İçeriğe atla
Beylikten Cihan Devletine Osmanlı

Osmanlı Merkez Teşkilatı, Taşra Yönetimi ve Ordu

~35 dk okuma6 Pekiştirme SorusuDers Notu s. 73-79
Genel Bakış
  • Osmanlı merkez teşkilatının kalbi Topkapı Sarayı'dır; Birun (dış), Enderun (yönetici yetiştiren saray okulu) ve Harem olmak üzere üç ana bölümden oluşur.
  • Padişah mutlak otoritedir; Fatih Kanunnamesi ile kardeş katli, veraset düzeni ve divana sadrazamın başkanlık etmesi esası getirilmiştir.
  • Divanıhümayun üyelerinin geldiği yönetici kesim üç sınıftan oluşur: Seyfiye (Sadrazam, Vezirler, Yeniçeri Ağası, Kaptan-ı Derya), İlmiye (Şeyhülislam, Kazasker), Kalemiye (Defterdar, Nişancı, Reisülküttap).
  • Taşra teşkilatı Köy -> Kaza -> Sancak -> Eyalet şeklinde kademelendirilmiş; kadılar hukuki, subaşılar güvenliği, beylerbeyi idari düzeni sağlamıştır.
  • Eyaletler Salyaneli (yıllıklı - iltizam uygulanan uzak eyaletler) ve Salyanesiz (yıllıksız - dirlik/tımar uygulanan merkezî eyaletler) olarak yönetilmiştir.
  • Osmanlı ordusu Kapıkulu Askerleri (Yeniçeriler, piyadeler ve süvariler - devşirme maaşlı) ile Eyalet Askerleri (Tımarlı Sipahiler - toprak gelirine dayalı) olarak teşkilatlanmıştır.

Sınav İpucuAYT Tarih-2 soru yaklaşımı

Kişi, kurum, tarih ve gelişmeleri tek tek ezberlemek yerine aynı başlık altında karşılaştır. Soruda verilen ipucunu kronoloji ve neden-sonuç bağıyla doğrula.

Osmanlı Devlet Teşkilatı, Toplum, Ekonomi ve Kültür

Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyeti

Bölüm 1 / 8

Devlet Yönetimi

Osmanlı Devleti’nin Diğer Adları

  • Gaziler
  • Devlet-i Ali
  • Devlet-i Aliyye (Osmanlı Devleti’nin resmî adıdır.)
  • Osmaniye
  • Ottoman
  • Atman
  • Osmanoğulları

Devleti Oluşturan Etmenler

  • Halk
  • Ülke
  • Hâkimiyet
  • Teşkilat c. Klasik Dönem Kültür Medeniyetinin Oluşumu ve Örnek Alınan Devletler
  • Orta Asya Türk gelenekleri
  • İslam’ın getirdiği esaslar
  • Fethedilen bölgelerdeki kültürel esaslar

Hükümdar

Semboller Unvanlar San Tüm semboller kullanılmıştır.

Osmanlı Hükümdar Unvanları

  • Bey
  • Gazi
  • Sultan
  • Rum
  • Padişah
  • Han
  • Hüdavendigar
  • Emir
  • Sahibül Ucat (Uçların Hükümdarı)
  • Merzban-ı Afak (Ufukların Bekçisi)
  • Gazi oğlu Gazi
  • Pehlivan-ı Zaman (Zamanın Kahramanı)

Hükümdar

Osmanlı Devleti’nde sultan unvanını ilk kullanan “Orhan Bey”dir. (Sultanül Guzat) (Gazilerin Sultanı)

Hükümdarın Görevleri

  • Ordunun başında sefere çıkar.
  • Herhangi bir konuda emir verir. (Ferman)
  • Herhangi bir konuda yazılı beyan verir. (Hatt-ı Hümayun)
  • Herhangi bir şeyi yasaklar. (Yasakname)
  • Herhangi bir memurun mallarına el koyar. (Müsadere)
  • Herhangi bir devşirmeyi öldürebilir. (Kulluk hakkı)
  • Herhangi bir memuru göreve atar veya görevden alır. (Beratname)
  • Herhangi bir bölgedeki haksızlığı giderir. (Adaletname)
  • Divan-ı Hümayun'a başkanlık eder. (Fatih’e kadar)
  • Herhangi bir kişiyi himayesi altına alır. (Amanname)

I. Murat Ülke hükümdar ve oğullarına aittir. (İlk değişiklik)

Fatih Sultan Mehmet Ülke padişahındır.

Veraset (tahta geçiş) anlayışının değişimi

DönemAnlayışAmaç / Sonuç
Osman Bey ve Orhan BeyÜlke hanedanın ortak malıdır (eski Türk geleneği).Hanedanın her erkek üyesi tahtta hak sahibi sayılır; bu durum taht kavgalarına zemin hazırlar.
I. MuratÜlke hükümdar ve oğullarınındır.Hâkimiyet geniş sülaleden padişahın ailesine daraltıldı; taht kavgaları azaltılmak istendi.
Fatih Sultan MehmetÜlke padişahındır; kardeş katli kanunnameye girdi.Devletin bölünmesini önlemek ve padişahın mutlak otoritesini güçlendirmek amaçlandı.
I. AhmetEkber ve erşed: Tahta hanedanın en yaşlı ve olgun üyesi geçer.Taht kavgaları ve kardeş katli önlenmek istendi (ayrıntısı XVII. yüzyıl dersindedir).

Verasette kesin kural olmamasının sonuçları

  • Uzun süre veliaht (tahtın varisi) belirleme kurumu gelişmedi; padişah ölünce şehzadeler arasında taht mücadeleleri yaşandı.
  • Başkente önce ulaşan, hazineyi ele geçiren ve yeniçerilerin desteğini alan şehzadenin tahta geçme şansı artardı.
  • Taht kavgaları iç isyanlara, devletin bölünme tehlikesine ve dış güçlerin iç işlere karışmasına zemin hazırladı. Fetret Devri (1402-1413) bunun en ağır örneğidir.
  • Osmanlı'da hükümdarlığın Allah tarafından verildiği düşünülürdü; eski Türklerdeki kut anlayışı bu biçimde sürdü.

Fatih'in merkezî otoriteyi güçlendiren uygulamaları

  • Fatih Kanunnamesi (Kanunname-i Âl-i Osman) ile devlet teşkilatı, görevlilerin yetkileri ve protokol kurallara bağlandı; daha önce gelenek olan kurallar yazılı hâle getirildi.
  • Divan başkanlığı sadrazama bırakıldı; padişah son söz sahibi olarak yönetimin üstünde konumlandı.
  • Fatih'ten önce sadrazamlık gibi yüksek görevlere Çandarlılar gibi nüfuzlu Türk ailelerinden kişiler gelirdi. Fatih bu görevlere devşirme kökenli devlet adamlarını getirerek güçlü ailelerin padişah üzerindeki etkisini kırdı.
  • Müsadere ile yüksek görevlilerin mallarına gerektiğinde el konularak hazineye aktarıldı. Bu uygulamanın ilk örneği, 1453'te idam edilen Sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın mallarına el konulmasıdır.
  • Haremden evlenme usulü yaygınlaştı: Padişahların yabancı prenseslerle ya da güçlü Türk beylik ve ailelerinin kızlarıyla evlenmesi giderek terk edildi; hanedana rakip olabilecek ailelerle siyasi bağ kurulması önlendi.
  • Enderun'da yetişen yöneticilerin de saray hareminde yetişen kadınlarla evlendirilmesi, taşraya giden yöneticilerin güçlü yerel ailelerle bağ kurmasını engelledi.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Ortak amaç merkeziyetçilik

Kardeş katli, devşirmelerin sadrazam yapılması, müsadere ve haremden evlenme farklı alanlarda görünse de ortak amaçları aynıdır: gücü padişahta toplamak ve padişaha rakip olabilecek güç odaklarını (şehzadeler, nüfuzlu aileler, zenginleşen devlet adamları) etkisiz bırakmak. Soru bu uygulamaların “ortak amacını” sorarsa cevap merkezî otoriteyi güçlendirmektir. “Devlet-i Ebed Müddet” anlayışı gereği devletin sürekliliği her şeyin önünde tutulmuştur.

Nasihatnameler ve siyasetnameler

Padişah ve devlet adamlarında bulunması gereken nitelikler nasihatname ve siyasetname denilen eserlerde anlatılmıştır. Bu eserler, yöneticilere devlet idaresi hakkında pratik öğütler veren siyasi ve ahlaki içerikli kitaplardır.

Osmanlı'da bu geleneğin başlangıcı olarak Şeyh Edebali'nin Osman Bey'e verdiği öğütler gösterilir. Kanuni döneminde sadrazamlık yapan Lütfi Paşa'nın yazdığı Âsafname, bu türün önemli Osmanlı örneklerindendir. Türk-İslam geleneğindeki Kutadgu Bilig ve Nizamülmülk'ün Siyasetname'si de aynı türün öncüleridir.

Şehzade Eğitimi

  • 7 yaşında eğitime başlar.
  • 12 yaşında sancağa gönderilir. Başlarına tecrübeli devlet adamları olan “Lala”lar verilir.
  • Şehzadeler sancağa gönderildiklerinde “Çelebi Sultan” unvanını alırlar.

Şehzade Eğitimi (Ayrıntılar)

Önemli Şehzade Sancakları Manisa Amasya Çorum Bolu Kütahya Çankırı Trabzon Antalya Kefe (Kırım)

Konya Isparta Kastamonu Sivas Karaman Balıkesir Osmanlı Devleti sürekliliğini sağlayabilmek amacıyla “Devlet-i Ebed Müddet” (Sonsuza kadar yaşatma), “Nizam-ı Âlem” (Dünya düzeni) ve “Kanun-i Kadim” (Devlet - fert ve devlet - toplum)”i uygulamaya çalışmıştır.

Sancağa çıkma usulü ve sona ermesi

  • Sancağa çıkmanın amacı, hükümdar adayı şehzadelerin yönetim ve askerlik tecrübesi kazanması, halkı ve taşrayı tanımasıdır.
  • Sancaktaki şehzade, merkeze bildirmek ve kayda geçirmek şartıyla tımar ve zeamet dağıtabilir, resmî yazışmalara kendi tuğrasını çekebilirdi.
  • Sancakların başkente yakınlığı önemliydi: Padişah ölünce başkente ilk ulaşan şehzade avantaj kazanırdı. Bu yüzden şehzadeler birbirinden uzakta ve rakip olarak yetişti; usul taht kavgalarını da besledi.
  • XVI. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yalnızca en büyük şehzade sancağa gönderilmeye başlandı; şehzade sancağı olarak Manisa öne çıktı.
  • Sancaktan gelerek tahta çıkan son padişah III. Mehmet'tir. Ondan sonra tahta geçen I. Ahmet, sancak tecrübesi olmadan padişah olan ilk hükümdardır.
  • XVII. yüzyılda şehzadeler sarayda yetiştirilmeye başlandı (kafes usulü). Şehzadeler halktan ve devlet işlerinden uzak kaldığı için tecrübesiz padişahlar tahta çıktı.
Dikkat

Karıştırma: Sancağa çıkma, kafes, ekber ve erşed

Sancağa çıkma, şehzadenin taşrada yönetimi yerinde öğrenmesidir. Kafes usulü, şehzadenin sarayda gözetim altında yetişmesidir. Ekber ve erşed ise tahta kimin geçeceğini belirleyen veraset kuralıdır. Kafes ve ekber-erşed XVI. yüzyıl sonu ile XVII. yüzyıl başında birlikte yerleşti; ortak sonuçları tecrübesiz padişahlar ve sarayda güçlenen valide sultanlar, ağalar ve bürokratlardır.

Başkentler (Merkezler)

Söğüt - Domaniç kurulduğu yerdir. Osmanlı Devleti genel olarak Batı Anadolu’da yer alan “Bitinya” bölgesinde kurulmuştur. (Kocaeli, Sakarya, Bilecik, Bursa, İznik, Düzce, Yalova, Bolu, Bartın, Zonguldak)

Karacahisar 1288 Kuruluş Dönemi Bilecik 1299 İznik 1331 Bursa 1335 Edirne 1363 İstanbul 1453 Yükselme Dönemi İstanbul’un Diğer Adları

Kavram / KişiAçıklama / Karşılık
KonstantiniyyeAsitane
KonstantinopolisPayitaht
İslambolDersaadet

I. Saray Teşkilatı

Topkapı Sarayı'ndaki Kubbealtı'nın iç mekânı
Büyüt / İncele
Kubbealtı (Divan-ı Hümayun salonu), Topkapı SarayıGörsel: Gryffindor · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • Bey Sarayı: Bursa’da Orhan Bey Zamanı’nda açılan ilk saraydır.
  • Topkapı Sarayı: Fatih Sultan Mehmet Zamanı’nda açıldı.
  • Osmanlı Devleti’nde en uzun yönetim merkezliği yapan saraydır.
  • İshak Paşa Sarayı: Ağrı Doğubayazıt’ta bulunur. İlk ısıtmalı saraydır. Yapıda Batı etkisi bulunur. (Barok - Rokoko)
  • Dolmabahçe Sarayı: Tamamı Batı sarayları örnek alınarak yapılan ilk saraydır.
  • Yıldız Sarayı: II. Abdülhamit’in yönetim merkezi olarak kullandığı saraydır.
  • Diğer Saraylar: Galata, Beylerbeyi ve Çırağan Saraylarıdır.
  • Topkapı Sarayı Birun (Dış Kısmı)
  • Enderun (İç Kısmı)

Harem (Kız Kısmı)

  • Kelime manası dış veya taşra demektir.
  • Dışarıdan gelen elçiler kabul edilir.
  • Divan toplantıları bu bölümün Kubbealtı'nda yapılır.
  • İlk defa II. Murad Zamanı'nda Edirne Sarayı’nda kurulmuştur.
  • Kelime manası iç, içeridir.
  • Devşirme çocukların alındığı okuldur.
  • Yahudi çocukları devşirilmemiştir.
  • Sadrazam ve vezir gibi üst düzey yöneticiler yetiştirilmiştir.
  • II. Mahmut Zamanı'nda önemi azalan Enderundan memur alınmamış, memur ihtiyacı Mekteb-i Maarif-i Adliye'den karşılanmıştır.
  • Kelime anlamı “korunan mukaddes şey ve yer”dir.
  • Padişah ve ailesinin özel yaşantısını geçirdiği yerdir.
  • Kadınların eğitim gördüğü okuldur.
  • Erkek çocuk doğuran kadına haseki unvanı verilir.

Topkapı Sarayı'nın bölümleri: ayrıntılar

BölümYeri ve işleviGörevliler
Birun (dış saray)Bâb-ı Hümâyun ile Babüssaade kapıları arasındaki bölümdür. Divan toplantılarının yapıldığı Kubbealtı buradadır.Sarayda kalmak zorunda olmayan padişah hocası, hekimbaşı, hünkâr imamı gibi ulema ile şehremini, darphane emini gibi sivil görevliler; ayrıca kapıcılar, çavuşlar ve bostancılar. Bunlara “Birun halkı” denir.
Enderun (iç saray)Babüssaade'nin ardındaki bölümdür. Padişahın hizmetkârları burada bulunur; devlet adamı yetiştiren Enderun Mektebi de buradadır.Has odabaşı, silahdar ağa (padişahın silahları), çuhadar ağa (kaftan ve kürkleri), rikabdar (çizme ve ayakkabıları), kapı ağası (sarayın genel sorumlusu), ak ağalar (Babüssaade'yi korur).
HaremPadişah ve ailesinin özel yaşam alanıdır.Cariyeler okuma-yazma, din bilgisi, musiki ve saray adabı öğrenirdi; bu yönüyle harem de bir saray okuluydu. Haremin en yetkili görevlisi harem ağasıdır.

Enderun Mektebi'ne giden yol

Devşirme ve pençikle alınan çocuklardan zeki, sağlıklı ve yetenekli olanlar önce Edirne Sarayı, Galata Sarayı ve İbrahim Paşa Sarayı gibi saraylarda eğitilirdi.

Burada sivrilenler saray üniversitesi niteliğindeki Enderun'a alınır; dinî, ilmî ve siyasi eğitimin yanında saray protokolünü de öğrenirdi. Eğitimini tamamlayanlar sadrazamlık, vezirlik ve beylerbeylik gibi yüksek görevlere gelebilirdi.

Topkapı Sarayı ayrıca padişahın cülus (tahta çıkış) ve bayramlaşma törenlerinin yapıldığı yerdi; Müslüman ya da gayrimüslim reaya sorunlarını çözdürmek için buraya başvurabilirdi.

Akılda Kalsın

Hafıza ipucu: Kapılarla Topkapı

Bâb-ı Hümâyun'dan girilir → Birun (dış): Kubbealtı'nda divan toplanır. Babüssaade'den (Saadet Kapısı) geçilir → Enderun (iç): padişahın hizmetkârları ve saray okulu. En içte Harem bulunur. Tuzak: Divan toplantısı Babüssaade'de değil, Birun'daki Kubbealtı'nda yapılır.

Divanıhümayun'un Özellikleri

  • Orhan Bey kurmuştur. II. Mahmut kaldırmıştır.
  • Fatih’e kadar padişahlar, Fatih’ten sonra sadrazamlar başkanlık etmiştir.
  • Alınan kararlara “Hüküm”, hükümlerin yazıldığı deftere “Mühimme” denir.
  • Kararları; tahvil, rüus, amedi ve beylikçi kaleme alır.
  • Son söz padişahındır.
  • Alınan kararları şeyhülislam dinî açıdan incelemiştir.
  • Müslüman - gayrimüslim fark etmeden herkes temyiz için Divan-ı Hümayun'a başvurabilir. Bu özelliği ile Türk - İslam tarihindeki Divan-ı Mezalime benzetilmiştir.

Diğer Divan Çeşitleri

  • Ayak: Sadece hükümdarların oturduğu ve diğer görevlilerin ayakta durduğu olağanüstü divandır.
  • Galebe: Elçi ve yabancı konuklar için toplanan divandır.
  • İkindi: Veziriazam önderliğinde devlet işlerinin görüşüldüğü divandır.
  • Sefer: Sefer sırasında toplanır.

Divan-ı Hümayun'un gelişimi

  1. Orhan BeyDivan kuruldu; Selçuklu ve İlhanlı divan geleneği örnek alındı. İlk vezir Alaaddin Paşa'dır.
  2. I. MuratVezir sayısı artırıldı; birinci vezire vezir-i âzam (sadrazam) denmeye başlandı.
  3. FatihDivan başkanlığı sadrazama geçti. Padişah toplantıları Adalet Kulesi'ndeki kafesli pencereden (Kasr-ı Adl) izleyebildi. Fatih'in ilk yıllarına kadar divan her gün toplanırdı.
  4. XVI. yüzyılToplantılar haftada dört güne indi. Kanuni döneminde kaptanıderya divana üye oldu.
  5. XVII. yüzyılDivan önemini kaybetti; devlet işleri sadrazamın konağında, ikindi divanında görülmeye başlandı. Sadrazam konağı zamanla Bâbıâli (yüce kapı) adıyla yönetimin merkezi oldu.
  6. II. MahmutDivan-ı Hümayun kaldırıldı; yerine nazırlıklar (bakanlıklar) kuruldu.

Divan kararı nasıl ferman olurdu?

  1. Divan üyeleri sadrazam başkanlığında Kubbealtı'nda toplanır; savaş ve barış, dış ilişkiler, mali işler, eyaletlerden gelen şikâyet ve arzuhaller ile önemli davalar görüşülür.
  2. Dinî ve hukuki dayanak gereken konularda şeyhülislamdan fetva alınabilir.
  3. Kararlar divan kalemlerinde yazıya geçirilir ve hükümler mühimme defterine kaydedilir.
  4. Sadrazam kararları Arz Odası'nda padişaha sunar (arz eder).
  5. Padişahın onayladığı karara nişancı tuğra çeker; karar ferman olarak ilgili yerlere gönderilir.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Divan padişahı sınırlamaz

Divan-ı Hümayun kararları görüşür ama son söz padişahındır; bu yüzden divan, padişahın yetkisini sınırlayan bir meclis değildir. Fatih'ten sonra padişahın divana başkanlık etmemesi otoritesinin azaldığını değil, padişahın yönetimin de üstüne çıkarak mutlak otoritesinin güçlendiğini gösterir. Müslüman-gayrimüslim herkesin temyiz için başvurabilmesi ise divanın aynı zamanda yüksek mahkeme işlevi gördüğünü gösterir.

Padişah

Fatih Sultan Mehmet’e kadar divana padişahlar başkanlık etti. Son söz padişahındır.

Sadrazam

Padişahın mührünü taşır. Padişah sefere çıkmazsa “Serdar-ı Ekrem” unvanıyla ordunun başında sefere katılır. Sadrazamın yerine ise “Sadaret Kaymakamı”

(Kaymakam Paşa) bakar. Ayrıca sadrazamın verdiği emirlere ise “Buyruldu” denir.

Kubbe altı veziri

Günümüz bakanına denktir. İlk vezir “Alaaddin Paşa”dır. Sayıları zamanla artmıştır.

Defterdar

Günümüzün maliye bakanıdır. Hesap tutar, bütçe yapar. Sayıları iki tanedir. (Rumeli ve Anadolu Defterdarı)

Kazasker (Kadıasker)

Doğuştan Müslüman ve medrese çıkışlıdır. Günümüzde Millî Eğitim bakanına ve Adalet bakanına denktir. Kadı ve müderris ataması yapar. Sayıları iki tanedir. (Rumeli ve Anadolu Kazaskeri)

Tuttuğu deftere “Ruznamçe” denir.

Nişancı

Dirlik (tımar) topraklarının dağıtımından sorumludur. Herhangi bir bölgenin sosyoekonomik yapısını “Tahrir defteri”ne kaydeder. Örfi hukukun divandaki temsilcisidir. Belgelere padişahın tuğrasını çeker. Tapu ve kadastro işlemlerine bakar.

Reisülküttab

XVII. yy’da nişancıdan ayrılarak dış işlerinden sorumlu hâle gelmiştir.

Kaptanıderya

  • Divanın doğal üyesi değildir. Denizcilikle ilgili kanunların çıkmasını hızlandırır.
  • XVI. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman Zamanı’nda divana üye olmuştur.
  • Osmanlının ilk kaptanıderyası Karamürsel Alp’tir. Divana ilk üye olan kaptanıderya ise Barbaros Hayreddin Paşa’dır.

Şeyhülislam (Müftü)

Atamasını padişah yapar. İlk şeyhülislam Molla Fenari’dir. Protokolde sadrazama denktir.

Divanda alınan kararların dine uygun olup olmadığı hakkında karara ifta ya da fetva verir.

Divana sonradan üye olanlar

  • XVI. yüzyıl: Kaptanıderya
  • XVII. yüzyıl: Reisülküttab
  • XVIII. yüzyıl: Şeyhülislam Sayıları zamanla artanlar
  • Vezir
  • Kazasker
  • Defterdar

Divan üyeleri: ek ayrıntılar

GörevliEk bilgi
Sadrazam (vezir-i âzam)Padişahın mutlak vekilidir. Mülki ve askerî büyük makamlara atama yapar; iç ve dış siyasetin yürütülmesinden ve başkentin düzeninden sorumludur.
Kubbealtı vezirleriDivanda sadrazamın sağında otururlar ve savaşlarda komutanlık yapabilirler. Kanuni döneminden itibaren önemli eyaletlerin valileri vezirler arasından seçildi.
KazaskerFatih döneminde Rumeli ve Anadolu kazaskeri olarak ikiye ayrıldı; Rumeli kazaskeri daha üst rütbelidir. Divana gelen davalara ve kadıların çözemediği davalara bakar.
DefterdarRumeli defterdarına başdefterdar denir; Anadolu defterdarından daha geniş yetkilidir. Hazırladığı bütçeyi önce sadrazama sunar, bütçe padişahın onayıyla uygulanır.
NişancıTevkii veya tuğrai olarak da anılır. Ferman ve beratlara tuğra çeker, fethedilen toprakları tahrir defterlerine kaydeder.
ReisülküttapDivan kâtiplerinin ve kalemlerinin şefidir. Divan kararlarına uygun emirleri yazar, yabancı hükümdarlardan gelen mektupları tercüme ettirip cevaplarını hazırlar; bu yüzden zamanla dış işleri sorumlusu oldu.
KaptanıderyaDenizcilikten sorumlu en büyük komutandır; tersane ve donanma işlerini yürütür.
Yeniçeri ağasıKapıkulu askerlerinin sorunlarını divana iletir ve İstanbul'un güvenliğinden sorumludur. Ocakla ilgili davalar için Ağa Divanı'nı toplar.
Şeyhülislamİlmiye sınıfının başıdır. Divanın asli üyesi değildir; gerektiğinde çağrılarak görüşü alınır.
Dikkat

Asli üye mi, sonradan katılan mı?

Divanın asli (doğal) üyeleri sadrazam, Kubbealtı vezirleri, kazaskerler, defterdarlar ve nişancıdır. Kaptanıderya Kanuni döneminde üye oldu; reisülküttap ve şeyhülislam sonradan önem kazandı. Yeniçeri ağası ise ancak rütbesi vezirse toplantılara katılırdı. Soru “divanın doğal üyesi değildir” diyorsa bu görevlileri düşün.

Taşra Teşkilatı

1840’a Kadar Uygulanan Eyalet Düzeni Birim Adalet Güvenlik Yönetici Eyalet Kadı Subaşı Beylerbeyi Sancak Kadı Subaşı Sancakbeyi Kaza Kadı Subaşı Kadı Köy Naib Yiğitbaşı Subaşı Tımarlı Sipahi Kethüda

1840'A kadar taşra düzeni (tablo)

BirimYöneticiAdaletGüvenlik
EyaletBeylerbeyiKadıSubaşı
SancakSancakbeyiKadıSubaşı
KazaKadıKadıSubaşı
KöyKöy kethüdasıNaib (kadının vekili)Subaşı ve tımarlı sipahi; yiğitbaşı da köy görevlileri arasındadır.

Taşra teşkilatının gelişimi ve işleyişi

  • Taşra teşkilatı Orhan Bey döneminde sancak birimlerinin kurulmasıyla başladı.
  • I. Murat döneminde Rumeli Beylerbeyliği (ilk beylerbeyi Lala Şahin Paşa), Yıldırım Bayezit döneminde Kütahya merkezli Anadolu Beylerbeyliği kuruldu.
  • Beylerbeylikler zamanla eyalet, beylerbeyleri de vali olarak adlandırıldı.
  • Eyalette yönetimi beylerbeyi, sancakta sancakbeyi yürütürken yargı kadıya aitti. Kadı merkezden atanır ve beylerbeyine bağlı değildir; bu ayrım yöneticilerin keyfî davranmasını önleyerek merkezî denetimi güçlendirdi.
  • Kazada ise yönetim ve yargı aynı kişide, kadıda birleşmiştir.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Kadı mı, subaşı mı?

Tuzak: Kazanın yöneticisi subaşı değil kadıdır; subaşı her kademede güvenlik görevlisidir. Eyalet ve sancakta yönetim ile yargının farklı kişilere verilmesi, kadının merkezden atanması ve atandığı yerde iki yıl gibi kısa süre görev yapması, taşrada güçlü yerel yöneticilerin ortaya çıkmasını önleyen merkeziyetçi tedbirlerdir.

Bölüm 2 / 8

Osmanlıda Eyalet Sistemi

  • Mısır — Habeşistan
  • Bağdat — Yemen
  • Tunus — Trablusgarp
  • Cezayir
  • Halep — Temaşvar
  • Sivas — Anadolu
  • Musul — Rumeli
  • Şam — Karaman
  • Kıbrıs — Kanije
  • Erzurum — Budin
  • Urfa — Bosna
  • Kars — Silistre
  • Diyarbakır — Mora
  • Girit
  • Trabzon — Van
  • Şehrizor
  • Hicaz — Boğdan
  • Kırım — Erdel
  • Eflâk Salyaneli (Yıllıklı)
  • Salyane; maaş demektir.
  • Devlet memurlarına yılda bir defa maaş verilir.
  • Geçinmesi için toprak verilmez.
  • Tımar sistemi uygulanmaz.
  • Merkeze uzak yerlerdir.
  • İltizam usulü ile vergi toplanır.
  • İltizamı kazanan kişiye mültezim denir.
  • Bu sistemin bir defa yerine ömür boyu verilmesine ise malikâne denir.

Salyanesiz (Yıllıksız)

  • Memurlara doğrudan maaş verilmez, toprak verilir ve tımar sistemi uygulanır.
  • Merkeze yakın eyaletlerdir.

İmtiyazlı (Ayrıcalıklı)

  • Ayrıcalıklı bölgelerdir.
  • Bazıları asker verir, vergi vermez.
  • Bazıları vergi verir, asker vermez.
  • Hicaz ne vergi ne de asker verir.
  • Mekke
  • Medine
  • Taif
  • Hayber Hicaz
  • Eflâk - Boğdan - Erdel = Yöneticilerine voyvoda denir.
  • Kırım = Yöneticilerine han veya giray unvanı verilir.
  • Mekke Şerifliği = Yöneticilerine emir unvanı verilir.
Osmanlıda İdari Birimler
Büyüt / İncele
Osmanlıda İdari BirimlerGörsel: Kaynak ders kitabı · Yayınevi izniyle

Osmanlıda İdari Birimler

Eyalet türleri: karşılaştırma

TürKonumYönetim ve vergiÖrnek
Salyanesiz (yıllıksız)Merkeze yakınTımar sistemi uygulanır; görevliler maaş yerine dirlik geliriyle geçinir, eyalet askeri yetiştirilir.Anadolu, Rumeli, Karaman, Erzurum
Salyaneli (yıllıklı)Merkeze uzakTımar uygulanmaz; vergiler iltizamla toplanır, görevlilere yıllık maaş (salyane) ödenir.Mısır, Bağdat, Yemen, Tunus, Cezayir
İmtiyazlı (ayrıcalıklı)Özel statülü bölgelerİç işlerinde serbest, dış işlerinde Osmanlı'ya bağlıdır; kendi yöneticileri (voyvoda, han, emir) vardır.Kırım, Eflak, Boğdan, Erdel, Hicaz
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Eyalet türlerinin mantığı

Osmanlı her bölgeyi aynı yöntemle yönetmemiş; bölgenin merkeze uzaklığına, ekonomik ve toplumsal yapısına göre farklı yönetim biçimleri uygulamıştır. Bu esneklik, fethedilen yerlerin yerel düzeninin korunmasına ve geniş toprakların daha kolay yönetilmesine yardım etmiştir. Uzak eyaletlerde tımarın uygulanmaması, tımar sisteminin merkezin denetleyebildiği yerlerde işlediğini gösterir.

Bölüm 3 / 8

Hukuk

  • a. Osmanlı Devleti’nin hukuk sistemini oluşturmasında;
  • Fethedilen bölgelerdeki uygulamalar,
  • İslam’ın getirdiği esaslar,
  • Orta Asya Türk gelenekleri etkili olmuştur.

Mahkemeler

Tanzimat’tan önceki görevi aynen devam etmiştir.

Müslüman halk arasında çıkan anlaşmazlıklar ile Müslümanlarla gayrimüslimler arasında çıkan anlaşmazlıklara bakardı.

Gayrimüslimlerin din ve mezhep yönünden bağlı oldukları mahkemelerdir. Bu mahkemeler daha çok şahıslarla ilgili olarak aile ve miras hukuku gibi davalara bakardı.

Bu tür mahkemelerde kapitülasyonlardan faydalanan yabancı devletler, kendi aralarındaki sorunları çözerdi.

Tanzimat Dönemi’nde bu mahkemelerin görevleri; kişi, aile, kısas (ceza) ve miras gibi konularla sınırlandırıldı.

Bu mahkemelerin yetkileri; şeri, cemaat ve ticaret mahkemelerinin görevleri dışında kalan hukuk ve cinayet davalarına bakmaktı.

Her türlü ticari davalar bu mahkemelerde görülürdü.

Şeri Mahkemeler Şeri Mahkemeler Cemaat Mahkemeleri

Tanzimat Dönemi’nde 1875’te çıkarılan fermanla gayrimüslimlerin kendi aralarındaki davalar, nizamiye mahkemelerine havale edildi Cemaat Mahkemeleri Konsolosluk Mahkemeleri Ticaret Mahkemeleri Nizamiye Mahkemeleri Konsolosluk Mahkemeleri

Bölüm 4 / 8 · Osmanlı Devleti’nde Mahkemeler

Tanzimat Sonrası Tanzimat Öncesi

Kadıların Görevleri

  • Bir bölgenin noteridir.
  • Nikâh kıyar.
  • Atandığı yerde iki yıl görev yapar.
  • Kazaların yöneticisidir.
  • Esnaf ve loncaları denetler.
  • Kazalarda çarşı ve pazarda satılan ürünlerin fiyat kontrolünü yapar.
  • Temel gıda maddelerinin teminini sağlar.
  • İlk kadı Osman Bey Zamanı’nda ataması yapılan Dursun Fakih’tir.
Önemli Not

Kadılar, ölen kişinin bıraktığı malları, eşleri ve çocukları gibi mirasçılarını ve mirasın paylaşımını “Tereke Defteri”ne kaydeder.

Kadılar mahkemede o bölgenin ileri gelen ve sevilen kişileri tarafından oluşturulan “Şuhudul Hâl”e başvurur.

Kadının diğer görevleri ve denetim işlevi

  • Nikâh, tapu, miras, sözleşme ve senet kayıtlarını tutar.
  • Çarşı ve pazarda ölçü-tartı, temizlik ve şehir düzeniyle ilgilenir; bu yönüyle bugünkü belediye görevlerini de yürütür.
  • Vakıfların işleyişini ve tımar uygulamalarının kanuna uygunluğunu denetler; halkın şikâyetlerini inceleyip merkeze bildirir.
  • Kadılar şer'i ve örfi hukuka göre karar verir. Kadının kararına itiraz edilirse dava Divan-ı Hümayun'da yeniden görüşülebilirdi.

Bölüm 5 / 8

Sosyal Hayat

Millet Sistemi

Bir Osmanlı kahvehanesi (suluboya, V&A Müzesi)
Büyüt / İncele
Bir Osmanlı kahvehanesi (suluboya, V&A Müzesi)Görsel: Unknown Greek watercolourist · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • Osmanlı Devleti toplumu din veya mezhepsel şekilde örgütleyerek yönetir. Buna “Millet Sistemi” denir.
  • Osmanlıda düğün, şenlik, ziyafet ve benzeri konularda yazılan eserlere “Surname” denilir.
Önemli Not

Osmanlıda hacca gidenleri İstanbul’dan uğurlamak ve bölge halkına devlet erkânının hediyelerini götürmek amacıyla “Surre Alayları” düzenlenirdi.

Bölüm 6 / 8

Osmanlı Devleti'nde Vakıf Sistemi

Kavram / KişiAçıklama / Karşılık
VakıfAvarız Vakıfları
OlağanOlağanüstü
  • Türk tarihinde ilk vakıf teşkilatını Uygurlar oluşturmuştur.
  • Osmanlı Devleti’nde ise ilk vakıf teşkilatını Orhan Bey kurmuştur.
  • Vakıf yöneticilerine mütevelli denmiştir.

Sosyal Kurumlar

Kavram / KişiAçıklama / Karşılık
DarülacezeYoksullar evi
DarüşşafakaÖksüz ve yetim çocukları okutan yatılı okul

Sosyal Kurumlar (Ayrıntılar)

Darüleytam Yetimler yurdu (I. Dünya Savaşı’ndan sonra önemi artmıştır.)

Sosyal Kurumlar

Kavram / KişiAçıklama / Karşılık
DarülbedayiTiyatro
DarülelhanKonservatuvar

Sosyal Kurumlar (Ayrıntılar)

Hamidiye Etfal Çocuk hastanesi (İlk çocuk hastanesi II. Abdülhamit Dönemi’nde açılmıştır.)

Donanma Cemiyeti Yetim çocuklar için piyango uygulamasını hayata geçirmiştir. Elde edilen gelir hayır kurumlarına aktarılmıştır.

Sosyal Kurumlar

Kavram / KişiAçıklama / Karşılık
Hilal-i AhmerKızılay
Himaye-i EtfalÇocuk Esirgeme Kurumu
Darülfünunİstanbul Üniversitesi

Yönetici Grupları

Yönetici (Memur) Kesim Seyfiye (Ehl-i Seyf)

(Ehl-i Örf)

Askerî Yönetim Padişah Veziriazam Vezirler Yeniçeri Ağası Kaptanıderya Tımarlı Sipahi Subaşı İlmiye (Ehl-i İlim)

(Ehl-i Şer)

Eğitim Din Hukuk Şeyhülislam Kazasker Kadı Müderris Muid Kalemiye (Ehl-i Kalem)

Yazışma Bürokrasisi Diplomasisi Nişancı Defterdar Reisülküttap

Osmanlı toplumunda yönetenler ve yönetilenler

GrupÖzellikÖrnek
Yönetenler (askerîler)Padişah adına devlet hizmetinde bulunan, memur statüsündeki kişilerdir; genel olarak vergi vermezler.Seyfiye, ilmiye ve kalemiye mensupları; saray görevlileri
Yönetilenler (reaya)Üretim ve ticaretle uğraşan, devlete vergi veren halktır; Müslüman ve gayrimüslimlerden oluşur.Çiftçiler, esnaf, tüccarlar, konargöçerler (Yörükler)
Akılda Kalsın

Hafıza ipucu: Kılıç, kalem, ilim

Seyf kılıç demektir (askerlik ve yönetim), kalem bürokrasi ve yazışmayı, ilim din, hukuk ve eğitimi anlatır. Beylerbeyi, sancakbeyi ve kapıkulu askerleri de seyfiyedendir. Kazasker ve kadı yargıçtır ama ilmiye sınıfındadır, kalemiyede değil; reisülküttap ise kalemiyededir.

Bölüm 7 / 8

Ordu

Kuruluş döneminde askerî güç

  • Kuruluş aşamasında düzenli ve sürekli bir ordu yoktu. Sefer öncesi Türkmen aşiretlerine duyuru yapılır, sefer bitince savaşçılar normal hayatlarına dönerdi.
  • Aşiret kuvvetleri, uçlarda savaşan alp ve gaziler, ücretli savaşçılar ve müttefik beylik kuvvetleri orduyu oluştururdu.
  • Gaza ve cihat anlayışı ile ganimet ve toprak elde etme isteği, uç bölgesindeki savaşçıları Osman Bey'in çevresinde topladı.

İlk düzenli ordu: Yaya ve müsellemler

  • Nedenleri: Aşiret kuvvetleri düzensiz ve disiplinsizdi, sefer bitince dağılıyordu; atlı aşiret kuvvetleri Bursa, İznik ve İzmit gibi surlu şehirlerin uzun kuşatmalarında yetersiz kaldı.
  • Orhan Bey döneminde Bursa'nın fethinden sonra Alaaddin Paşa ve Çandarlı Kara Halil'in önerisiyle kuruldu.
  • Tamamen Türk gençlerinden oluşturuldu: Yayalar piyade, müsellemler atlı askerdi.
  • Sefer sırasında ücret alır, barışta kendilerine verilen toprakları ekip biçerlerdi; bu hizmet karşılığında bazı vergilerden muaf tutuldular.
  • Kapıkulu ocakları kurulunca geri hizmete çekildiler: Kale inşaatı, yol ve köprü yapımı, nakliye, maden ve tersane işlerinde çalıştılar.

Ordunun Özellikleri

  • İlk orduyu Orhan Bey, yaya ve müsellem adıyla kurdu.
  • I. Murat ise Kapıkulu Ocağını Edirne’de kurdu. Bu ordunun özellikleri ise şunlardır:
  • Merkez ordusudur.
  • Devşirme çocuklardan oluşur.
  • “Ocak devlet içindir.” anlayışı vardır. (XVII. yüzyıla kadar)
  • Kapıkulu askerleri üç ayda bir “Ulufe” her taht değişikliğinde ise “Cülus bahşişi” alırlar.
  • Kapıkulu Ocağı asker ihtiyacını önceleri Mevlâna, (Molla) Rüstem’in önerisiyle “Pençik Sistemi” ile daha sonra ise “Devşirme Sistemi” ile karşılamıştır.

Pençik ve devşirme sistemleri

ÖzellikPençik sistemiDevşirme sistemi
KaynakSavaş esirlerinin beşte biri (pençik: beşte bir) devlet hizmetine alınır.Hristiyan tebaanın, çoğunlukla Rumeli'deki ailelerin çocukları belirli kurallarla toplanır.
BaşlangıçI. Murat döneminde, Edirne'nin fethinden sonra esirler artınca; Çandarlı Kara Halil ve Molla Rüstem'in önerisiyle.Ankara Savaşı'ndan sonra fetihler durup esir sayısı azalınca yaygın olarak uygulanmaya başlandı (ders kitaplarında Çelebi Mehmet dönemi verilir; ilk örnekleri Yıldırım Bayezit dönemine uzanır). II. Murat döneminde kanunlaştı.
SonuçGelibolu'da Acemi Ocağı açıldı, Yeniçeri Ocağı kuruldu; doğrudan padişaha bağlı, maaşlı bir merkez ordusu oluştu.Kapıkulu ocaklarına sürekli asker, Enderun yoluyla da devlete yönetici yetiştirildi.

Devşirmede uyulan kurallar ve süreç

  • Devşirme padişah fermanıyla yapılırdı. Müslüman ve Yahudi ailelerin çocukları devşirilmezdi.
  • 8 yaşından küçük, 20 yaşından büyük çocuklar ve ailenin tek erkek çocuğu alınmazdı; genellikle kırk haneden bir çocuk seçilirdi. Sağlıklı, zeki ve yetenekli çocuklar tercih edilirdi.
  • Her çocuğun köyü, kazası, sancağı, anne-baba adı ve eşkâli deftere yazılırdı.
  • Çocuklar önce Anadolu'da Türk ailelerin yanına verilerek Türkçeyi ve Türk-İslam örf ve âdetlerini öğrenirdi (Türk'e verme).
  • Ardından Acemi Ocağı'nda yetişir; eğitimini tamamlayanlar kapıya çıkarak (bedergâh) Yeniçeri Ocağı'na ve diğer kapıkulu birliklerine geçerdi. En yetenekliler Enderun'a alınırdı.
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Gulam sistemi ile devşirme

Abbasiler ve Selçuklular, savaş esirlerinden ve küçük yaşta toplanan çocuklardan gulamhanelerde asker ve yönetici yetiştirmişti (gulam sistemi).

Devşirme bu geleneğe benzer ama daha planlıdır: Çocukların bütün bilgileri resmî kayıtlara geçirilmiş, kurallar kanunla belirlenmiştir.

Ortak amaç, hükümdara doğrudan bağlı, sadık ve sürekli bir asker ve yönetici kadrosu oluşturarak merkezî otoriteyi güçlendirmektir. Pençik ile devşirmeyi karıştırma: Pençik esire, devşirme gayrimüslim tebaanın çocuklarına dayanır.

Osmanlı Devlet Teşkilatı, Toplum, Ekonomi ve Kültür

  • Karesioğullarının alınmasıyla faaliyetleri başlamıştır.
  • Komutanına kaptanıderya, askerine ise levent denir.
  • İlk kaptanıderya, Karamürsel Paşa’dır.
  • İlk tersane Karamürsel’de Orhan Bey Zamanı'nda açılmıştır.
  • Edirne, İzmit, İznik, Kefe (Kırım), Trabzon, Sinop, İstanbul, Edincik, Gelibolu, Karamürsel, Samsun ve Antalya’da tersaneler açıldı.
  • Yetişen ünlü denizciler:
  • Ece Halil
  • Evrenos Gazi
  • Hacı İlbey
  • Barbaros Hayreddin Paşa
  • Piyale Paşa
  • Kemal Reis
  • Seydi Ali Reis
  • Çalı Bey
  • Baltaoğlu Süleyman
  • Turgut Ali Reis
  • Acemioğlanlar Ocağı
  • Yeniçeriler
  • Cebeciler
  • Topçular
  • Top Arabacıları
  • Lağımcılar
  • Humbaracılar
  • Bostancılar
  • Silahtarlar Savaş esnasında padişahın otağını korur.
  • Sipahiler
  • Sağ Ulufeciler Savaşta ve barışta saltanat sancaklarını korur.
  • Sol Ulufeciler
  • Sağ Garipler Ordunun ağırlıklarını ve hazineyi muhafaza ederler.
  • Sol Garipler
  • Tımarlı Sipahiler (Atlı askerî sınıftır.)
  • Beşliler (Sınırdaki kaleleri korur.)
  • Azaplar (Bekâr erkeklerdir.)
  • Turnalar (Habercidir.)
  • Deliler (Cesaretlidir.)
  • Yörükler (Siper kazar, yol açarlar.)
  • Akıncılar (Sınırda otururlar.)
  • Yayalar ve Müsellemler (Köprü tamiri ve yol yapımında görev alırlar.)
  • Sakalar (Su taşır.)
  • Tatarlar (Postacıdırlar.)
  • Derbendci (Kapı ve köprüleri korur.)
  • Köprücüler (Köprü yaparlar.)
  • Bağlı devlet ve beyliklerin gönderdiği kuvvetler

Bölüm 8 / 8 · Kara Kuvvetleri · Eyalet Askerleri

Kapıkulu Askerleri

Kapıkulu Piyadeleri Kapıkulu Süvarileri

  • Yardımcı Kuvvetler
  • Deniz Kuvvetleri
  • (Donanma)
  • Osmanlı Ordusu

Osmanlı Devleti’nde Acemioğlanlar Ocağından usta birliklerine geçmeye “Bedergâh” veya “Kapıya Çıkma” denilir.

Kapıkulu birliklerinin görevleri

BirlikGörevi
Acemi OcağıYeniçeri ve diğer kapıkulu ocaklarına asker yetiştiren okuldur; ilk olarak Gelibolu'da kuruldu.
YeniçerilerKapıkulu piyadelerinin en kalabalık ve önemli kısmıdır; savaşta padişahın yanında, merkezde savaşır. Barışta başkentin asayişini sağlar, yangınlara müdahale eder.
CebecilerOrdunun silahlarını temin eder, bakım ve onarımını yapar.
TopçularTopları döker, bakımını yapar ve savaşta kullanır.
Top arabacılarıAğır topları savaş alanına taşır.
HumbaracılarHumbara denilen patlayıcıları (havan mermisi, el bombası) yapar ve kullanır.
LağımcılarKuşatmalarda tünel kazarak kale surlarını yıkmaya çalışır.
Kapıkulu süvarileri (Altı Bölük)I. Murat döneminde sipahi ve silahtar bölükleriyle kuruldu; sağ-sol ulufeciler ve sağ-sol garipler eklenince bölük sayısı altıya çıktı.

Yeniçeri Ocağı ve Altı Bölük

  • Yeniçeri Ocağı, I. Murat döneminde doğrudan padişaha bağlı, sürekli ve profesyonel bir ordu olarak kuruldu; Avrupa'daki ilk daimî ordulardan biri sayılır.
  • Yeniçeriler üç ayda bir ulufe alır, askerlikten başka işle uğraşmazdı. Başlarına börk giyer; ok, yay, kılıç ve ateşli silahların yayılmasından sonra tüfek kullanırlardı.
  • Ocağın en büyük komutanı yeniçeri ağasıdır; ocakla ilgili davalar Ağa Divanı'nda görülürdü.
  • Kapıkulu süvarileri merkez ordusunun en itibarlı atlı birlikleridir ve yeniçerilerden daha yüksek maaş alırlardı. Savaşta padişahı korur; padişahın silahlarını, saltanat sancaklarını ve hazineyi taşırlardı.
  • Yeniçeriler sayesinde kurulan sürekli ve maaşlı ordu, merkezî yapıyı ve saltanatın devamlılığını güçlendirdi.

Eyalet Askerleri

Atlı bir Osmanlı sipahisini gösteren gravür
Büyüt / İncele
Osmanlı sipahisi (Melchior Lorck, 1570-83)Görsel: Melchior Lorck · Kamu malı · Wikimedia Commons
  • Ordunun en kalabalık kısmıdır.
  • Geçimlerini tımardan sağlarlar.
  • 17. yy.a kadar yetişen askere tımarlı sipahi denir.
  • 17. yy.dan sonra devletin aldığı ücretli askere “Sekban” ve “Saruca” denir.
  • 19. yy.da tımar sisteminin kaldırılmasıyla “Redif Birlikleri” kurulmuştur.

Eyalet askerlerinin görevleri

  • Tımarlı sipahiler eyalet ordusunun atlı askerleridir. Tımar sahibi sipahi, dirlik geliri oranında cebelü denilen atlı askerler besleyip bunlarla sefere katılırdı. Savaşta ordunun sağ ve sol kanatlarında yer alarak hilal (kuşatma) taktiğinde önemli rol oynarlar.
  • Barış zamanında tımarlı sipahiler bulundukları bölgede güvenliği sağlar, vergileri toplar ve üretimin aksamamasını denetler. Özürsüz olarak sefere katılmayanın dirliği elinden alınırdı.
  • Azaplar bekâr Türk gençlerinden oluşan ücretli askerlerdir. Ordunun en önünde düşmanın ilk hücumunu karşılar, gerektiğinde geri çekilerek düşmanı topçu ateşine çekerler.
  • Akıncılar sınır boylarında yaşar; ordudan önce düşman topraklarına girerek keşif yapar, bilgi toplar ve düşmanı yıpratırlar.

Yeniçeriler ile tımarlı sipahilerin karşılaştırılması

ÖzellikYeniçerilerTımarlı sipahiler
Bağlı olduğu orduKapıkulu (merkez) ordusuEyalet (taşra) ordusu
Asker türüPiyadeAtlı (süvari)
Nasıl yetişir?Önce pençik, sonra devşirme sistemiyleTımar sistemiyle
Geçim kaynağıHazineden üç ayda bir ulufe; tahta çıkışta cülus bahşişiHazineden maaş almaz; tımar geliriyle geçinir, cülus bahşişi almaz
Barışta bulunduğu yerBaşkentteTaşrada, tımar bölgesinde
KomutaDoğrudan padişaha bağlıdırSancakbeyi ve beylerbeyinin emrinde sefere katılır
Askerlik dışı işKlasik dönemde yasaktırVergi toplar, güvenliği sağlar, üretimi denetler
Sınav İpucu

ÖSYM dikkat: Merkez ve taşra dengesi

Kapıkulu ordusu merkezin, tımarlı sipahiler taşranın askerî gücünü temsil eder; devlet bu iki gücü birbirine karşı denge unsuru olarak kullanmıştır. Tımar sistemi sayesinde hazineden para çıkmadan kalabalık bir atlı ordu beslenmiş, kapıkulu ordusu ise maaşlı olduğu için nakit gerektirmiştir. Bu yüzden tımarın bozulması ve maaşlı askerin artması hazineye yük getirmiştir.