomik sıkıntılar Osmanlı’nın XVII. yüzyıldaki bunalımının nedenleri arasındadır.
  • Osmanlı, Portekiz’in Hint Okyanusu’ndaki yayılmasına karşı Hint Deniz Seferleri’ni düzenledi.
Dikkat

ÖSYM dikkat: neden mi, sonuç mu?

Osmanlı’nın İpek ve Baharat yollarına hâkim olması Coğrafi Keşifler’in nedenidir; bu yolların ve Akdeniz limanlarının önemini kaybetmesi ise sonucudur. Sorularda neden ile sonuç yer değiştirilerek çeldirici yapılır.

Keşifler Akdeniz ticaretini bir anda bitirmedi; Akdeniz limanları önemini zamanla kaybetti. “Akdeniz ticareti tamamen sona erdi” gibi kesin ifadelere dikkat et.

Amerika gümüşüyle yaşanan Fiyat Devrimi yalnızca Avrupa’yı değil, Osmanlı ekonomisini de etkiledi.

Bölüm 3 / 6

Rönesans

Rönesans; kelime manası olarak “Yeniden doğuş” demektir.

XV. yüzyılda önce İtalya’da başlayıp daha sonra Avrupa’nın tamamına yayılan bilim, güzel sanatlar ve edebiyat alanındaki gelişmeleri ifade eden hareketin genel adıdır. Kökleri XIV. yüzyılda yaşayan Dante ve Petrarca’ya kadar uzanır.

Rönesans’ın İtalya’da başlamasının nedenleri ise şunlardır

Raffaello'nun Atina Okulu freski
Büyüt / İncele
Atina Okulu (Raffaello, 1511) — Rönesans sanatıGörsel: Raphael · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • Siyasi birliği olmadığı için özgür düşünce üzerinde baskının olmaması
  • Jeopolitik konumundan dolayı farklı kültürlerle (İslam kültürü de dâhil) etkileşim içinde olması
  • İstanbul’un Fethi’nden sonra İtalya’ya gelen bilginlerin Yunan ve Roma dönemlerine ait kaybolmuş veya unutulmuş el yazması eserleri araştırması ve yayımlanması
  • Roma, Venedik ve Floransa’da ilk akademilerin ve halk kütüphanelerinin açılması. İtalya’da bu çalışmaları yapan aydınlara daha sonra “hümanist” adı verilmiştir.
  • Bu akım ise şair ve yazar Petrarca (Petrarka) ile başlamış ve matbaanın gelişimi ile de hümanistlerin çalışmaları yoğunlaşmıştır.

Hümanizm

Hümanizm (insancılık); insanı en yüksek değer kabul eden, onu her şeyin ölçüsü sayan ve insanın doğasını, yeteneklerini konu edinen düşünce akımıdır.

Rönesans’ı şekillendiren en önemli akımdır ve katı din merkezli Orta Çağ düşüncesinin zayıflamasında etkili olmuştur. Edebiyat, bilim, sanat, heykel ve mimaride kendini göstermiştir. Önemli temsilcileri arasında Dante, Petrarca, Montaigne, Erasmus (“Deliliğe Övgü”) ve Cervantes (“Don Kişot”) sayılır.

Mesenler ve Medici ailesi

  • Doğu ile yapılan ticaret Venedik, Cenova ve Floransa gibi İtalyan şehirlerini zenginleştirdi; ticaret ve bankacılıkla güçlenen bir burjuva sınıfı ortaya çıktı.
  • Mesen; sanatçıları ve bilim insanlarını maddi olarak destekleyen zengin kişi ya da ailelere verilen addır.
  • Floransa’daki Medici ailesi Rönesans’ın en tanınmış mesenidir. Leonardo da Vinci ve Michelangelo gibi sanatçılar, daha sonra da Galileo Medici desteği gördü.
  • Tüccarlar sanatı destekledi; çünkü sanat eseri yaptırmak zenginlik ve gücün göstergesiydi, soylular ve kilise karşısında saygınlık kazandırıyor, aile adını gelecek kuşaklara taşıyordu.

Rönesans’ın başlamasının nedenleri ise şunlardır

  • Coğrafi Keşifler sonucu zenginleşen Avrupa’da bilime, sanata ve edebiyata merak duyan “Mesen” adındaki bir sınıfın oluşması
  • Johannes Gutenberg tarafından modern matbaanın kurulması ile bilginin her yere daha ucuz ve yaygın şekilde ulaştırılması
  • Eski Yunan ve Roma’ya ait eserlerin Latinceye çevrilmesi ve matbaada çoğaltılarak dağıtılması
  • Coğrafi Keşifler ile başlayan kiliseye olan güvenin azalması ve skolastik düşüncenin önemini kaybetmesi
  • Yetenekli bilim insanları ve sanatçıların ortaya çıkması. Bu dönemde Leonardo da Vinci: “Mona Lisa portresi” ve “Son Akşam Yemeği” tablolarıyla; Shakespeare; Hamlet, Othello, Kral Lear, Romeo ve Juliet adlı tiyatro eserleriyle, Montaigne “Denemeler” adlı eseriyle, Dante “İlahi Komedya” adlı şiiriyle, Machiavelli “Prens” (Hükümdar) adlı eseriyle ve Michelangelo, Rafael, Donatello ise resim ve heykelleri ile öne çıkan sanatçı ve yazarlar olmuşlardır.

Rönesans’ın diğer nedenleri ve sanatın özellikleri

  • Haçlı Seferleri ve Endülüs Emevileri aracılığıyla İslam dünyasının bilim ve felsefe birikiminin Batı’ya aktarılması
  • Kâğıdın yaygınlaşması ve matbaa: Gutenberg XV. yüzyılın ortalarında Mainz’da hareketli harflerle baskı tekniğini geliştirdi. Kitaplar ucuzladı, bilgi kilisenin ve din adamlarının tekelinden çıktı, okuma yazma yaygınlaştı.
  • Coğrafi Keşifler’in Avrupa insanının ufkunu genişletmesi
  • Rönesans sanatında Antik Yunan ve Roma sanatı yeniden canlandırıldı; insan ve doğa gerçekçi biçimde işlendi.
  • Portre, mitolojik konular ve günlük yaşam sahneleri gibi din dışı konular önem kazandı; saraylar ve konutlarla sivil mimari gelişti.

Sonuçları

  • Bilimin ilerlemesi ile skolastik düşünce yıkılmıştır. Bu da deney ve gözleme dayalı pozitif bilimin yani rasyonalizmin ortaya çıkmasını sağlamıştır.
  • Rasyonalizm; insan aklının her türlü rehberliği yapacak güçte olduğunu ve başka hiçbir kaynağa gerek olmadığını öne süren, felsefede "akılcılık" olarak bilinen akımın adıdır.
  • İncil, farklı dillere çevrilerek yayımlanmıştır. Bu da din adamlarının anlattıkları ile İncil arasındaki farkın halk tarafından anlaşılmasına ve “Reform Hareketleri”nin başlamasına neden olmuştur.
  • Avrupa’da XVIII. yüzyılda başlayacak olan aklın ve bilimin esas alındığı “Aydınlanma Çağı”nın başlamasına neden olmuştur.
  • Avrupa’da özellikle resim, edebiyat, heykel ve mimari alanlarında üst düzey gelişme göstermiştir.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Rönesans ve Osmanlı

Osmanlı Devleti Rönesans’tan fazla etkilenmedi. Bu dönemde siyasi ve askerî açıdan çok güçlü olan Osmanlı, kendi kültürünü ve kurumlarını üstün gördüğü için Avrupa’daki gelişmeleri yakından izleme gereği duymadı.

Rönesans; özgür düşüncenin temelini attı, skolastik düşüncenin terk edilmesini sağladı ve Reform ile Aydınlanma gibi sonraki düşünce hareketlerine zemin hazırladı.

Sonuçları (Ayrıntılar)

XV. yüzyıldan itibaren Avrupa’da başlayan Rönesans ve Reform hareketlerinden sonra rasyonalizm ile birlikte XVIII. yüzyılda “Bilim Devri” olarak bilinen “Aydınlanma Çağı” ya da “Akıl Çağı” yaşanmaya başlamıştır. Newton (Nivtın), Kepler (Keplır), Copernicus (Kopernik) ve Galileo (Galile), bu dönemi hazırlayan XVI-XVII. yüzyıl Bilim Devrimi’nin en önemli bilim insanları arasında yer almıştır.

Bölüm 4 / 6

Reform Hareketleri

Reform

Martin Luther'in 95 tezini kilise kapısına astığını betimleyen tablo
Büyüt / İncele
Luther 95 tezini Wittenberg'de kilise kapısına asıyor (Ferdinand Pauwels, 1872)Görsel: Ferdinand Pauwels · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • XVI. yüzyılda Katolik kilisesine bağlı bir kısım hümanist din adamının kiliseye karşı yapmış olduğu dinsel harekete “Reform” denilir. Reform önce Almanya’da başlayıp daha sonra ise başta İngiltere ve Fransa olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
  • Reform Hareketi ilk olarak Almanya’da başlamıştır. Martin Luther adındaki bir rahip “95 Tez” olarak nitelendirdiği görüşlerini Wittenberg Kilisesi’ne asarak bu hareketi başlatmıştır.
  • Reformu başlatan gelişmeler ise şunlardır;
  • Hümanizm sayesinde serbest düşüncenin yayılması ve Hristiyanlığı doğru anlatan kaynakların araştırılması
  • Matbaanın yeni fikirleri içinde barındıran birçok kitap basması ve bunun da geniş halk kitlelerine ulaşması
  • İncil’in başta Almanca olmak üzere diğer dillere çevrilmesi ve Papa ile kiliseye olan güvenin azalarak kiliselerde ıslahat yapılması düşüncesinin yayılması
  • Kutsal kabul edilen yazıların birçoğunun ilahi kaynaktan olmadığı ve sonradan uydurulmuş metinler olduğunun anlaşılması Reform Hareketlerinin sonuçları ise şunlardır;
  • Halk arasında “Dinin esas kaynağı Tanrı’nın sözlerinden ibarettir.” anlayışı yayılmaya başladı. Bu dinsel hareket de “Protestanlık” mezhebinin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
  • Martin Luther’in fikirlerinden etkilenen köylüler toprak sahiplerine ve kiliseye karşı ayaklanmışlardır.
  • Avrupa’da mezhep birliği bozularak yeni mezhepler ortaya çıkmıştır.
  • Reform Hareketleri sonucunda Fransa’da ve Hollanda’da “Kalvenizm”, İngiltere’de “Anglikanizm” ve İskoçya’da ise “Presbiteryenlik” mezhepleri ortaya çıkmıştır.

Reform’un nedenleri (ayrıntı)

  • Katolik Kilisesi aşırı zenginleşmiş, halk ise yoksul kalmıştı; kilisede yozlaşma artmıştı.
  • Papa’nın para karşılığı sattığı af belgesi “endüljans”, kilisenin kişiyi dinden çıkarma cezası “aforoz” ve bir bölgede dinî ayinleri durdurma yaptırımı “enterdi” gibi uygulamalar tepki topluyordu.
  • Rönesans ve hümanizmle eleştirel düşünce gelişti, skolastik düşünce sarsıldı.
  • Kâğıt ve matbaa yaygınlaştı, İncil millî dillere çevrildi. İncil’i kendisi okuyabilen halk, kilisenin anlattığı dinle İncil’dekilerin aynı olmadığını gördü.
  • Luther 1517’de 95 Tez’ini Wittenberg’de astı. Endüljans satışına karşı çıktı ve bağışlanmanın para karşılığı alınan belgelerle değil, imanla mümkün olduğunu savundu.

Reform neden Almanya’da başladı?

  • Matbaanın Almanya’da (Mainz) geliştirilmesi ve İncil’in çoğaltılmasında kullanılması
  • Luther’in İncil’i Almancaya çevirmesiyle halkın kutsal metni kendi dilinde okuyabilmesi
  • Alman halkının daha yoksul olması ve kilisenin baskısını, endüljans satışlarını daha ağır hissetmesi
  • Almanya’da siyasi birliğin olmaması; Kutsal Roma-Germen İmparatoru Şarlken’e karşı güçlenmek isteyen bazı Alman prenslerinin Luther’i desteklemesi
  • Prenslerin desteğiyle Reform kısa sürede dinî olduğu kadar siyasi bir hareket hâline geldi.
Önemli Not

Papalık Hristiyanların üzerindeki dinî, politik ve ekonomik üstünlüğünü kaybetmiştir.

İngiltere’de Reform: Anglikanizm

İngiltere’de Reform halktan değil, doğrudan kraldan geldi. Papa ile anlaşmazlığa düşen Kral VIII. Henry, İngiliz kilisesini Papa’nın ve Katolik Kilisesi’nin otoritesinden çıkararak kendi denetimine aldı (1534). Böylece başında kralın bulunduğu Anglikan Kilisesi kuruldu ve manastırların mallarına el konuldu. Bu gelişme, Reform’un kralların kiliseye karşı güç kazanmasını sağladığının açık bir örneğidir.

Reform’un sonuçları tablosu

AlanSonuç
DinKatolik birliği bozuldu; Protestanlık, Kalvenizm, Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı.
SiyasetPapa’nın etkinliği azaldı; krallar ve prensler kiliseye karşı güç kazandı, kilisenin mallarına ve topraklarına el konulmaya başlandı.
Eğitim ve bilimİlk kez laik eğitim kurumları açılmaya başladı; özgür düşüncenin önündeki engeller azaldı.
Katolik KilisesiGelişmeler karşısında kendini yenileme yoluna gitti (Karşı Reform).
Avrupa siyasetiMezhep anlaşmazlıklarından doğan savaşlar başladı.
OsmanlıAvrupa’daki mezhep çatışmaları Osmanlı’nın Avrupa’daki ilerleyişini kolaylaştırdı.

Reform

Reform Hareketlerinden sonra Hristiyanlığın devlet ve toplum hayatındaki etkisinin azalması ve XVII. yüzyıldan sonra da devlet ve kilise hukukunun ayrımı anlamına gelen “Sekülerleşme” kavramı ortaya çıkmıştır.

Sekülerleşme (ayrıntı)

Seküler, “dünyevi, dinî olmayan” anlamına gelir. Sekülerleşme düşüncesi özellikle Protestan ülkelerde gelişti. Bu anlayışta insan aklının dinî bağlardan ayrılması ve dinin bir vicdan meselesi hâline getirilmesi istendi. Sonuçta din kamu hayatından giderek ayrıldı ve kişisel alana çekildi; Vestfalya Barışı’ndan sonra devletler arası ilişkiler de sekülerleşmeye başladı.

Önemli Not

Kilisenin eğitim üzerindeki baskısı azalarak hem laik eğitime geçilmiş hem de bilimsel çalışmalar hızlanmıştır.

Mezhepler ve bu mezhepleri benimseyen Alman prensleri ve onları destekleyenler ile desteklemeyenler arasında mücadeleler başlamıştır.

Reform ve Osmanlı Devleti

  • Reform hareketleri Osmanlı Devleti’nde etkili olmadı; çünkü Osmanlı topraklarındaki Hristiyanlar din ve vicdan özgürlüğüne sahipti.
  • Osmanlı, Reform’u siyasi açıdan yakından izledi. Kanuni Sultan Süleyman, Avrupa’daki Hristiyan birliğini parçalamak ve Habsburgları (Şarlken) zayıflatmak için Protestanları destekledi.
  • Avrupa’daki mezhep çatışmaları Osmanlı’nın Orta Avrupa’daki ilerleyişini kolaylaştırdı; Osmanlı ordusu Viyana önlerine kadar ilerledi.
  • Habsburgların Osmanlı ile uğraşmak zorunda kalması da Protestanlığın Almanya’da tutunmasını kolaylaştırdı.
Akılda Kalsın

Karıştırma: Rönesans mı, Reform mu?

Rönesans: Bilim, sanat ve düşüncede yeniden doğuştur. İtalya’da başladı; temel akımı hümanizmdir; mesenler destekledi.

Reform: Batı Hristiyanlığında dinî yenilenme ve parçalanmadır. XVI. yüzyılda Almanya’da Luther ile başladı; Protestanlık ve yeni mezhepleri doğurdu; prensler ve krallar destekledi.

Ortak noktaları: İkisi de matbaadan güç aldı, kilisenin otoritesini sarstı ve Aydınlanma’ya zemin hazırladı. Osmanlı ikisinden de doğrudan etkilenmedi.

Bölüm 5 / 6

Mezhep Savaşları ve Vestfalya Barışı

Augsburg, Nantes, Otuz Yıl Savaşları ve Vestfalya

  • Bu mücadeleler sonucunda Almanya’da Augsburg (Ogsburg) Antlaşması, Fransa’da Nantes (Nant) Fermanı yapılmış; 1618-1648 Otuz Yıl Savaşları yaşanmış ve Westphalia (Vestfalya) Antlaşması imzalanmıştır.
  • Augsburg (Ogsburg) Antlaşması (1555): Luther yanlıları ile Alman imparatoru arasında yaşanan yirmi beş yıllık bir mücadele sonucunda imzalanmıştır.
  • Bu antlaşma ile Alman prensleri diledikleri mezhebi seçecek ve prens hangi mezhebi seçmişse halkı da o mezhebi seçmek zorunda kalacaktır kararı alınmıştır.
  • Nantes (Nant) Fermanı (1598): Fransa’da Reform Hareketleri Calvin (Kalvin) adında bir ilahiyatçı önderliğinde başlamıştır.
  • Kalvenizm mezhebi İsviçre’de (Cenevre) ortaya çıkmış, bu Reform Hareketleri sonucunda Fransa’ya yayılmıştır.
  • Bu harekete destek veren IV. Henry, Nantes (Nant) Fermanı’nı yayımlayarak Kalvenizm mezhebini resmen tanımıştır.
  • Otuz Yıl Savaşları (1618-1648): Avrupa’da Katolikler ile Protestanlar arasında yaşanan mücadelelerdir.
  • Kendi birliklerini oluşturan Katolik ve Protestanlar arasındaki dinî ve siyasi nitelikli savaşlardır.
  • Bu savaşta Kutsal Roma Germen İmparatoru ve İspanya Katolikleri, Fransa, İngiltere, Hollanda, İsveç, Danimarka ve Alman prensliklerinin oluşturduğu “Protestan İttifakı” ile savaşmıştır. Savaşı Protestan İttifakı kazanmıştır.
  • Savaş sonunda imzalanan Vestfalya Antlaşması ile Almanya’da Katoliklik, Protestanlık ve Kalvenizm geçerli mezhepler olurken Avrupa halkına da mezhep seçme özgürlüğü getirilmiştir.
  • Fransa ve İsveç bu savaşlardan güçlenerek çıkmışlardır.
  • Hollanda ve İsviçre bağımsızlıklarını kazanmışlardır.
  • Kutsal Roma İmparatorluğu’nun Avrupa’yı tek bir çatı altında birleştirme politikası önemini yitirmiştir.
  • Avrupa’da dinî etkenlerin yerini modern diplomasi alırken modern devletler hukukunun temelleri atılmıştır.

Otuz Yıl Savaşları’nın nedenleri

  • Augsburg Antlaşması (1555) yalnızca Lutherciliği tanımış, Kalvenizmi dışarıda bırakmıştı.
  • Avusturya ve İspanya hükümdarları (Habsburglar) Papa ile iş birliği yaparak Protestanlara ve Protestan prenslere baskı kurmaya başladı.
  • Augsburg’da yasaklanmasına rağmen Protestan prensler kilise mallarına el koymayı sürdürdü.
  • Avrupa’da Hristiyan birliğini kurmak isteyen Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Protestan Alman prenslerini en büyük engel olarak gördü.
  • Dinî sebeplerle başlayan savaşta Habsburg hanedanı ile Fransa’daki Bourbon hanedanı arasındaki siyasi rekabet de etkili oldu.
  • Savaş Bohemya’da (Prag) başladı, zamanla bütün Avrupa’ya yayıldı.

Otuz Yıl Savaşları’nda taraflar

TarafÜyeler ve sonuç
Katolik BirliğiKutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Avusturya, İspanya, Bavyera ve Katolik Alman prenslikleri
Protestan BirliğiFransa (Katolik olduğu hâlde), İsveç, Danimarka, Hollanda, İngiltere, Bohemya ve Protestan Alman prenslikleri
Savaşın seyriÖnce Katolikler üstünlük kurdu; İsveç ve Fransa’nın savaşa girmesiyle Protestanlar kazandı.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Katolik Fransa neden Protestanların yanındaydı?

Fransa Katolik olduğu hâlde, Habsburgların (Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu, Avusturya, İspanya) güçlenmesini istemediği için Protestanların yanında savaşa girdi.

Bu durum, Otuz Yıl Savaşları dinî nedenlerle başlasa da zamanla siyasi çıkar mücadelesine dönüştüğünü gösterir. “Devletlerin dış politikasında siyasi çıkarlar mezhep bağlılığının önüne geçmiştir.” yargısına bu örnekle ulaşılır.

Vestfalya Barışı (1648) ve modern devletler hukuku

  • Vestfalya, Avrupa’yı dinî ve siyasi bakımdan bir denge sistemine dayandırmak amacıyla toplanan ilk büyük barış konferansıdır.
  • Devletler kendi toprakları ve tebaası üzerinde “mutlak egemen” kabul edildi; devlet egemenliğinin Papalıktan bağımsız olduğu kabul edildi.
  • Devletler, devletler arası hukukun eşit özneleri oldu. Bu hukuk, devletlerin kendi istekleriyle taraf oldukları antlaşmalarla belirlenecekti.
  • Din özgürlüğü düşüncesi güç kazandı. Avrupalı krallar kiliselerini millî hâle getirip dini devletin denetimine aldı.
  • Habsburg hanedanının ve Papalığın itibarı zedelendi. Roma merkezli birleşik Hristiyan Avrupa düşüncesinin yerini ulusal devlet merkezli bir Avrupa aldı.
  • Almanya yüzlerce küçük prensliğe bölündü ve siyasi birliğini ancak 1871’de kurabildi. Güçlenen Brandenburg Prensliği ileride Prusya’nın temelini oluşturdu.
  • Fransa kıta Avrupası’nın en güçlü devleti hâline geldi.
  • Vestfalya düzeni, Napolyon sonrasında toplanan 1815 Viyana Kongresi’ne kadar Avrupa kamu hukukunun temeli oldu.

Reform’dan Vestfalya’ya kronoloji

  1. 1517Luther 95 Tez’ini Wittenberg’de astı; Reform başladı.
  2. 1534VIII. Henry İngiliz kilisesini Papa’dan ayırdı; Anglikan Kilisesi kuruldu.
  3. 1555Augsburg Antlaşması: Alman prenslerine mezhep seçme hakkı tanındı, Lutherci Protestanlık resmen kabul edildi.
  4. 1598Nantes Fermanı: Fransa’da Kalvenizm resmen tanındı.
  5. 1618Otuz Yıl Savaşları Bohemya’da başladı.
  6. 1648Vestfalya Barışı: Otuz Yıl Savaşları sona erdi, modern devletler hukukunun temeli atıldı.
Akılda Kalsın

Augsburg, Nantes ve Vestfalya’yı karıştırma

Augsburg (1555, Almanya): Mezhep seçme hakkı prense verildi, halk prensin mezhebine uydu. Yalnızca Lutherci Protestanlık tanındı.

Nantes Fermanı (1598, Fransa): Kalvenizm resmen tanındı.

Vestfalya (1648, Avrupa): Almanya’da Katoliklik, Protestanlık ve Kalvenizm geçerli mezhepler oldu; Avrupa halkına mezhep seçme özgürlüğü getirildi.

Bölüm 6 / 6

Bilim Devrimi ve Aydınlanma

Aydınlanma Dönemi

Rönesans Dönemi’nde yaşanan bilimsel ve kültürel gelişmeler sayesinde Batı dünyası, XVIII. yüzyılda “Aydınlanma Dönemi”ne girmiştir. Aydınlanma; ilk olarak İngiltere’de toplumsal değişimle başlamış, Fransa’da özgürlük hareketine dönüşmüş ve Almanya’da ise felsefi temelleri atılmıştır. Aydınlanma düşüncesinin ortaya çıkışında rol oynayan bilim insanlarının başında Copernicus (Kopernik) gelir:

Copernicus (Kopernik)

  • Güneş merkezli evren modelini ortaya koymuş, Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü savunmuştur.
  • Aristo ve Batlamyus'un öğretilerine karşı çıkmıştır. Bu sebeple yeni teorisi modern Bilimsel Dönem'in başlangıcı sayılmıştır.

Bilim Devrimi: bilim insanları ve katkıları

Bilim insanıKatkısı
KopernikGüneş merkezli evren modelini ortaya koydu; Dünya’nın ve gezegenlerin hem kendi ekseni hem de Güneş etrafında döndüğünü ileri sürdü.
GalileoKendi geliştirdiği teleskopla gezegenleri ve yıldızları inceledi, Kopernik’in Güneş merkezli görüşünü savundu. Bu yüzden Engizisyon’da yargılandı ve baskı sonucunda görüşünden vazgeçtiğini söylemek zorunda kaldı.
KeplerGezegenlerin Güneş etrafında elips biçimli yörüngelerde dolandığını gösteren hareket yasalarını buldu.
NewtonEvrensel çekim yasasını buldu; optik ve matematik (kalkülüs) alanında çalıştı, gelişmiş bir teleskop yaptı. Çalışmaları Bilim Devrimi’nin zirvesi sayılır.
TorricelliBarometreyi buldu ve hava basıncını ölçtü.
PascalSıvılarda basınçla ilgili Pascal yasasını ortaya koydu; ilk mekanik hesap makinelerinden birini yaptı.
Descartes“Düşünüyorum, öyleyse varım.” sözüyle bilinir; akla ve şüpheye dayanan yöntemiyle rasyonalizmin öncülerindendir.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: bilim ve kilise

Orta Çağ boyunca Katolik Kilisesi, Aristo ve Batlamyus’a dayanan Dünya merkezli evren görüşünü benimsemişti. Bilim Devrimi ile Güneş merkezli evren modeli kabul gördü.

Galileo’nun Engizisyon’da yargılanması, kilise öğretisi ile deney ve gözleme dayalı bilim arasındaki çatışmanın en bilinen örneğidir. Bu örnekten “bilimsel düşünce dogmalara karşı mücadele ederek gelişmiştir” yargısına ulaşılır.

Machiavelli

  • Aydınlanma Dönemi'nde yeni toplumun ve yeni devletin şekillenmesinde etkili olmuştur.
  • "Hükümdar" adlı kitabında İtalya'da siyasi birliğin ancak güçlü bir hükümdarla sağlanabileceği fikrini ortaya atmıştır.
  • Machiavelli bir yandan siyaseti dinden ayırarak laikleştirmiş bir yandan da dini devletin denetimine alarak iktidarın bir aracı hâline getirmeye çalışmıştır.

Machiavelli (ayrıntı)

  • Floransalı Niccolo Machiavelli (1469-1527) Rönesans dönemi siyaset düşünürüdür; fikirleri sonraki yüzyıllarda modern devlet anlayışını etkiledi.
  • Rönesans döneminde feodal yapılar zayıflıyor, yerlerini güçlü merkezî krallıklar (mutlak monarşiler) alıyordu. Machiavelli de yabancı devletlerin etki ve işgallerinden kurtulmuş, ulusal ve güçlü bir İtalyan devletinin kurulmasını amaçladı.
  • Ona göre hükümdar erdemli ve dindar görünmeli, ancak devletin çıkarı gerektirdiğinde ahlak kurallarına bağlı kalmamalıdır. Devlet amacına ulaşmak için her yolu kullanabilir.
  • Paralı askerler yerine yurttaşlardan oluşan, eğitimli ve disiplinli düzenli bir ordu kurulmasını savundu.
  • Devletler arası ilişkilerde devletin çıkarını esas aldı; sorunlar başka yolla çözülemezse savaşı tek çözüm olarak gördü.

Thomas More

"Ütopya" adında bir eser yazmıştır. Eserinde İngiltere'de çitleme hareketi (toprakların koyun otlağına çevrilmesi) sonucu ortaya çıkan sorunları, toplum düzenini ve adalet sistemini eleştirmiştir. Eserinde herkes devlet için çalışmalı üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar almalı görüşünü savunmuştur.

Thomas More (ayrıntı)

  • İngiliz düşünür Thomas More (1478-1535), “Ütopya” adlı eserinde özel mülkiyetin bulunmadığı hayalî bir toplum düzeni tasarladı. Koyu bir Katolik olan More bu görüşünü dine dayandırıyordu.
  • Ütopya, bir gemicinin anlattığı hayalî bir adadır. Burada kimse toprak sahibi değildir; herkes çalışır, üretim bir plana bağlıdır ve mallar para karşılığı olmadan herkesin ihtiyacına göre dağıtılır.
  • Yönetici seçimle iş başına gelmeli ve görevini kötüye kullanmadığı sürece görevde kalmalıdır. Ülke meseleleri halk meclislerinde konuşulmalı, savaş yalnızca savunma amacıyla yapılmalıdır.
  • Kadın-erkek eşitliği, çalışma saatlerinin sınırlandırılması, temel eğitimin parasız ve zorunlu olması, sağlık hizmetlerinin devletçe verilmesi ve yaşlılarla düşkünlerin gözetilmesi gibi çok sonra uygulanan fikirlerin öncüsü sayılır.
  • Bugün ideal ama gerçekleşmesi güç düzenler için kullanılan “ütopya” kavramı bu eserden gelir.

Immanuel Kant

  • Immanuel Kant aydınlanma düşüncesini felsefi temellere oturtan filozoftur.
  • Kant'a göre insanın aklını başkasının kılavuzluğuna bırakmaması, ön yargılarından, dinsel inanç ve skolastik düşünceden insanın kurtulması gerekliliğini ortaya koymuştur.

Kant (ayrıntı)

  • Alman filozof Immanuel Kant (1724-1804), Aydınlanma’yı insanın aklını başkasının yönlendirmesi olmadan kullanma cesareti olarak tanımladı: “Aklını kullanma cesaretini göster!”
  • Rousseau’dan etkilenen Kant, “Ebedî (Sürekli) Barış” adlı eserinde kalıcı barışın ve kamusal otoritenin akla dayalı evrensel ilkelerle kurulabileceğini savundu.
  • Ona göre ahlak evrenseldir ve ahlakın evrenselliği bütün bireylerin eşitliğini getirir.
  • Bu amaca uygun tek siyasi biçim, temsilî sisteme ve güçler ayrılığına dayanan cumhuriyetçi yönetimdir.

Jean Jacques Rousseau

  • Kendisi halk iktidarını, halkın her alanda eşitliğini ve mutlak demokrasiyi savunmuştur. İnsanların toplum içinde özgür ve eşit yaşamaları için bir sistem geliştirmiştir.
  • Bu sisteme göre toplumun bir araya gelerek düzen içinde yaşaması için bir "sözleşme" oluşturacağını, kan soyluluğuna bağlı ayrıcalıkların ortadan kaldırılması ve mutlak monarşilerin sona ermesi gerekliliğini ortaya koymuştur.

Rousseau (ayrıntı)

  • Cenevre doğumlu düşünür Jean Jacques Rousseau (1712-1778), “İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı Üzerine” adlı eserinde eşitsizliğin ve pek çok kötülüğün kaynağı olarak özel mülkiyetin ortaya çıkışını gösterdi.
  • “Toplum Sözleşmesi” adlı eserinde toplum düzeninin bir sözleşmeye dayandığını savundu. Bu sözleşmeyle oluşan egemenlik halka (genel iradeye) aittir ve bölünemez.
  • Çoğunluğun iktidarından yanaydı; fikirleri Fransız İhtilali’ni derinden etkiledi.

Aydınlanma’nın diğer temsilcileri

  • Montesquieu: “Kanunların Ruhu” adlı eserinde yasama, yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılmasını (kuvvetler ayrılığı) savundu.
  • Voltaire: Düşünce ve din özgürlüğünü savundu; kilisenin baskısını ve bağnazlığı eleştirdi.
  • Descartes, Newton, Galileo ve Kopernik de Aydınlanma’yı hazırlayan ve temsil eden isimler arasında sayılır.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: düşünürleri karıştırma

Machiavelli Rönesans dönemi (XV-XVI. yüzyıl) düşünürüdür ve güçlü hükümdarı savunur. Thomas More “Ütopya” ile özel mülkiyetin olmadığı hayalî bir düzen tasarlar.

Rousseau’nun anahtar kavramları toplum sözleşmesi ve bölünemez halk egemenliğidir; kuvvetler ayrılığı ise Montesquieu ile özdeşleşir. Kant, Aydınlanma’yı felsefi temellere oturtur ve akla dayalı evrensel ahlakı savunur.